Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
10.Bölüm
🎼 Taeyeon - What Do I Call You
"Artık seviyorum."
❁
Evde sürekli hareket eden adımların ve ablamın sesiyle uyandığımda saat henüz sekizi beş geçiyordu. Bu saat normal uyanma saatimden daha geç olsa da, bugünün izin günüm olması ve dün gece, iş yerimin düzenlediği kamptan gece yarısından sonra geldiğim için oldukça geç bir saat uyuduğum gerçeği ile gözlerimi bile açamamıştım. Ancak bu halde oflayarak doğrulmuş, sıcak yatağımdan çıkmıştım. Zira ne kadar uykum olursa olsun, uzun zamandır annemle kavgalı olan ablamın evde ne işi olduğunu merak etmiştim.
Yatağın yanında duran terlikleri giyip siyah sabahlığımı üzerime geçirmiş ve odamdan ayrılmıştım. Koridora çıkınca daha net duymaya başladığım annem, "Onu burada bırak ve git." diyordu. Sesi hiç doğruyu söylüyormuş gibi çıkmıyordu, muhtemelen yalnızca kararından kolayca dönmeyen bir kadınmış gibi davranıyordu. Ablam biraz daha yalvarınca da onu eve kabul edecek ve kızını her hatasına rağmen kabul eden yüce gönüllü anne moduna girecekti.
Gerçekten... çok tuhaf bir kadındı.
Yarısını açtığım gözlerinle basamakları yavaşça inmiş, ardından salon kapısıın önünde durmuştum. Omzumu kapı pervazına yaslayıp kollarımı karnımda bağlayarak bakışlarımı içeriye çevirdiğimde salonun ortasına dikilen annem ve ablama bakmıştım. Jisoo, dizlerinin üzerine çökmüş ve ellerini kulaklarına koymuştu, annem ise tam önünde kollarını bağlamış bir şekilde duruyordu. Onlardan başka iki kişi daha vardı ve bunlar da daha önce fotoğrafını gördüğüm yarı Amerikalı eniştem Eric ve küçük yeğenim Rina'ydı.
"Anne! Neden böyle yapıyorsun? Ağlayacağım yemin ederim! Rina'yı bırakıp nasıl gidebilirim?" diye ağlamaklı bir sesle konuşan ablamla annem "Bana ne?" diyerek omuz silkmişti. Biraz sonra ablam, iç çekerek ağlamaya başladığında koltukta oturan Eric şaşkınca gözlerini büyütmüştü. Ancak annem ve benim mimiklerimiz bile oynamamıştı. Zira onu tanıyorduk. Bir şeyi yaptırmak istediği zaman timsah gözyaşları dökmeye başlardı.
Başta ona inanıyorduk ama onu babamla telefonda konuşurken bundan bahsedip kıkır kıkır güldüğünü gördüğüm günden sonra ayrım olmadan bütün gözyaşlarına inanmayı bırakmıştık.
"Anne!"
"Bayan Kim! Onu neden ağlattınız? Lütfen biraz merhametli olun!" Kucağındaki Rina'yla ayağa kalkıp tıpkı ablam gibi ağlamaklı konuşan eniştemle birlikte uykum biraz açılmış bir şekilde gülerek içeriye doğru birkaç adım atmıştım. İçerdeki herkesin bakışları beni bulmuş, annem bana gizlice göz kırpmıştı. "Anne bırak da kalsın. Üç aylık çocukla ne yapacaksın tek başına?"