|Ertesi gün|
Esen'den devam
"Telefonumu karıştırdın mı sen" dedim otel odasının kapısından çıkmak üzereyken.
Yatakta yayılmış televizyon izleyen Bade "Evet" diyip elini mısır kasesine daldırdığında gözlerimi devirdim.
"Yüzsüz ya yüzsüz.."
"Kapıyı kapa"
"Yok kapatmıycam kanka, arada gelir giderler fena mı olur? La havle la havle" diye söylenerek odadan çıktım.
Otelden hızlı adımlarla ayrıldım. Çarşıdan bağazı ihtiyaçlarımı almak için çıkmıştım. Karşıyaka yakın olduğundan oraya gidiyordum.
Dünden beri Bora'ya mesaj atmadığımdan garip hissediyordum. O da yazmamıştı.. Ayrıca ben hâlâ bir karar verememiştim. Bunalıyordum, düşünmekten başka bi çağrem yoktu biliyorum ama sıkılıyordum. Düşünmek istemiyordum.
Bencillik mi yapıyorum...
Seviceğim kişiyi seçebilsem onu seçiceğim kesin ama yinede ne bileyim.
Olmuyordu işte.
Bunlarla kafamı meşgul ederken deniz tarafından sahile yaklaştığımı farkettim. Kayalıkların üzerinden yürürken yüzüme buruk bi gülümseme yerleşti.
Burada oturmuştuk.
Elini ilk kez tutup kokusunu ilk kez içime çekmiştim. Bir kağıda beraber sözler yazmıştık, birbirimize itafen. Özel sözler... Sevgimizi anlatan sözler.
Acaba beni özlüyor mudur?
Yani umrumda olduğundan falan değil ama-
Kimi kandırıyorum.
Hâlâ acı çekiyorum, hâlâ özleminden kokusu burnumda tütüyor.
Enayi Esen...
Sevgili yaptı, seni aklının ucundan dahi geçirmiyordur. Hatta unutmuştur. Sen aptal anıların acısıyla kendini yakarken o silmiştir her şeyi.
Elimi kalbimin üzerine koydum, uzun uzun nefes alıp vermeye başladım.
Denize arada bakıp önüme dönüyordum. Kısık bir sesle kendi duyabileceğim şekilde şarkı mırıldanmaya başladım.
"Bakkala diye çıkıp, sana gelesim var.. Hemen bu gün olmasa da seni acilen göresim va-"
Sözlerimi bölen gördüğüm şey olmuştu. Daha doğrusu gördüğüm kişi...
Kişiler?
Tuna ve sevgilisi.
Beraber kayalıkların üzerinde el ele tutuşmuş denizi izliyorlardı. Ellerinde bir kağıt ve bir kalemle.
Kahkahasını duyduğum an yanaklarımın üzerinden gözyaşlarım akıp gitmeye başladı. Ard arda düşen göz yaşlarına aldırmadan onları izliyordum.
Kayalıkların üzerine olduğum yere oturdum. Alt dudağımı ısırıyordum. Mutlu görünüyordu, mutlu olması güzeldi...
Neden onun mutluluğu kalbimi eline alıp sıkıyordu ki?
Tırnaklarım avuç içime geçerken ayağa kalktım. Yanlarına doğru adım adım gidiyordum. Gözyaşlarımı gram umursamadan yanına doğru ilerliyordum.
Tam önünde durduğumda ela gözleri gözlerimi buldu.
Buruk bir tebessüm ve nefretimin verdiği karışık duygularla yüzüne bakarken kız kafasını kağıttan kaldırıp bana baktı.
"İyi misin?" diye sordu bana.
Tuna "Kaybolmuştur" diyip ayağa kalktı. Pantolonunu silkeledi. Kızın bileklerinden tutup kendine çekti ve ayağa kaldırdı. Belini kavradı...
"Biz gidelim boşver" dediğinde kızın kaşları çatıldı.
"Kaybolmuşsa bile yardım etmemiz gerekiyor, baksana nasılda tedirgin..." dedi. Bana döndü tekrardan. "Nasıl yardımcı olabilirim?" diye sordu.
Tuna'ya döndüm. "İyi kandırıyorsun insanları.." diye mırıldandım.
Kolumu sıkıca kavrayıp "Git burdan" derken ela gözleri koyulaşmıştı.
Kız "Tanışıyor muydunuz?" diye sordu. Onu umursamadan Tuna'ya bakıp "Peki ona ne zaman söyleyeceksin gerçekleri? Buraya gelip ne yapıyordunuz?" diye sordum. Kızın elindeki kağıda baktım.
Kağıdı ani bi refleksle alıp baktım. İkiye ayırıp birbirlerine sözler yazmışlardı, aynı bizim yaptığınız gibi.
"Açıklaman lazım çünkü kendini özel sanıyor. Muhtemelen senin için özel bir kız olduğunu düşünüp yaptığınız her şeyi benimle yapmadığını sanıyor."
Tuna kolumu dahada sıkarken "Git." diye tekraladı.
Kolumu kendine çekip ondan kurtardım.
"Burda oturup sana sarılırken, mavi gökyüzünün beni kıskandığını söylerdin. Güzel olduğum için... Gökyüzünden bile güzelsin derdin. Ona da mı aynılarını söylüyorsun?"
Kızın yüzü iyice düşmüştü, sadece bizi izliyordu.
"Beni unutamayan sensin. Evine git Esen."
"Hani iki yabancıydık? Öyle demiştin.. Hoş beni aldatanda sensin."
Sinirden güldüm. Yumruğumu dahada sıkarken etrafımı işaret ettim.
"Burası bizimdi hani? Denizler, kayalıklar, bu toprak değil. Başka bi dünyadaydık? Benimleydin, burayı benim için seçmiştin. Oraya yazdığın herşeyi ben sana yazmıştım. Bizim şarkımızdı.. Sen bana aşıktın hani?"
Cevap vermeden önümde duruyordu. Tek yaptığı şey susmaktı. Susup duygusuz bir şekilde yüzüme bakmaktı.
"Benmişim gibi davranıyorsun kıza. Onunlayken beni hatırlıyor musun? Anılarımızı? Dejavu oluyor musun Tuna?"
🐣🦋
Bu lanet olası bölümü de yayımladıktan sonra oy sınırı koyup gidiyorum🥺🤞🏻
Oy sınırı; 18
Yorum sınırı; 60
Hoşçakalın
Mwah

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Civcivim |Texting
Short Story"Bak şu lanet olası gözlerime, beni üzmen için bile yalvarıcak kadar sana muhtaçlar."
