SÜRPRİZ TEKLİF

98 58 19
                                        


ŞEBNEM

  Ne kadar da salaktım. Erkeklerden ne beklersin ki zaten. Off Şebnem.

  Eline bana aldığı bilekliği verip "git" dedikten hemen sonra Beste'yi aramıştım. Tahminimce o da Cüneyt'e baya kızmıştı. Hiç bir sebep yokmuş kalması için. Hadi kendimi geçiyorum, Bestegil içinde mi kalamazdı. Hadi Besteyi de geçelim. O kafası dağılsın diye okul gezisine gitmişti ama Latife teyze için kalmalıydı. Bencilsin Cüneyt, sadece kendini düşünüyorsun. Arkanda bıraktıklarına dönüp bir kere bile bakmıyorsun.

  Merak etmeyin depresyonda değilim. Elimde çikolata falan da yok. Sadece müzik. Müzik ve düşüncelerim. "Gitme Kal Diyemedim" çalıyordu.

   "Gidiyorsun bilmediğim uzaklara,
    Bakarken ardından gitme kal diyemedim
                                  ...
   Seviyorum seviyorum seviyorum  
   diyemedim"

  Tam o an şarkı bölündü. Babamm arıyor..

   "Alo. Babacığım"

   "Birtanem iyi misin?"

   "İyiyim babacığım. Sen nasılsın? Napıyorsun?"

   "Senin sesin sanki biraz farklı geliyor. Bir şey mi oldu?"

   "Yok baba ya bir arkadaşımla tartıştık da ondan yani sorun yok."

   "Anladım. Ben de iş yerindeyim. Toplantım var şimdi."

   "Kolay gelsin baba. Seni seviyorum."

   "Bende seni seviyorum kızım. Kendine dikkat et".

   "Görüşürüz baba".

  Babamla aramdaki bağ çok kuvvetliydi. Annemle babam ben sekiz yaşındayken ayrıldılar. İlk önce annemle kalıyordum daha sonra annem evlendi. Annem evlendiğinde ben on bir yaşındaydım. Babamla kalmak istemiştim. Çünkü annemin evlenmesini hiç istemiyordum. Altı aylık bir uğraş sonu velayetim babama verildi. Annemle de iletişimim kopmadı ama daha az görüşmeye başladık. Babamla annem de çok nadir görüşüyorlardı. En son birbirlerini gördüklerinde yirmi yaşındaydım ve doğum günüm için toplanmıştık. On bir yaşından beri babamla yaşıyorum ve babam hayatımdaki en önemli insan. Bu konuya nereden geldim ya. Her neyse artık eve gitmeliyim.

  Oturduğum banktan kalktım ve evimin yolunu tuttum. Evimin yolu dediysem de lafın gelişi dedim, babamla birlikte kaldığımız evden bahsediyorum. Pizzacıdan çıkıp arabama bindim ve evin yolunu tuttum. Yirmi beş dakika sonra eve varmıştım. Çantamdan anahtarımı çıkarttım ve kapının kilidini açtım. İçeriye girdim ve ayakkabılarımı çıkartıp ev terliğimi giydim. Şimdi diyorsunuzdur sen zenginsin ayakkabını niye çıkarıyorsun diye. Zengin olabilirdik ama eve ayakkabılarımız ile girmiyorduk. Odama geçip üzerimi değiştirdim. Üstüme, üzerinde sarı bir civciv olan beyaz badimi giydim. Altıma ise rastgele taytlarımdan birini geçirdim. Hava almak için evin balkonuna çıktım. Balkonumuz geliş sayılırdı. Salıncak vardı. Buraya ilk taşındığımızda çok istemiştim. Babam da beni kırmayıp almıştı. Yıllar geçmiş olsada hala sağlam.

  Salıncağa oturup kafamı geriye doğru yasladım. O sırada minik Balım'ım yani kedim kucağıma atladı. Onu severken bugün olanları düşündüm. Cüneyt bugün sorunun annesiyle ilgili olduğunu söylemişti. En azından ben öyle anlamıştım. Neden bana anlatmıyordu ki? Bana güvenmiyor muydu? Kafam bir sürü soru vardı ve bunların cevabı sadece Cüneytteydi ama onu da arayıp soramayacağım için mecburen düşüncelerle boğuşmaya devam edecektim. Neden bir anda bana karşı soğudu ki? Yaptığım yanlış bir şey mi olmuştu? Off Cüneyt sana inanamıyorum. "Kalmak için hiç bir sebebim yok" ne demek ya? Nasıl sebebin olmaz. Bana anlatsan beraber çözebilirdik, ben hep senin yanında olurdum. Ama sen gitmeyi tercih ettin. Belki de şuan uçaktasındır, gidiyorsundur. Arkana bir kere bile dönüp bakmadan, burada hayalleri suya düşmüş bir kız bırakarak gidiyorsundur.

ELVEDAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin