twenty one

1.5K 156 168
                                        

❝Seni güldürdüğüm zamanı hatırla. O sesi tekrar duymak isterdim. Yüzünün iki tarafında da oluşan çizgileri özlüyorum ve şu an tek sahip olduğum şeyin bu olmasından nefret ediyorum.❞

- Clinton Kane, Fix It to Break It

"Merhaba baba, nasılsın?" dedi Roseanne gülümseyerek. Uzun zaman sonra ilk defa görüntülü konuşuyorlardı, yüzlerini görmek ister istemez Roseanne'i mutlu etmişti. Babası sıcak bir gülümsemeyle telefon ekranına baktı. Kızını çok özlüyordu. Ayrı ülkelerde olmak bazen gerçekten çok zor oluyordu, özlemek işin en zor kısmıydı. Kolunu yanında duran eşinin omzuna attı ve birlikte kızlarıyla konuşmaya devam ettiler.

"İyiyim güzel kızım, sen nasılsın?" dedi Bay Park. Keyfi yerindeydi. Klasik konuşmalar bittikten sonra Roseanne konuya girdi.

"Benim sizinle bir şey konuşmam gerekiyor."

"Bir sorun mu var kızım?" dedi annesi. "İyi misin? Sağlığın yerinde mi?"

"İyiyim anneciğim, endişelenme. Sadece bir şeylerden size de bahsetmem lazım."

Babası kaşlarını çattı ve dinlemeye koyuldu.

"Biz Jeongguk'la boşanıyoruz."

Annesinin gözleri kocaman açıldı. 

"Neden kızım?"

"Başka birisi vardı. Jeongguk beni aldatıyordu. Bir sene oldu. Sonunda boşanmaya karar verdik." dedi. Babası çok sinirliydi. Annesi duyduklarına inanamıyordu.

"Ve sen aylarca bunu bizden sakladın mı?" dedi babası. "Ne olursa olsun birbirimize karşı her zaman dürüst olacaktık Roseanne. Bunu bizden neden sakladın? Bize yalan söyledin."

"Hayır baba, yalan söylemedim. Sadece bilmenizi istemedim çünkü boşanmamı söyleyecektiniz ve ben henüz boşanıp boşanmak istemediğimden emin değildim." dedi Roseanne. "Bizden bebek haberi bekliyordunuz ve birden size aldatıldığımı söyleyerek hayallerinizi yıkmak istememiştim."

Annesi telefonu eşinin elinden aldı.

"Kızımın acı çekmesi bir torunumuz olmamasından daha kötü bir şey Roseanne. Bunu bize söylemeliydin. Yanına gelirdim. Bunları yalnız atlatmak zorunda kalmazdın."

Roseanne gülümsedi.

"Anneciğim yalnız değildim. Lalisa en başından beri yanımdaydı ve beni bir an bile yalnız bırakmadı. Jaehyun da öyle. Jeongguk'un anne babası da aynı şekilde. Üzüldüm ama daha iyiyim. Yakında her şey bitecek."

"Biz yanında değildik ama Roseanne, bunun bir ebeveyn için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyor musun?" dedi babası. Kızının üstüne gitmek istemiyordu ama sitemini de göstermek istiyordu.

"Haklısınız, daha önce söylemem gerekirdi. Üzgünüm."

"Üzgün olması gereken biri varsa o da Jeongguk. Özür dileme. Eğer orada olsaydım onu öyle güzel benzetirdim ki..." dedi babası. "Duruşmanız ne zaman?" 

"Üç gün sonra." diye yanıtladı babasını Roseanne. 

"Pekâlâ, yarına uçak bileti alıyorum. Annenle geleceğiz."

"Baba hayır, hiç gerek yok." 

Babası kendi telefonundan bilet alırken itiraz eden Roseanne'e bakmak için kafasını kaldırdı. İtiraz etmesini istemiyordu. 

"Roseanne sana kaç kere daha itiraz istemediğimi söylemem gerek? Yarın orada olacağız, programını ona göre ayarlasan iyi edersin."

"Ama baba işlerin ne olacak?" diye sordu Roseanne çaresizce. Ailesinin Jeongguk'la karşılaşmasını istemiyordu.

cruel game | rosékookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin