Oy ve yorumlarınızı bekliyorum
İyi okumalar
•••
Şömineden yükselen odun seslerinin ortamı yumuşatmak yerine gerginliğimi artırmasının bir sebebi ben, bir diğer sebebi karşımdaki koltukta oturan Arslan'dı. Onu içeri aldım evet ve duyacaklarımdan korktuğum halde onu dinlemeyi kabul ettim. Fakat bu yaklaşık yarım saat önceydi. Yarım saattir ağzımızı bıçak açmıyordu.
"Konuşmayacak mısın?" Arslan, dirseklerini yasladığı dizlerine doğru eğik başını kaldırdığında göz göze geldik.
"Nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Gözlerindeki kırgınlığı gördükçe kelimeler boğazımda düğümleniyor."
"Sadece anlat, Arslan. Bilmezsem daha da üzüleceğim." Derin bir nefes aldı. Gözlerini tekrar çekti benden.
"Ablanla aramızdakiler," dedi ve yutkundu. "gerçek olan şeyler değildi İnci."
"Ne demek istiyorsun?"
"Sadece bir kez, bir dernek yemeğinde karşılaştık ablanla. O yemekten bir hafta sonra ofisime geldi ve bana bir teklifinin olduğunu söyledi. Tamamen mantık üzerine dayalı, duygusal hiçbir bağı olmayacak bir evlilik istediğini ve bunun benim uygun olduğumu söyledi. " Derin bir nefes aldı.
"Başta gerçekten sevgisiz bir ailede ömrümü geçirebilme fikrini düşünmek bile istemedim fakat 29 yaşımdayım. 30'uma az kaldı sürekli çalışıyorum bunlara vakit ayıramayacağım düşüncesi girdi aklıma. Bu yüzden teklifini kabul ettim ve ablan önüme bir yüzük kutusu bıraktı."
Şaşırdığımı söyleyemezdim. Ablamı tanıyordum ve kontrol mantarı bir insan elbette ailesini de kontrol etmek isteyecekti.
"Seni ne vazgeçirdi?" Gözleri gözlerime iyice kenetlendi,
"Seni gördüm, ablanın ofisine gelmiştin ve ben de evlilik sözleşmesi için oradaydım." Gözlerindeki ifade, sormamak gereken bir soru olduğunu haykırıyordu beynime.
"Çok sinirliydin ve ablanla yanımda tartıştın, fakat bana o an ne olduğunu sorsan hiçbir söylediğini orada ne döndüğünü anlatamam. Sen ve senin mimiklerinden başkası yok çünkü o ana dair hafızamda," Utanarak kaçırdım gözlerimi gözlerinden ve boğazımı temizleme ihtiyacı duydum.
"Sonra, sonrası bildiğin gibi. Ablanla aramızda olmayan o şeyi de bitirdim. İnan nişanlı sayıldığımız üç ay vardı ve biz o sürede sadece 1 defa görüştük. O da sözleşmeler içindi."
"Çok kızdı mı sen onu istemediğini söylediğinde?" Başını iki yana salladı,
"Hayır, hiçbir şey söylemedi sadece tercihimin yanlış olduğunu söyledi ve gitti."
"Anladım." Gözlerimi ona çevirmedim, yanan Alevi izledim fakat göz ucuyla ayağa kalkıp yanıma yaklaştığını gördüm.
Şöminenin yanındaki tahta sandalyede oturuyordum. Arslan adımlarını durdurmadan, önümde dikildi ve dizlerinin üzerine eğildi. Küçük ellerimi, kendi avuçlarına hapsetti ve dudaklarına götürdü. Dudakları elimin üzerine temas etmeden hemen önce, mırıldandı,
"Özür dilerim," bir öpücük kondurdu. "Seni üzdüğüm için."
Gözlerim, karşımdaki manzaraya daha çok bakmak için can attı. Sağ elimi, avucundan kurtardım, yaptığım hamleyle gözleri anında gözlerime çıktı.
Elim, şöminenin ateşiyle kavrulan yanağına gitti ve ikimizin teması, kalbimi tamamen eritti. Elim yanağında, bir süre inceledim onu. Gözlerini, saçlarını, burnunu ve dudaklarını... parmaklarım yanağında hareketlendiğini artık hiçbir hareketimin kontrolü bende değildi. Ona yaklaşan yüzümün de. Dudaklarımdan bir kelime kaçtı.
"Yanacaksın." Biraz önce aştığım mesafenin kalanını kendisi tamamladığında ihtiyacım olan şeyin bu olduğunu anladım. Dudakları nazikçe benimkileri örterken yanmanın hiçbir önemi olmadığını gösterdi bana.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cruel +18 | texting
Ficción General••• Fatih Erdener: bu gece boş musun İnci: sana da günaydın fatih Fatih Erdener: bu gece bana gel ya da ben sana geleyim İnci: nasıl olalım yuvarlanıp gidiyoruz işte, sen? Fatih Erdener: inci beni yorma Fatih Erdener: kendimi iyi hissetmiyorum ...
