alkkkayla bu bölümü ona ithaf etmek istedim çünkü yorumları ve kitaba olan ilgisi beni çok mutlu ediyor ☁️
Uyandığımda gördüğüm ilk yüz dün olduğu gibi bugün de Onur'un yüzüydü. Dünden farklı olarak bugün uyanmamıştı, gözleri kapalıydı. Üzerinde tişört yoktu. Bir elini boynumun altından geçirmiş, diğerini belime koymuştu. Benimse bir elim göğsünde, diğeri sırtındaydı. Köprücük kemiği burnumun hemen dibindeydi ve tam olarak ne olduğunu çözemediğim ama çok hoş olan kokusu buram buram burnuma geliyordu.
Bir telefon melodisi onu izlemekten beni ayırabildiğinde kaşlarımı çatarak baktım. Benim zil sesim böyle değildi, Onur'un telefonuydu sanırım ama Onur hiç duymuyormuş gibi uyumaya devam etti. Belki önemli bir şeydir diye düşünüp kollarından kurtuldum ve telefona baktım. Ceyda yazısını görünce kaşlarım çatılmıştı bile.
Sinirle alt dudağımı ısırıp başımı yastığa gömdüm. Çığlık atsam duyar mıydı? Salaklaşma Bulut.
"Kalk ya kalk telefonun çalıyor." dedim kolunu dürterek. Sinirliydim, hem de çok.
Onur anlamıyormuş gibi kıpırdandı. Telefon susmuştu bile. Biraz daha kolunu sarsıp çatık kaşlarımla yüzüne baktım. Tek gözünü aralayıp bana baktı.
"Ha?"
"Telefonun çalıyor. Sabah sabah Ceyda diye birisi arıyor. Hayır kimse bu Ceyda? Sabahın köründe arama cürretini nereden ve kimden buluyor? Ne yapayım sinirden yastığı mı ısırayım seni mi ısırayım?! Hep mi arayacak bu seni? Niye arı-"
Eliyle ağzımı kapattı.
"Sus tamam beni ısır. Özür dilerim aramayacak bir daha kimse, sus ama tamam mı?" dedi hala uykulu ama üzgün bir sesle.
Ağzımı kapatan avuç içini ısırdım.
"Ağh, aaa delirdin mi?" dedi bu sefer sinirliden çok eğlenen bir şekilde.
Omuz silktim.
"Isır demiştin."
Gülerek gözlerini ovuşturdu.
"Engellesene o numarayı." dedim masum çıkan sesimle. Yüzüne de tatlı tatlı gülümsemeyi unutmadım.
Elbette onun kız arkadaşları da olabilirdi. Benim sorun ettiğim kızın niye aradığını biliyor olmamdı. Bu konuda tepki göstermem bence gayet normaldi.
"Yok-" Sinirle dişlerimi omzuna geçirdiğimde tıslayarak geri çekildi.
"Bebeğim sen böyle beni hep ısıracak mısın?" dedi sızlanarak. Daha sert ısırdığımda hafifçe göğsümden ittirdi.
"Dur ısırma ağh, engellemeye gerek yok bugün gidip yeni hat alalım. Birisini engellesem diğeri çıkacak." Kafamda söylediği fikri tartıp başımı salladım. Toptan çözüm kesinlikle daha iyiydi.
"Evet mantıklı," Omzuna eğildim. "Yine de bu ısırmayacağım anlamına gelmez." dedim ve acıtmamaya dikkat ederek ısırdım. Gülerek karnımı gıdıkladı. Dikkatim hemen karnıma toplanmıştı bu yüzden çekilmeye çalıştım.
Birkaç dakika ben nefessiz kalana kadar karnımı gıdıkladığında yüzüm kızarınca bırakmıştı beni. Birlikte yataktan çıktık. Lavaboya girip rutin işlerimizi hallettikten sonra yine birbirimizle buluştuk.
Birlikte mutfağa ilerledik, Onur ocağın başına geçti. Dolaptan bir elma çıkarıp bana verdi ve beni tezgahın üzerine oturttu.
"Lens alacağım." dedim aniden.
Kaşlarını çattı.
"O nereden çıktı?"
"Bilmem ki öyle istiyorum. Rahatsız ediyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Elma Ağacı (bxb)
Teen FictionBir homofobikle aynı evdeyken hayatta kalma sürem ne kadar olabilirdi? Not: Yazdığım ilk kurgu olduğu için cringe öğeler fazlasıyla mevcuttur.
