- 16 -

1.9K 107 7
                                        

Merhaba! Bu bölümde 49. bölümden sonrasına gidiyoruz ama gelecekten bir kesit değil. Melis ve Kuzey'in tatlı bir anısına şahitlik edeceksiniz. Zaman hala lise zamanları :) Umarım beğenirsiniz. Yorumları eksik etmeyin :)

Romantik Gezi

MELİS

      Üzerime bahar yeşili hırkamı da geçirdikten sonra son kez aynada kendime baktım. İlkbaharın gelmesiyle beraber tüm canlılığımı dışa vurmuş, yeşilden turuncuya kadar yaşamı simgeleyen bir çok rengi üzerimde kullanmıştım. Son olarak artık iyice uzamış olan sarı saçlarımı ördükten sonra Kuzey’le beraber bu güzel bahar gününü geçirmek için hazırdım. Kesinlikle güzel bir Cumartesi günüydü ve benim için daha da güzel olacağa benziyordu. Hiç olmadığım kadar mutlu hissediyordum kendimi. Öncelikle, Kuzey ile yeniden beraberdik ve Deniz ile de aram hiç fena değildi. Ona yaptığım haksızlılığı takmamış, aksine benden ayrılıp beni Kuzey’e gönderdikten sonraki gün benim mutlu oluşumdan mutlu olduğuyla ilgili bana uzun bir açıklama yapmıştı. Ve ben de  ona haksızlık ettiğim hakkındaki birkaç düşünceden kurtulmuş, tam anlamıyla huzura ermiştim.

       Kuzey’le barışmamızın ardından 8 gün geçmişti ve bu 8 gün kesinlikle rüya gibiydi. Kuzey, sanki yeniden beni kaybetmekten korkar gibi beni sıkı sıkı tutuyor, neredeyse hiç yanımdan ayrılmıyordu. Ben de bundan pek şikayetçi değildim açıkçası.

      Son olarak üzerimdeki hırkayla aynı renk olan çantamı boynuma astıktan sonra odamdan çıktım. Az ileride olan banyonun ışığı açıktı ve her yere damlayan su şapırdılarından Mehmet’in yüzünü yıkamaya çalıştığı anlaşılıyordu. Her zamanki gibi annem mutfakta olmalıydı, çünkü kızarmış ekmek kokuları burnumda tütmeye başlamıştı bile. Ritmik adımlarla merdivenlerden indim ve mutfağa girdim. Tabakta dizilmiş olan kızarmış ekmeklerden bir parça alırken, “Günaydın.”diye mırıldandım.

    “Günaydın.”diye karşılık verdikten sonra annem önüme bir tabak iteledi ve, “Otur bir şeyler ye.”dedi.

     “Olmaz, çıkmam gerek.”dedim elimdeki ekmeği kemirmeye devam ederken. Annemin yüzünden bir anda değişik ifadeler geçti ve en sonunda kaşları çatıldı. “Kuzey değil mi?” Kızdığını düşünerek hafifçe duvara doğru sindim ve gülümsemeye çalıştım. Annem tabii ki geri kafalı bir insan değildi ama onun da bazı kuralları vardı. Eli yine beline yerleşip o meşhur anne pozunu verdiğinde, “Evet.”diye mırıldandım duyulmayacak kadar cılız bir sesle. Ama annem duymuştu.

     “Hıım.”yaptı annem gözlerini üzerimde dolaştırmaya başladı. Her geçen saniye kendimi daha rahatsız hissederken birden çantamdaki telefon titremeye başladı. Annemin bakışları telefonu açmama müsaade etmeyecek kadar deliciydi. Birkaç saniyeliğine gözlerimi yumdum ve telefonun sesini kesmesini bekledim. En sonunda ses kesildiğinde, “Gidebilirim değil mi?”dedim sanki şeker isteyen bir kız çocuğu gibi.

     “Bilemiyorum, sen söyle.”dedi annem ve tezgaha dönerek önceden yıkamış olduğu birkaç domatesi doğramaya başladı. Sıra salatalıklara geldiğinde cesaretim iyiden iyiye kırılmaya başlamıştı ve artık Kuzey’i arayıp gelemeyeceğimi söylemeyi düşünüyordum. “Lütfen.”dediğimde etkisi olacağını düşünerek telefonum bir kez daha çalmaya başladı ve ben kimin aradığını anladım. Elim çantama doğru giderken, “Gitmeliyim.”dedim ve anneme yalvarırcasına bakmaya başladım. Annem domates ve salatalıkları bir tabağa boşalttıktan sonra masaya koydu ve, “Arayan Kuzey mi?”diye sordu.

     Telefonun kapatma tuşuna basarken, “Sanırım.”dedim ürkek bir sesle. O sırada gözlerini açamayan üzerinde baştan aşağı ıslak bir pijamayla mutfağa Mehmet girdi. Sanki pijamalarını çıkarmaya üşenip duşa girmiş gibi bir hali vardı.

Melis'in Anı DefteriBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin