altı

42.8K 2.8K 422
                                        

Üzerimdeki ince örtüyü attıktan sonra başımın ağrısıyla oflayarak uyandım. Sadece başım değil, koltukta yattığım için sırtım da feci şekilde ağrıyordu. Gözlerimi açmaya çalışıp yalpalayarak kalktım. Sehpanın üzerinde duran gözlüğümü gözlerime yerleştirdikten sonra tuvalelete girip rutin işlerimi hallettim.

Onur gece en son kafayı bulduğunda zar zor konuşup odaya gideceğini ve partinin bittiğini söylediğinde yanında bir kız vardı. Kız da en az Onur kadar sarhoştu. Beraber odaya geçtiklerinde hemen ilk işim kalkıp oturma odasına yerleşmek olmuştu. Yanlış anlamayın heteroseksüel insanlara fobik değilim ancak birlikte yaptıkları işi de görmek zorunda da değilim.

Tekrar oturma odasına döndüğümde mutfaktan sesler geliyordu. Onur benden de beter bir halde yüzünü buruşturmuş kahve yapmaya çalışıyor, her yeri dağıtıyordu. Beni fark etse de öylesine bir bakış atıp tekrar kahvesine döndü. Ben de koltuğun üzerindeki örtüyü toplamaya döndüm. Gerçi koltuğu toplasam ne olurdu? Tüm ev darmadağındı.

Koltuğu topladıktan sonra mutfağa ilerledim ve dolabı açtım. Dün gece partiden kalan içkiler ve diğer içecekler dolabı kaplamıştı. Gözlerimi kısıp eğilerek dolabın için turladıktan sonra küçük bir şişe süt bulduğumda sevinçle çıkardım. Bu evde biraz olsun yiyebileceğim bir şeyler olmasa açlıktan ölürdüm sanırım.

"Bugün temizlik şirketi gelecek. Bu evi tek başımıza temizleyemeyiz diye çağırdım. Birkaç saatliğine evden çıkmamız gerekiyormuş. Ne yapıyorsan yap artık." dedi Onur. Birbirimize arkamız dönük olduğundan gözlerimi devirdim.

"Tamam." diye mırıldandım ve süt şişesinin son kullanım tarihini okumaya döndüm. Tarihinin geçmediğini gördüğümde gülümsemem daha da genişlemişti. Koşar adım odama çıktım ve bavulumun içinden cüzdanımı çıkardım. Bu birkaç saatlik arada belki kütüphaneye gidebilirdim. Bir yerlere gidebilmem için illa mecburiyette kalmam saçma bir durumdu evet ama haftasonu gerçekten yapacak hiçbir şey bulamıyordum.

Cüzdanımı biraz kısa olan şortumun ön cebine koyup yine koşar adım kapıya doğru ilerledim. Kapının yanında duran ayakkabılıktan ayakkabılarımı alıp giydim. Üzerimdeki tişörtü düzeltirken gerek olmadığını bilsem de dayanamayıp nezaketen,

"Ben markete gidiyorum bir şey ister misin?" diye sordum Onur'a. Kısık gözlerini bana çevirip kahvesini içerken baştan aşağı garip bir şekilde süzdü. Tiksinirmiş gibi bakıyordu ve bu bakışlar beni çok rahatsız ediyordu. Sanki yanlış bir şey yapıyormuş gibi hissediyordum.

"Yok sağ ol." dedi sert bir sesle. Omuz silkip hızlıca çıktım. Bir an önce Cocopops'umu alıp yemek istiyordum. Bahçeye çıktım ve elma ağacına kısa bir bakış atıp marketin yolunu tuttum.

————

Elimdeki poşetle beraber tekrar eve döndüm. Hızlıca kapıyı açarak içeri girdim ve yine hızlıca mutfağa koştum. Onur ortalıkta görünmüyordu ancak banyodan su sesi geliyordu. Duşa girmiş olmalıydı, umursamadım. Dolaplara bakınıp bana yetecek büyüklükte bir kase bulduğumda dudaklarımı yalayarak parmak uçlarımda rafa uzandım. Boyum yetmemişti. Oflayarak gözlüğümü düzelttim ve çabucak masanın yanından bir sandalye getirdim. Üzerine çıktıktan sonra kaseyi tezgaha bıraktım. Dolabın kapağını kapatacağım sırada kaselerin içinde küçük bir paket görünce kaşlarımı çattım ve diğer kapağı da açtım.

Kaseyi elime alıp içine baktığımda kanımı donduran beyaz ilaçları görmüştüm. Gözlerim dehşetle açılırken paketi elime aldım. Kafamı aniden çevirdiğimde dolabın kapağına çarpıp popomun üzerinde tezgaha düştüm. Elimdeki kase ellerimden sıyrılıp büyük bir gürültüyle yere düştü. Parçaları her yere saçılırken onu bile umursayacak durumda değildim şu an. Şaşkınlıkla elimdeki pakete baktım.

Uyuşturucu olduğuna emindim ama bunu Onur kullanıyor olamazdı. Pekala o birçok kötü şeyi yapabilirdi ancak uyuşturucu buna dahil değildi. Ayrıca geçen yıl proje ödevim sayesinde uyuşturucuyu ve uyuşturucunun zararlarını gayet iyi öğrenmiştim. Onur da bunların hiçbiri yoktu. Zayıf değildi, gözleri morarık değildi, dişleri bembeyazdı... Bu paket ona ait olamazdı. Bunu buraya kim getirmiş olabilirdi ki?

Banyonun kapısının açıldığını duyunca gözlüğümü düzelterek bağırdım.

"Onur!"

"Ne oluyor Bulut ne düştü?!" dedi uzaktan gelen sesi.

"Onur çabuk gel!" Ben de gidebilirdim ancak kesik tabağa basmaktan korkuyordum o yüzden tezgahın üzerinden bir milim bile oynamamıştım.

Onur mutfağın başında sadece altındaki havluyla göründüğünde üzerine bakmamaya çalışıp elimle gelmesini işaret ettim. Kaşlarını çatıp saçlarını geriye ittirdi ama yanıma geldi.

"Tabak mı kırdın?" dedi kırık tabağa bakarak.

"Hıhı ama onun için çağırmadım."

"Ne oldu geveleme de söyle hadi." dedi sabırsızca. Gözlerimi devirip elimdeki paketi uzattım. Çatık kaşları daha da çok çatılırken tereddütte kalsa da aldı.

"Ne bu?"

"Neye benziyor sence?" dedim yeniden gözlerimi devirerek. Normalde olsa kızardı ancak şaşkınlığı daha ağır bastığından olsa gerek elindeki paketi evirip çevirdi.

"Nereden buldun sen bunu?"

"Kasenin içinden."

"Kim bırakmış?"

"Nereden bileyim ki ben?"

Durdu. Yalnızca birkaç dakika düşündü ancak aklına ne gelmişse artık bir anda başını kaldırıp yüzüme baktı.

"Hasiktir!" diye bağırıp paketi sıktı. Gözleri öfkeyle dolup taşarken paketi sıkan eli fazla sıktığı için titriyordu. Onu bu zamana kadar çok fazla sinirli görmüştüm ancak bu sinir bana olan sinirinin yanında bir hiçti.

"Kim neden yapmış?" diye sordum çekinerek.

"Dur, bekle burada sakın ayrılma bir yere." dedi işaret parmağını kaldırarak. Ellerimi fayansa yaslayıp başımı salladım usulca.

Banyoya tekrar döndü. Sifonun çekilme sesini duyduğumda pakettekileri döktüğünü anlamıştım. Çok sürmeden elinde süpürge ve paspasla beraber döndü. Altımdaki cam kırıklarını toplayıp çöpe attıktan sonra yeri paspasladı. Cam kırığı kalmadığında emin olana kadar paspası sürmeye devam etti. Ben ise yerimden dahi kıpırdamıyordum korkudan.

Odasına çıktıktan 5 dakika sonra giyinmiş bir şekilde döndü. Altında siyah bir pantolon üzerinde de tişört vardı. Biraz etrafa bakındıktan sonra telefonunu buldu ve tekrar mutfağa döndü.

"İn sen aşağı." dediğinde ikiletmeden aşağı atladım. Dudaklarımı büzdüm ve hala fayansı tutan ellerimi ayırıp sütü aldım.

Ben Cocopops'umu hazırlarken Onur da Mete'yi aramış hemen gelmesini söylemişti.

————

an itibariyle olaylara giriş yapmaya başlamış bulunmaktayız!!!

Elma Ağacı (bxb)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin