sekiz

43.5K 2.7K 1.3K
                                        

Kulağımda kulaklığımla beraber okula yaklaştığımda başımı kaldırıp kulaklığımı çıkardım. Bugün hava birazcık serindi ancak  güneş parıl parıl parlıyordu.

Okuldan içeriye girdiğimde yine hiç kimseyle muhattap olmamaya özen gösterip sınıfıma ulaşmıştım. Her zaman oturduğum sıraya çantamı koydum ve gerekli kitaplarımı çıkarıp öğretmeni beklemeye başladım.

Aradan 5 dakika geçtiğinde sınıfın kapısında Onur ve Mete önde olmak üzere diğer arkadaşları görünmüştü. Gözlerimi üzerlerinde fazla tutmadan tekrardan önüme döndüm. Arka sıraya çoktan geçtiklerini az çok görebilmiştim ama.

Onların hemen ardından kısa bir sürelik şaşkınlığa uğramama neden olan Atlas içeriye girmişti. Siyahlı mavili saçları ve sırıtan yüzüyle oldukça neşeli görünüyordu. Saçlarını geriye ittirip sıralara doğru ilerlediğinde sınıftaki hemen herkes şaşkınca ona bakıyordu. Genelde yeni öğrenciler müdürle beraber içeri girerlerdi ve müdür de her zamanki konuşmasını yapardı.

Sıraların arasından geçerken gözgöze geldiğimizde daha çok gülümseyip bir anda çantasını fırlattı. Yüzüme çarpmasından korktuğum için başımı eğdim. Çantası başımın üzerinden geçip duvara çarpmış ve hemen yanımdaki sıraya düşmüştü. Önündeki boş sıranın üzerinden atlayıp benim bulunduğum yere geldi ve yanıma oturdu.

"Günaydın." dedi. Bir elini tanışmak için uzatmış iyice geriye yaslanmıştı.

"Gün-naydın?" dedim biraz afallamayla. Elini sıktığımda kollarını ensesine yasladı.

"Ne değişik bir tesadüf öyle değil mi?" Gözleri Mete'ye değmiş ancak hemen sonra tekrar bana dönmüştü.

"Biraz."

"Tanışmamız pek hoş olmadı. Yani odana izinsiz girmek falan delikanlı adama yakışmadı onu diyorum. Kusura bakma. Baştan tanışalım."

"Sorun değil sanırım. Bulut ben."

"Ben de Atlas."

"Memnun oldum."

"Ben de!" Sonra durdu ve çok hafif arkasına baktı.

"Ne zaman bırakırlar bakmayı?" Gülümsedim.

"Bırakmazlar."

"Desene yarrağı yedik." Kaşlarım şaşkınca havalanırken tekrar önüme döndüm.

Atlas'la konuşmayı istiyordum aslında ama gerçeği öğrendiği zaman kendinden iğrenmesini de istemiyordum. Bağ kurmak kolay bir şeydi ancak o bağın kopması da aynı şekilde kolaydı. Yani çok bağlanmamakta her zaman fayda vardı. Zaten onunla şimdiden arkadaş olmak isteyen insanların arasında beni istemeyebilirdi.

____

Dersler bitip de öğle yemeği zamanı geldiğinde sevinçle kalemliğimi topladım. Bugün her zamankinden çok acıkmıştım ve bir an önce yemeğe inmek istiyordum. Sıramı ittirip Atlas'ın geçmesini bekledikten sonra ben de çıktım. Tam bir adım atmıştı ki bir kolunu dostane bir şekilde omzuma attı.

"Ben de geleyim yoksa yemek ben olacakmışım gibi hissediyorum." dediğinde güldüm. Omzumdaki eli kendimi garip ama anlamsız bir şekilde mutlu hissettirmişti.

Beraber merdivenlerden inerken kolunu indirmiş etrafına bakınmaya başlamıştı. Arada bir durup bana birilerini gösteriyor kim olduğunu soruyordu. Ben de bildiklerimi söylüyordum. Çoğunu da bilmiyor oluyordum. Onur ve Mete merdivenlerden inerken önümüze geçtiğinde Atlas Mete'nin arkasından bakıp dil çıkardı. Gülmemek için kendimi tutmam gerekmişti bu sefer.

Elma Ağacı (bxb)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin