Yeter ki onursuz olmasın aşk 🌈
Happy pride month 🌈
İki hafta geçmiş, Ali'nin babası geldiğinden iki gün sonra resmi olarak ortağı olmuştu pastanenin. Henüz bir sorun çıkmamıştı. İki haftadır sadece iki üç kere uğramıştı. Kendi işine de devam ediyordu diğer yandan. O yüzden pek uğrayamıyordu. Geldiğinde Duha'ya ve öğle araları gördüğü oğluna selam veriyordu. Baba ve oğlun arasında soğukluk asılı kalsa da en azından bir problem olmadan yan yana durabiliyorlardı.
Şimdi Duha tarafından pastanenin arkasına sürüklenmişti. Burası hem pastane çalışanlarının hem de market çalışanlarının sigara içmek için kullandığı alandı. Kameraların görmediğinden emin oldukları için rahatça takılıyorlardı. Duha sigara kullanmadığına göre tek derdi Ali'ydi.
Ali kolu bırakılınca cebindeki paketi çıkarmaya davrandı ve Duha'nın oflayıp göz devirmesine neden oldu. Tamam, birazcık sinirlendirmek için yapıyordu ama nikotine de ihtiyacı vardı. Tüm ciddiyetiyle konuştu.
"Ne oldu? Sigara içmeye gelmedik mi?"
Duha kaşlarını çatarak paketi almaya hazırlanan elini kendine çekti.
"Sence onun için gelmiş olabilir miyim?"
Ali gülerek cıkladı. Ellerini boynuna sardı esmer çocuğun.
"Olamazmışsın."
Ardından sevgilisini ensesinden tutup dudaklarına kapandı. Dudaklarına küçük küçük aşk öpücükleri kondururken Duha'nın dudakları her öpücükte daha fazla geriliyordu. Ali'nin ise o gülümsedikçe daha çok öpesi geliyordu. Öpüşmeyi ateşlendirmeden başını esmer boyna daldırdı bu defa. Derin derin öpüp geri çekildi.
Geri çekilmesiyle kara gözlerin kendine nasıl güzel baktığını görmüş ve kalbi bir kuş misali çırpınmaya başlamıştı. Esmer olan bu mesafeye dayanamamış gibi sevgilisinin önce alnına sonra burnuna son olarak da dudaklarına minik öpücükler bıraktı.
"Çok seviyorum." diye fısıldadı. Ne söylediğinin farkında bile değildi. Ağzından çıkması gerekiyormuşçasına çıkmıştı kelimeler. Parmaklarını Ali'nin saç diplerinde gezdirirken Ali mayışmıştı. Pek fazla vakitleri olmadığını biliyordu. Bu yüzden işine geri dönmeden evvel elini cebine atıp paketi çıkardı ve Duha'nın tatlı dokunuşları eşliğinde sigarasını yaktı.
Duha telefonunu içeride bırakmıştı. Gittiğinden bu yana on saniyede bir arama geliyordu ve parlayan ekranı gördükçe Ahmet kendi kendine kafayı yiyordu. Bir insanı arıyorsan ve açmıyorsa müsait değildi işte, bunu anlamayacak ne vardı. O salak sarı pipi bunu kavrayamıyor olacak ki sürekli arayıp duruyordu.
Derin bir nefes verip Elif'e yaklaştı. Kızı dirseğiyle dürttü. Elif ona yandan bir bakış atıp poğaçaları paketlemeye devam etti. Ahmet müşteri kasaya geçince ödemesini alıp eski yerine döndü. Her zamanki gibi Duha kasayı ona bırakmıştı.
"Pişt Elif. Selçuk Duha'yı arayıp duruyor sabahtandır."
Minyon kız onun bu sinirli duran hâline göz devirdi.
"Ay sanane Ahmet."
"Ne sanane ya? Gıcık oldum. Al yine arıyor."
Birkaç saniye sonra kararan ekrana baktı ikisi de.
"Duha döner gelince. Boşver sen."
Telefon tekrar çalmaya başlayınca başından beri düşünülmesi gereken şimdi aklına gelmişti. Bu çocuk niye durduk yere beş yüz kere arasın ki?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MİSAFİR - B×B
Ficção AdolescenteDuha, yalnız yaşayan ve küçük bir pastanede kasiyerlik yapan bir gençti. Bir gün işten boş eve geldiğinde çok içten bir dua etti ve Yaratıcı bu isteğini geri çevirmedi. Evet, Duha sessiz evinde birinin ayak sesini işitmek istiyordu ama bir konuda he...
