۵26۵

1.8K 103 89
                                        

Asiye

Sabah kalkıp klasik bir rutin ile kahvaltımı hazırlamaya başladım. Tabi eylemler rutin devam etsede son bir haftadır her zamankinden daha mutluydum.
Mutluğumun sebebini düğün gecesi sayesinde bizimkilerde anlamış oldular.

"Günaydın güzeller güzeli ikizim ve benim fındık parem"

Ömer tüm neşesi ile odasından çıkıp bardaklara çay doldurduğum sofraya otırdu.

"seni böyle görmeyi özlemişim Asiye"

"nasılmışım ki"

"mutlu"

Ömer'in dediği ile yerime otururken gözlerimi ondan ayırmadım.

"uzun zamandır bu kadar içten gülmüyordun kızım. İnkar etme. O senin için çok kıymetli bunu bir kez daha ispatladın. Bir kez daha beni bu duruma kabullendirdin. Adam ikizimin gönlünü öyle bir almış ki."

Ömere utangaç bakışlarımla bakmaya başlayınca o da bana yaklaşıp elleirmi ellerinin arasına alıp öpmüştü.

"iyi ki de almış. Evet medeni bir kardeş olmayabilirim ama kardeşimi bu kadar mutlu eden bir adamı kabullenmezsem bu da kardeşliğe sığmaz"

Dolan gözlerim ile ömerin boynuna sarılmıştım hemen.

"nasıl yani, Doruk abimi döndü abla"

Emelin sorusu ile ikimizde gözlerimizi silip bize merakla bakan emele döndük.

"nerden anladın sen bakayıp fındık kurdu"

"e ablamın gönlünü alan dedin. Doruk abiden başkası olamaz ki"

"bak bak, laflara bak. Asiye sence de emel yaşına göre fazla şey bilmiyor mu. Bunun dilini bi koparmak lazım"

Ömerin gülerek kurduğu cümlelere emel dilini uzatarak karşılık vermişti.
Tabi ki yaşından fazla şey biliyordu. Hayat ona yaşından büyük acılar yaşamıştı çünkü.

________

Kahvaltımı ettikten sonra okula gelmiştim. Yine erkenciydim her zamanki gibi. Öğretmenler odasına girip klasik sabah rutinim olan haberleri okumaya başlamıştım telefonumdan. O sırada yavaş yavaş gelen meslektaşlarıma selam vermiştim. Esra yanıma geldiğinde yanağımı öpüp yanıma oturmuştu.
Bakışlarım kapıdan giren her hocaya kayıyordu ama aradığum gözler girmeyince istemsiz tedirgin olmuştum.
Esra benim bu hallerime gülüp benim sormak isteyip de sormadığın soruyu sormuştu.

"kaan hocam, Doruk hocamız yok mu, gelmedi sanki"

"evet ya, raporluymuş bugün"

Duyduklarım ile yine kafamda senaryolar kuruldu. Neden raporluydu ki hasta mı olmuştu yoksa. Hastaysa kim bakacaktı ki ona. Kendimden bike beklemediğim bir çıkışla sorduğum soruya kaan hoca da şaşırmıştım.

"nesi varmış, hastamıymış"

"evet sanırım, müdür bey dedi bana da, onun derslerine ben gireceğim de"

Aldığım cevaba karşılık başımla onaylayıp aniden kalktığım sandalyeme geri oturdum.

Dersler boyunca sürekli dalgındım. Öğrenciler de fark etmişti bu durumu. Neyin var diye sorduklarında geçiştirmeye çalışmıştım. Taa ki sınıf öğretmenleri olduğum sınıfıma girdiğimde. Onlar benim çocuklarım gibiydiler o yüzden geçiştirmelerime inanmadılar ve üstelediler.

🌼AsDor🌷Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin