Marinette koşarak sınıfa daldı. Elbette geç kalmıştı. Ama sınıf boştu. Tek bir kişi dışında, Chloé Bourgeous.
Marinette, Chloé tırnaklarını törpülerken neden hiç kimsenin sınıfta olmadığını anlamaya çalıştı ki, buna gerek kalmadı.
"Ders beden ezik. Gerçi o beş karış aklınla bunu bilmemen normal."
Demek yine eskiye dönmüşlerdi. Birkaç haftadır araları iyiydi ancak Chloé Bourgeous'dan daha fazlası beklenemezdi zaten.
Marinette zaten bozuk olan morali ve onu umursamayan tavrıyla göz devirdi ve sırasına geçip kafasını masaya koyup yarım kalan uykusuna devam etmeye çalıştı.
Sertçe dürtülünce sinirle inleyerek kafasını kaldırdı. "Ne var Chloé?"
"Daha nazik konuş, ben başkan Bourgeous'un kızıyım!" diye başladığında Marinette göz devirerek kafasını masaya geri koydu.
"Kalksana!"
Marinette bu sefer ayağa kalktı ve Chloé'nin karşısına dikildi. "Bak Chloé, seninle uğraşacak durumda değilim. Git kendine uğraşacak başka birini bul."
"Adrien ile aranız bozuk diye duydum."
Chloé çok alakasız bir biçimde bunu söylediğinde, Marinette bir saniye olsa bile durdu ve sonrasında kaşlarını çatarak Chloé'yi yanıtladı.
"Bu seni ilgilendirmez."
Chloé yüzüne pek hayırlı durmayan bir sırıtış yerleştirdi ve Marinette'ye yaklaştı.
"Doğru, benim ilgi odağım küpelerin."
Küpelere atıldığında Marinette elleri ile küpelerini örttü ve geri çekildi. "Uzak dur onlardan!"
"Neden? Yoksa bir sırrın mı var?" derken hâlâ Marinette'ye ulaşmaya çalışıyordu. "Ne-hayır! Onların manevi değeri var!"
İkisi sınıfın içinde koşuştururken zil çalmıştı ve öğrenciler teker teker sınıfa girerken, Chloé ve Marinette ikilisini görenler onlara baka kalıyorlardı.
"Yalan söyleme Dupain-Cheng! Hemen o küpeleri bana ver!"
"Asla!"
Marinette öğretmenler masasının başına geçtiğinde, Chloé de karşısına geçti. "Neden?"
"Onu rahat bırak Chloé."
Hiç kimsenin bilmediği bir şekilde, Adrien Chloé'ye karşı çıktığında Marinette anında ona sertçe döndü ve, "Sen karışma Agreste." diye çıkıştı.
İki genç kız öfkeli bakışlarıyla birbirlerine yeniden döndüklerinde Bayan Bustier dersini işlemek için sınıfa girmişti. Birçok öğrenci yerlerine geçerken; Nino, Alya, Adrien, Chloé ve Marinette ayakta duruyorlardı. Lila ise sınıfın arkasındaki sırasında bu grubu izleyerek sırıtıyordu. O yokken bile onu amacına ulaştıracak şeyler oluyordu ve bu onu mutlu etmişti.
"Çocuklar, yerlerinize oturun."
Nino ve Alya ilk uyarı ile yerlerine geçerken; Adrien, Chloé ve Marinette ayaktaydı. Baya Bustier Adrien'ı da yerine otutturduğunda, geriye sadece birbirlerinden inat Chloé ve Marinette kalmıştı.
"Kızlar, yerlerinize geçin artık!"
"O oturmadan hayatta oturmam!" diye bağırdı Marinette ondan beklenmeyen bir şekilde. Oysa tek korkusu küpelerini kaybetmekti.
"Marinette!" diye öğretmen onu sesli bir şekilde uyardığında, Marinette hâlâ yerine geçmek için bir harekette bulunmuyordu. Chloé de hâlâ ayaktaydı.
"Yeter bu kadar, ikiniz de müdürün odasına!"
Chloé rahat bir şekilde sırıtarak sınıftan çıktığında Marinette de onu takip etti. Koridorun ortasında durmuş bekleyen Chloé'yi gördüğünde kendini yeni bir kavgaya hazırladı ama hayır, beklemediği bir şey oldu.
Chloé Bourgeous gerçek bir gülümseme ile yanına geldi ve onun koluna girdi.
"Sen n'apıyorsun?"
Chloé yine gülümsedi ve kolunu çeken Marinette'nin tekrar koluna girdi. "Seninle kavgalı gibiymiş gibi davranıyorum."
Marinette tek kaşını kaldırarak kolunu yeniden çekti. "Değil miyiz zaten?"
Chloé eliyle alnına vurdu. "Tabii ki değiliz aptal."
"Peeeekiiiii..."
Marinette hiçbir şeyi anlamamış olarak yoluna devam edecekti ki, Chloé onu merdivenlere çekti. İkisi beraber bahçeye indiler ve bir banka oturdular.
"Seni koruyabilmem için aramız bozuk gibi görünmeliydi."
Marinette hâlâ anlamamıştı.
"İyi de, kimden?"
"Lila'dan tabii ki! Bu sabah beynini evinde mi unuttun sen?"
Chloé'nin çıkışması ile Marinette yeniden kaşlarını çattı. "Doğru düzgün anlat ya da..."
"Ya da, ne?"
Marinette hiçbir şey söylemedi.
"Bende öyle düşünmüştüm." Marinette sadece göz devirirken Chloé anlatmaya devam etti.
"Lila'yı kendi içinden yok edeceğiz. Seninle kavgalı olduğumu düşündüğü için bana yanaşacak. Bende onun planlarını öğreneceğim ve misliyle karşılık vereceğiz."
"İyi de bunu neden yapıyorsun?" diyerek saatlerdir aklında olan soruyu dillendirdi Marinette.
"Çünkü... Ben senin en büyük hayranınım Uğur Böceği."
"Ne?!"
Marinette bağırarak yerinde sıçradığında banktan düştü fakat hemen yeniden kalktı.
"Se-sen saçmalıyorsun. Ben mi? Uğur Bö-böceği mi? Ahahahaha..."
Chloé sakince onun karşısına dikilerek elini omzuna koydu. Marinette'nin büyümüş gözleri ise omzundaki el ile Chloé'nin yüzü arasında gidip geliyordu. "Bunu kimseye söylemeyeceğim, merak etme. Ama..." dediğinde Marinette bir şeylerin geldiğini anladı.
"Ama senden bir iyilik isteyeceğim."
Marinette susup devam etmesini bekledi. "Arı mucizesini tekrar istiyorum. Emin ol, bu sefer her şey farklı olacak. Hem, ayrıca, ben başkanın kızıyım. Her şeyden haberim oluyor. Mesela bir örnek vermem gerekirse... Usta Fu! Usta Fu Paris'e geri döndü Marinette."
Marinette düşünmesi gereken daha fazla konu vardı artık.
!¡ÖNEMLİ OKUMADAN GEÇMEYİN¡!
Ben minik bir bilgilendirme yapmayı unutmuşum, o yüzden hemen yapıyorum^^
İlk olarak, Adrien'ın o herkese kayan kalbi (bi Mari'ye kaymıyo çıldırıcam) Kagami'ye kaymamış gibi düşünün. Eskiden nasıl sadece eğlenceli bir arkadaş gibi görüyorsa onu, aynen öyle devam.
İkinci olarak Luka ve Marinette sezon finalindeki gibi duygusal bir yakınlaşmaya girişti ancak abi-kardeş ilişkisi olarak. Yani Luka için Juleka neyse Mari de o.
Ek olarak Usta Fu yeni gardiyan olarak Mari'yi ilan etti ve hafızasını kaybetti, kabul. Ama bu asla Ladynoir ilişkisini etkilemedi ve Mari'nin hayatını da öyle.
Eveeeeet diğer bölüm bence sevilecek bir bölüm olacak çünkü bol bol Marichat yazacağım djdgkshskjd
Fazla diyecek bir şey yok sizi severem💙
Kediciğinprensesi🌸
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Princesse Et Chaton 1
Fanfiction→4.sezondan önce yazılmıştır "Bu gece sadece sen ve ben." 1 #karakedi 1 #miraculous 1 #marichat 1 #marinette
