•••
Fatih Erdener: bu gece boş musun
İnci: sana da günaydın fatih
Fatih Erdener: bu gece bana gel ya da ben sana geleyim
İnci: nasıl olalım yuvarlanıp gidiyoruz işte, sen?
Fatih Erdener: inci beni yorma
Fatih Erdener: kendimi iyi hissetmiyorum
...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
•••
"Ketçap mı mayonez mi?" Arslan bıkkın bir nefes verdi.
"İkisi de değil." "Pekala, birini seçmek zorunda olsan?"
"İnci gerçekten yaptığımız konuşmada mantık aramayı bıraktım fakat bunu yapmak zorunda mıyız?"
"Tabii ki zorundayız. Hayatıma girecek olan insanın her anlamda bana uyması gerekiyor. Şimdi tekrar soruyorum ketçap mı mayonez mi?"
"Mayonez."
"Aferin kurtardın. Ben de mayonez seçerdim."
"Ufkumu açtın teşekkür ederim."
"Diğer soru. En sevdiğin yemek?"
"Yemek seçmem."
"Ne güzel. Ben seçerim."
"Ciddileşeceğimiz kısmı bekliyorum."
"Bekle sen bekle. Diğer soru, en sevdiğin renk?"
"Lacivert."
"Kabul edilebilir."
"Sevdiğim renkle ne alıp veremediğin var?"
"Eğer en sevdiğin renk turuncu olaydı seni hayatımdan çıkarırdım." Arslan, kahkaha attı.
"Kolaydı öyle."
"Tahmin bile edemezsin. Next question issssss..... kedi insanı mısın köpek insanı mı?"
"İkisi de."
"Buradan da kurtardın. Kardeşin var mı?"
"Bir erkek bir kız kardeşim var."
"Ne güzel, isimleri ne?"
"Azra ve Anıl."
"3A yani. Tatlı. Yaşları kaç?"
"Azra 7, Anıl 17 yaşında."
"Yuh ne kadar yaş farkınız var?"
"Öyle."
"Pekala sorularım tükenmek üzere. Bunun rövanşını almak istersen araman yeterli."
"İstemem."
"Ha senin ne sevdiğin beni ilgilendirmez diyorsun yani?"
"Aksine senin sevdiğin her şeyi biliyorum." İnci, duyduğu sözlerden sonra utandı ve hemen konuyu değiştirmek istedi.
"Bugüne dek hiç aşık oldun mu?"
"Daha şampuanımın markasını öğrenmeden, emin misin bunu sormak istediğine?"
"Dalga geçme de cevapla."
"Oldum."
"Peki pişman oldun mu? Ben oldum çünkü." Arslan derin bir nefes aldı.
"Olmadım."
"Hala birlikte misiniz?"
"Hayır, İnci."
"A, kızdın sen."
"Kızmadım bu konunun açılmasından hoşlanmıyorum sadece."
"Ne istersem sorabileceğini söylemiştin."
"Elbette sorabilirsin ama sorduğun sorulara vereceğim tepkiye de bırak ben karar vereyim."
"Pekala. Kafamda bir final sorusu var. Dürüstçe cevaplayacağına söz ver."
"Sana yalan söylemem."
"Neden söylemezsin? Benim ayrıcalığım ne?"
"Sana yalan söylemek için sebebim yok."
"Öyleyse finalden önceki son soru. Eğer bir gün yine depresyona girip kimseyi hayatımda istemediğim bir döneme girersem ve seni de istemezsem üzülür müsün?"
"Seni anlarım."
"Üzülür müsün üzülmez misin?"
"Üzülmem ya da üzülmememsenin için bir anlam ifade edecek mi?"
"Burada soruları ben sorarım. Cevapla lütfen." Arslan, derin bir nefes verdi.
"Üzülmem."
"Neden? Hayatından çıksa da yokluğunu hissetmeyeceğim biri miyim?"
"Elbette hayır. Fakat seni uzun zamandır tanıyorum İnci. Ben senin hayatında değilken bile sen vardın benim hayatımda. O yüzden alışkınım. Üzülmem, seni anlarım."
"Tamam. Son soru. Hazır mısın?"
"Hazırım Acun Ilıcalı."
"Espri yapabildiğini görmek çok hoş. Soracağım soruyu senin bana yaklaşmandaki amacı anlamak için soracağım." Arslan'ın derin nefesini tekrar işitti.
"Anladım."
"Neyi anladın?"
"Soracağın soruyu. Kendi iyiliğin için sormanı önermem."
"Benim iyiliğimi benden fazla düşünemezsin. Soracağım o yüzden."
"Sen bilirsin İnci. Sor ve cevabını alıp rahatla. Ama sorunu cevapladığımda senden daha çok rahatlayacağıma emin ol."
"Anladım."
"Neyi anladın?"
"Vereceğin cevabı. Artık hiçbir şey için söz veremem." Arslan güldü. Fakat gergin bir gülüştü bu.
"Benim hikayemi dinlemek isteyeceğin güne kadar bekleyeceğim o zaman."
"İsteyeceğime eminsin yani?"
"Değilim ama bir gün sadece kendini görmekten sıkılacaksın. Birine ihtiyaç duyduğunda o kişinin ben olacağımı biliyorum."
"Beni sinirlendiremezsin."
"Seni sinirlendirmeye çalışmıyorum."
"Gayet de yapıyorsun. Ama yine de soracağım."
"O zaman sor ve al cevabını." Bu defa derin bir nefesi İnci çekti içine.