''Bantla mı?'' Diye araya girmişti Changbin. ''Dolabın altına elim girmiyordu bende bandı kaleme sarıp altına soktum.'' Demiştim kendimden emin bir şekilde. ''Tebrikler Louisa.'' Demişti Felix kulaklıktan bense yerime geçmiş ve oturmuştum.
İlk iş günü bittikten sonra hemen çıkmış ve eve gidiyordum ki Minho bana seslenmişti. ''Emilia'' Dediğinde ona dönmüştüm. ''Efendim'' Dedim durduğum yerde o ise bana biraz daha yaklaştıktan sonra elindeki dosyayı uzatmıştı. ''Bu Redmoon ile bildiklerimizin bir kopyası ihtiyacın olabilir diye vereyim dedim.'' Demişti nefes nefese. ''He artı olarak bence iyi bir başlangıç yapmadık aramıza hoş geldin.'' Dedi elini sıkmam için uzatarak. 'Elimi sıkarsa belki daha çok şey görebilirim.' Diye geçirmişti içinden.
''El sıkışmayı pek seven birisi değilim temastan hoşlanmam.'' Dedim gülümseyerek. ''Ah pardon.'' Dedi hayal kırıklığına uğradığını belli eden bir ses ile. ''Gidebilir miyim?'' Dediğinde tabi demişti.
Arabama bindikten sonra Felix konuşmaya başlamıştı. ''Temastan hoşlanmaz mısın?'' Diye sormuştu, derin bir nefes almış ve cevap vermiştim. ''Aklını okudum elimi sıkıp daha çok şey görmek istedi. Herhalde her şeyi görüp de yakalanmamızı istemezsiniz.'' Dedim elimde ki dosyaya bakarak. ''Bizim hakkımızda hiçbir şey bilmiyorlar, ellerindeki bu kadar bilgi ile bizi yakalamaları çok zor.'' Dedim dosyayı koltuğa fırlatarak. "Bu bizim işimize gelir." Dedim ön camdan dışarıya bakarak. "Elinde ki şeyi bize getir ondan sonrasını biz yaparız." Dedi Jisung.
Kafamı arkaya atmış sonra da sağ doğru eğdiğimde Minho'nun uzaktan bana baktığını görmüştüm. "Şimdiden bir hayranım var sanırım." Dedim sırıtarak. "Çok komik, eminim neden kendi kendine konuştuğunu sorguluyordur." Dediğinde dikleşmiş ve arabayı çalıştırmıştım. Küçük aynadan baktığımda hala arabaya baktığını görmüş sonrada gözden kaybolduğunu görmüştüm. Eve gelmiş ve dosyaları onlara vermiştim. "Teşekkürler Louisa." Demiş ve elimden almıştı Seungmin. "Ben odamdayım." Deyip yukarı gitmiştim.
Minho'nun Ağzından
Emilia onu izlediğimi fark edince oradan uzaklaşmıştı. İçeri girmiş ve bizimkilerin yanına gitmiştim. "Sizce Emilia ve Arianna biraz garip değiller mi?" Demişti Hyunjin odaya girdiğimde. "Dimi sanki birbirleri ile iletişime geçiyorlarmış gibiydi." Demişti Chan sandalyede oturarak. "Oh gelmişsin. Nereye gittin koşarak? Elinde ki dosya neydi?" Dedi Changbin bana bakarak.
"Emiliaya Redmoon ile ilgili bilgileri verdim." Demiştim masama geçerek. Onlarda benim gibi gariplik sezmişlerdi. "Ne diyeceğim Louisa'nın dosyası hala duruyor mu?" Diye sorduğumda Hyunjin kafasını sallamıştı. "Daha önce 3.grup tarafından bir dosyaları olmuş ama yakalayamamışlar." Dedi Chan dosyaları tuttuğumuz dolabı açarak. Dosyayı almış ve bana uzatmıştı. Alıp baktığımda silah satıcılığında yakalandıkları yazıyordu ama kaçmışlar. "Deliller hala duruyor mu?" Dediğimde kafasını salladı.
"Hyung al" demiş ve Hyunjin'in yanına gitmiştim. "Neden istedin ki?" Diye sordu Changbin. "Emilia'nın başı dönmüştü hatırladınız mı? O zaman ona dokunduğumda sakinleştirici iğne ve bir yatak gördüm kendisini benden o kadar hızlı çekti ki sanki biliyormuş gibiydi." Dediğimde Chan kaşlarını çattı. "Sakın bana ikisinin de aynı kişi olduğundan şüphe ettiğini söyleme." Dediğinde kafamı sallamıştım. "Minho sana inanamıyorum" demiş ve o vakada olan tek delili önüme koymuştu.
"Bir dakika ben anlamadım"
"Louisa'nın deliler hastanesinde yattığını söylemiştin, orada hastalar kötüleştiğin de sakinleştirici verilir yatakta onun kaldığı odada ki yatak olmalı." Dediğimde o da Chan gidi şaşırmıştı.
Delili elime almış ve bakmıştım. Bir orman vardı iki kız iki erkek görüyordum, tanıdık bir ses. Bunlardan bir tanesi Louisaydı yanında bir kız ile konuşuyordu kırmızı saçlara sahipti. Sonra siren sesleri duyuldu Louisa silahını çıkartmış ve o tarafa tutmuştu. Gözlerimi açtığımda aslında bu delilin Louisaya ait olduğunu anladım. Üstünde Luna yazıyordu. "Bu onun" dedim sakince.
Jisung'un Ağzından
Louisa'nın dediği gibi bizim hakkımızda çok fazla bir şey bilmiyorlardı. Dosyayı almış ve incelemişti Felix. "Bunların hepsi önemsiz" demiş ve masaya atmıştı.
"Ne yani içinde hiçbir şey yok muymuş?" Dedi Seungmin şaşkınca. Saçlarımı geriye atmış ve masaya yaslanmıştım. "Cidden bir kaç önemsiz şey için mi bu kadar uğraşıyorlar. Bizden isteseler bunların iki katını bulabilirdik." Dedim sinir ile. Felix ayağa kalkmış ve bilgisayarının oraya gitmişti. Masaya yaslanmayı bırakmış ve büyük boydan boya olan camın oraya gitmiştim.
Elimi cama yaslamış dışarı bakarken Felix konuştu. "Lee Know. İnsanlar ona daha çok Minho diye sesleniyormuş. Yirmi sekiz yaşında daegot-myeon, gimpo güney korede doğmuş, kız kardeşi ve annesi ile yaşıyor, on üç yaşındayken babasının ölümü üzere dedektif olmaya karar vermiş, 2013 yılında sınavı geçmiş yaklaşık sekiz senedir aynı yerde dedektifmiş." Dedi sessiz ve hafif sinirli bir ses ile. "Benden üç yaş mı büyük?" Dediğimde kafasını salladı. "Kardeşi ile ne var." Dedim ona dönerek. "Lee Della on üç yaşında ortaokul öğrencisi, ses üzerine okuyor. Onla ilgili bunlardan başka bir şey yok." Dedi arkasına yaslanarak.
"Kız kardeşini hedef alalım mı?" Dedi Jeongin tek kaşını havaya kaldırarak. "Olabilir ama kıza zarar vermeyeceğiz sadece küçük bir uyarı." Demiştim Felix'e doğru yürüyerek. Yanına gelmiş ve bilgisayarına baktım. "Bir çok şeyle uğraşıyor. Gün içerisinde neler yaptığını bulalım ona göre hareket ederiz." Dedim dikleşerek.
"Jeongin Louisa'nın çıkış işlemlerini halledersin bir adam yollasan yeter." Dedi ona bakarak. Kafasını sallamış ve bilgisayarına geçmişti. Telefonu almış ve HooJoong'u aramıştım. "Hyung Chan'ı hatırlıyor musun?" Diye sordu. Kafamı sallamıştım o da sözüne devam etti. "Bir kız kardeşi var o da orada çalışıyor adı Bang Aden, 25 yaşında, Avustralyalı, ek iş olarak çocuk yurdunda çalışıyormuş." Felix lafını bitirdikten sonra bana bakmıştı. "Söylediklerini duydun değil mi?" HooJoong'a sormuştum. "Evet"
"Güzel sen Aden ile ilgilen ben Minhoyu alırım." Sırıtmıştım. Telefonu kapatmış ve bizimkilere baktım. "Bugün dinlenin yarın işe koyuluruz" demiş ve odadan çıkmıştım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Criminal
FanfictionDünyada doğru dürüst kimsenin bilmediği özel insanlar vardı. Jisung ne kadar bir suçlu olarak gözüküyor olsa da aslında o özel insanları bir araya getiriyordu ama bu aradığı özel insanlardan bir tanesini onu hapse tıkmak için senelerini vermiş olan...
