2 ay sonra,
Yatakta ters bir şekilde uzanmış, kısa tişörtümün açıkta bıraktığı karnıma elimi koymuş heyecanla telefonumu dinliyordum. Daha doğrusu Onur'la konuşuyordum.
"Gelecek misin yani?" derken yine heyecanıma engel olamamıştım.
"Geleceğim."
Oflayıp tek bir hamlede baş aşağı yatar şeklimden normal uzanmaya geçtim.
"Çok özledim seni Onur galiba akşama kadar bile dayanamayacağım."
"Ben de özledim, daha erken yokmuş uçuşlar. Akşama anca gelebilirim maalesef." Sesi üzgün çıkıyordu.
Sahte bir kızgınlıkla
"Bir daha gidersen beni de götür ama. Bilsem bu kadar ayrı kalacağız bavuluna atlardım."
"Ya ne yapsam beni seni cebime falan mı koysam böyle?" dedi dalga geçerek.
"Ben daha iyi bir fikir duymamıştım." dedim gülerek.
O da güldü.
Yatağımdan kalkıp dolabımın karşısına geçtim. Bir elimle telefonu tutarken diğeriyle kapağı açtım ve kıyafetlerime baktım.
"Neyse sevgilim söyleyecek başka bir şeyin yoksa gidip giyinmem lazım."
"Yok bebeğim, benim de gitmem gerek. Görüşürüz."
"Görüşürüüüüzzz." diyip telefonu kapattım.
2 haftadır annemle kalıyordum çünkü Onur şehir dışındaydı. Öyle ya da böyle aile mirasları babasından sonra Onur'a geçeceği için yazın ofiste çalışmaya başlamıştı yavaştan. Yani başlamıştı derken sadece 2 kere gitmişti, biri bundan önce ofisi görmek için diğeri de şimdiydi.
Evde tek kalmamı istememişti. Atlas da ailesiyle tatilde olduğu için anneme gelmiştim.
Dolabıma bakınıp mavi kot şort ve göbeğime kadar gelen beyaz, üstünde minik bir gökkuşağına sahip olan tişört çıkardım. Çorap ve iç çamaşırlarımı da çıkarıp yatağın üzerine koydum ve uyuşuk adımlarla duşa ilerledim.
Yaz aylarını seviyordum ama sürekli terlemek ve neredeyse günde 2 kez duş almak zorunda kalmak... Hiç de cazip değildi.
Aklımdaki değişik şarkıyı mırıldanarak saatler sonra kucağında olacağım sevgilim için hazırlanmaya başladım.
————
"Anne!" Evin içinde anneme bakınmaya üşendiğim için odamdan dışarı çıkıp yüksek bir sesle bağırdım.
"Söyle hayatım!" diye karşılık verdiğinde çalışma odasından gelen sesle beraber kapımı kapatıp bavulumu çekerek yanına ilerlemeye başladım.
Kapıyı açıp kafamı içeri uzattım ve önce ne yaptığına baktım.
Ahşap masasının başında elinde ve önündeki bir sürü kağıtla uğraşıyor, önündeki bilgisayara bir şeyler yazıyordu. Dalgın ve yoğun görünüyordu çünkü her zaman açık bıraktığı güzel siyah saçlarını alttan topuz yapmış, rujunu çıkarmıştı. Masanın köşesinde bir bardak dokunulmamış şarap duruyordu. Bunu bile unuttuysa sahiden çok işi var diye geçirdim içimden.
"Ben evime dönüyorum." Gülümseyip arkasına yaslandı.
"Onur geldi mi?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Elma Ağacı (bxb)
Teen FictionBir homofobikle aynı evdeyken hayatta kalma sürem ne kadar olabilirdi? Not: Yazdığım ilk kurgu olduğu için cringe öğeler fazlasıyla mevcuttur.
