10 . Bölüm : Belki

369 32 22
                                        

Kocaman bir aynanın yere çarpışı gibi düşüyorum yeryüzüne ve binlerce parçaya dağılıyorum . Korkarım ölmüyorum , öldüğümü düşündüğüm noktada başlıyorum hayata . Yaşamak bu olsa gerek ; aynalar gibi düşüp bin parçaya bölünmek . Ve her bir parçası bir araya geldiğinde büyümek ; büyümek ve sonunda tek bir parça halinde yeniden ölümle dirilmek.. Kendimi aynalarla karşılaştırıyorum uzun zamandır ; bir bir çıkarıyorum ortak yönlerimizi açığa . Olup olmadık zamanlarda kendimde kayboluyorum ve aynalarda silik bir görüntü halini anlıyorum , benliğimden hiçbir şey katmadığım hayatlar oynatıyorum sinema perdesinde . Sonu hep hayal kırıklığıyla biten senaryolar üretiyorum seri bir şekilde. Diyorum ya ; kendimden hiçbir şey katmıyorum ya da katamıyorum hayat perdemde oynattığım senaryolarıma . Onlar sadece benim senaryolarım , her biri kırık bir ayna parçası ve her birine farklı bir görüntü oluşmuş bunu da yeni yeni fark ediyorum ki , hayat bir yansıma . Önemli olansa kimin kime ne kadar yansıdığı , aynanın ayna karşısında . Geçen zamanla birlikte kırık parçalarımı toparlıyorum , yeryüzüne çakıldığımda etrafa saçılan benden olan o bin bir parça . Her parça candan bir parça ama aynanın kalbinden çok uzakta . Ve üstelikte her parçada ayrı bir görüntü oynatılan senaryolar başka . Her parçamda ayrı bir sureti , başka bir olayı buluyorum . Hayatımın her anı başka bir parçada saklı ve yaşadıkça bütünleşiyor ayna . Parçalar kendiliğinden aynanın ait olduğu kısmındaki yerinde alıyor zamanla . Öyle ya , insanın hayatı boyunca yaşadığı olaylar kırık ayna parçalarına benzer ve her bir parçada ayrı bir suretinizi bulursunuz . Etrafta ne kadar parça varsa sizin hayatınızda da o kadar kırılmış, dağılmış yaşanılan bir şeyler vardır . Her bir parça insanın bir başka yüzüdür. Herkes için ayrı parça vardır, kendini yaşatabileceği . Her parçayla bir başka yöne savrulmuş çevresine uyum sağlamaya çalışan canlılar gibi büyük ya da küçük değişimler geçirmişsinizdir .

Yola çıktığınız gibi değilsinizdir artık , hayat başladığınız gibi bitirmenize izin vermez, bütün parçalarınızı tek tek toplatır size . Başlangıçların sonunda duran bitişler gibidir bu parçalar, hep bir şeyler katar size ya da bir şeyler eksiltir benliğinizden . Ve üstelik de bu süreçte durmadan değişmeye, değişirken dönüşmeye mahkûmsunuzdur istemeseniz de. Kendinize baktığınızda ve içlerinde birilerinin yansımalarını gördüğünüz ayna kırıntılarını toplarsınız . Gün gelir bütün parçalarını toplamanın verdiği huzurla yeniden dirilirsiniz . Şuan bana olduğu gibi ...

Üzerimde sanki çok büyük bir ağırlık vardı , nedenini bilmiyordum . Ölmüştüm ben ölüler hafiflemezmi ? Bilmiyorum çünkü daha önce hiç ölmedim . Etraf çok sesizdi çıt bile çıkmıyordu . En sonunda gözlerimi açmaya karar verdim . Açtım ve karanlık bir tavanla göz göze geldim . Öteki tarafta tavan olduğundan emin değilim . Gözlerim bedenimde dolandı . Sadece beyaz bir hastane önlüğü vardı . Öteki tarafta hastane önlüğü giyindirildiğinide düşünmüyorum . Ardından gözlerim bana ağırlık veren şeye döndü . Yanımda yatan atlas uluhan . Bütün herşeyin sebebi . Peki öteki tarafta atlas uluhan varmıydı ? Sanmıyorum o buraya fazla gelirdi . O zaman ben ölmemişmiydim? Ama vurulmuştum ben kalbimin tam ortasından hisetmiştim o acıyı . Yanımda yatan atlasa çevirdim gözlerimi tekrar . Elim havaya kalktı ve kahverengi yumuşacık saçlarına dokundum , o gerçekti hayatımda hisedemediğim kadar gerçek .

Ölmemiştim yaşıyordum . Ne ben bir cesetim nede o bir katil . Yapamamıştı işte anlamıştı bu şekilde çözemiyceğini . Anlaması için beni mi vurması gerekiyordu ?

Yüzünü inceledim ay ışığının bana yardımcı olmasıyla . O uyurken çok farklıydı mesela hep çatık olan kaşları dümdüzdü , çenesini sıkmıyordu , yeşil gözleri kapalıydı. Atlas uyurken olması gerektiği gibiydi . Elini karnımdan çekti ve gözlerini araladı , yeşil gözlerini kahverengi gözlerime dikti . Dudağında beli belirsiz bir gülümseme oluştu .

" öldürmemişsin ? " bunu daha çok soru sorar gibi sormuştum .

" canım istemedi . "

" haa yani canın isteğince yeniden mi vurucaksın ? "

Dudakları daha çok kıvrıldı .

" belki . "

" ben ceset olmadım sende katil . "

" mutlumu oldun ? "

" tabiki , öldürülmek hoşuma gitmezdi değilmi ? "

Merak ediyordum neden beni öldürmediğini neden vazgeçtiğini .

" Atlas . "

" Derin . "

Her derin dediğinde vücudumu bir titreme sarıyoru ilk kez adımı seslendiğinde abimi öldürmekle tehtit ediyordu beni o yüzden korkuyordum işte .

" neden öldürmedin beni ? İntikamından vazmıgeçtin ? "

" geçmedim . Sadece bunu belki başka yolarla yapabilirim . "

Anlamamıştım intikamını başka nasıl alıcaktıki ?

" intikamını başka nasıl alabilirsinki ? "

Kolumdan tutu ve beni yavaşça kendise daha çok çekti , burnum göğsüne denk geldi ve kokusu burnumu sardı . Onunla bu kadar yakın olmak istemiyordum ama bir şekilde sürekli birlikteydik .

" sen bunları düşünme küçüğüm uyu ... Uyuyunca herşey geçer. "

Yaşamak dedikleri bu işte. Ne yaparsan yap, önünde kader, arkanda keder.
İkisinin toplamı bir hayat eder.























Son .

Atlastaki RotaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin