ぬFive

461 45 23
                                        

5

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

5.Bölüm

🎼 LeeHi & Crush - For You

"Sen başıma gelmiş en iyi şeydin."

Lalisa'yla bir süre öpüştükten sonra kendimi onun kucağına bırakmış ve uyuyakalmıştım. Ertesi gün, havanın hâlâ karanlık olduğu saatlerde uyandığımda salondaydım. Lalisa'nın üzerinde uzanıyordum. Ancak bunu uyanır uyanmaz kavrayamamıştım. Sıcak göğsünün üzerinde duran kafamı kaldırıp uykulu bir şekilde etrafa bakındığımda ve bakışlarım, üzerimde olan bakışlarıyla birleştiğinde aklım yavaş yavaş yerine gelmişti ve pozisyonumuzu anladığımda gözlerimi büyüterek doğrulmaya çalışmam hiç de yavaş gerçekleşmemişti.

Lalisa kalkma girişimimi belimdeki elleriyle beni kendine bastırarak engel olduğunda üzerine düşmüştüm. "Kalkma, böyle kal." demişti boğuk bir sesle. Bakışlarımı yeniden ona çevirip annemin görebileceğini söylemek için ağzımı araladığımda, beni şaşırtarak dudaklarını dudaklarıma bastırmış ve beni bu şekilde susturmuştu. Üstelik hemen geri de çekilmemişti.

Bir elini çeneme koyup küçük bir baskıyla dudaklarımı aralamamı sağlamış, alt dudağımı kavrayarak ıslak bir şekilde öpmüştü. Geri çekildiğinde şaşkınlığa gömülmüş bir şekilde ona bakakalmıştım. O ise elini kafamın üzerine koyup, kafamı göğsünün üzerine geri yaslamış, "Annen gelmedi." demişti. "Uyu hadi."

"Uyuyamam." demiştim kafamı yeniden kaldırarak. Lalisa kaşlarını kaldırıp nedenini sorgularcasına bana baktığında ise "Konuşmamaız gerekmiyor mu?" diye devam etmiştim. "Çünkü aklımda binlerce soru var ve üstüne... Lalisa... tanrı aşkına, neden üzerinde uzanıyorum?"

"Çok rahat olduğu için üzerimde uyumak istediğini söylemiştin." demişti ifadesini bozmadan. Bu söyledikleriyle birkaç saat öncesinde neler olduğu aklıma gelmişti. Onun öpüşüne karşılık verirken, acemiliğimin üzerini kapatmak ister gibi hızlı ve serttim. Öyle ki Lalisa'nın elindeki kontrol bana geçmişti. Ben de bu fırsattan yararlanarak ikimizi kotluğun yanına götürmüştüm. Tek isteğim Lalisa'nın kucağına çıkmaktı. Ancak ulaştığım tek sonuç Lalisa'nın bacağını kahve sehpasına çarpıp acıyla sızalanarak benden ayrılması olmuştu.

Endişeyle onu koltuğa oturtmuş, "Üzgünümüzgünüm." diye soluksuz şekilde özür dileyerek sehpaya çaptığı bacağını kontrol etmek için kıyafetine uzanmıştım. Ama elim son anda Lalisa tarfından durdurulmuştu. Beni kendine doğru çekmiş, yan bir şekilde kucağına düşmemi sağlamıştı. Bu şekilde kaldığımız yerden devam etmiştik.

Bir süre sonra da yorulmuş, çenemi Lalisa'nın boyun girintisine yaslayarak üzerine uzanarak uyumam hakkında birkaç şey söylemiştim.

Hatırladıklarıma birlikte "Tuhaf bir geceydi." diye mırıldandığımda, Lalisa kafasını aşağı yukarı sallamıştı. "Kesinlikle."

"Ve bu gece hakkında konuşmamız gerekiyor."

"Kesinlikle." demişti bir kez daha. Sonra bakışları dudaklarıma inmişti. İç güdüsel olarak dilimi dudaklarımda gezdirmiş, derin bir nefes almıştım. Onu bir kez daha öpmek istiyordum. Dudakları şeker gibi tatlıydı, onların bağımlısı olmak çok kolaydı. Ama ondan daha önce konuşma isteğimi gidermek istiyordum. Çünkü Lalisa'nın itirafı çok aniydi. Beklemediğim bir anda, beklemediğim bir şekilde gelmişti ve doğal olarak, aklımda birçok soru işaretini ortaya çıkarmıştı. Bu yüzden, onun üzerinden kalkmış ve "Konuşalım." demiştim.

"Şimdi mi?" diye sormuştu Lalisa. Oturur pozisyona geçip gözlerini pencereye çevirmişti. "Güneş doğuyor."

"Ben uykumu aldım." demiştim omuz silkerek. Bununla kafasını sallamıştı. Böylece tekli koltuğa oturup rahat bir pozisyon alarak bakışlarımı ona çevirmiştim. "Lalisa... Bana her şeyi anlatmanı istiyorum. Çünkü dün dediklerinden hiçbir şey anlamadım. Üstelik, tanrım, bana karşı romantik hislerin olduğu düşüncesi aklımın ucundan bile geçmemişti. Bana karşı çok normaldin. Bir arkadaştan fazlası olamaz gibiydin."

"Bu biraz derin bir konu." demişti bakışlarını ellerine indirerek. "Hepsini anlatabileceğimden emin değilim."

"O zaman anlatabileceğin kadarını anlat, seni daha fazlası için zorlamam." dediğimle bakışları gözlerime çıkmış, dudaklarında küçük bir gülümseme peydahlanmıştı.

"Aslında, başta sana karşı hiçbir şey hissetmiyordum. Yalnızca bana yardım eden biriydin, ne fazlası ne eksiği. Sonra, teyzene beni 'ailenden biri' olarak gördüğünü söylediğini duydum. Tarifsiz bir andı. Bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağlamak istemiştim. Bu tabir çok güzeldi. Benim o güne kadar hiç ailem diyebileceğim birileri olmamıştı. Bana bir insan olduğumu bile unutturacak kadar kötü şeyler yaşatan insanlarla karşılaşıp dururdum sürekli."

"Sen başıma gelmiş en iyi şeydin." demişti. Cümlesinin ardından gözlerinin doluşuna anbean şahit olmuştum. "O gün böyle düşünmüştüm. Sonra da olanlar oldu işte. Kendimi senden hoşlanırken buldum. Bunu fark ettiğimde -ki bu iki hafta öncesine falan denk geliyor- geçmiş... geçmiş kendini tekrar ederse diye korkmaya başlamıştım. Sen iyi bir insandın, bana değer veriyordun... Bunları biliyordum. Bana asla zarar vermeyeceğini de biliyordum."

"Yine de korkumun önüne geçemedim. Hâl böyle olunca da duygularımı engellemeyi seçtim. Arkadaşından fazlası olamaz gibi göründüğümü söylediğine göre gerçekten de bu işi iyi yapmış olmalıyım. Bunlara rağmen neden dün gelip de sana itiraf ettiğime gelirsek... Annenle olan konuşmalarınızı duydum. Romanti-"

"Ne?" diye şaşkınlıkla sormuştum. Lalisa büyüyen gözlerime bakıp sesli bir şekilde gülmüştü. "Geldiğimde kavga ediyordunuz, beni fark etmemiştiniz. Bu yüzden ben de bozuntuya vermedim."

"Akşam oturup bu konu hakkında biraz düşününce, heyecandan öleceğimi zannetmiştim. Ve gariptir ki, o an içimdeki korkular yok olup gitmişti. Sadece seni düşünüyordum. Aklım, bana bakarken gülümseyen yüzünle doluydu. Bunu fark ettiğimde, kendimi daha fazla tutmak istemedim."

Lalisa, sessizliğin ortamı ele geçirmesine izin verip elini koltuğun boş kısmına vurmuştu birkaç kez. Yan bir gülümsemeyle oturduğum yerden kalkmış, yanına oturmuş ve oturduğum gibi kucağına girip kollarımı beline sarmıştım. Başım boynuna oldukça yakındı ve tatlı kokusunu alabiliyordum. Birkaç gün önce gizlice onun kokusunu solumaya çalıştığım anları düşününce o an bir rüya gibiydi.

"Seni seviyorum." demiştim. İçim huzurla dolup taşıyordu. Lalisa'nın üzerimdeki etkisi hafife alınamayacak kadar çoktu. "Ben de. Ben de seni seviyorum, Jennie." Lalisa kısık bir sesle mırıldandıktan sonra kollarını bana sararak saçlarımın üzerine küçük bir öpücük kondurmuştu.

Ne kadar sürdüğünü bilmiyordum, annem eve gelene kadar Lalisa'yla sarmaş dolaş oturup rastgele şeyler hakkında konuşmuştuk. Annem geldiğinde ise, "Annem şimdilik bizi öğrenmesin olur mu? Başımın etini yer, buna dayanamam. En iyisi onu biraz hazırladıktan sonra söyleyelim." demiş, dudaklarına kısacık bir öpücük bırakıp ondan ayrılmıştım. Lalisa gözümün içine bakarak dudağını yalamış, sonra da yüzünde bir sırıtışla kafasını aşağı yukarı sallamıştı.

İşte, Lalisa bu şekilde sevgilim olmuştu.

O gün kendi kendime bir söz vermiştim; Lalisa'nın güvenini boşa çıkarmayacak ve onu incitmeyecektim. Ve bu söz, hikayesinin devamını öğrendiğimde benim için varoluş amacından farksız bir hale gelecekti.


They Never KnowHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin