17

312 47 11
                                        

Sabah olmuştu. Gözlerimi araladım ve etrafa bakındım. Çok az uyumama rağmen inanılmaz dinlenmiş uyanmıştım. Hala jeonginin yanındaydım. Dönüp ona baktığımda hala uyuyordu. Telefonunu elime aldım ve saate baktım. Saat sabah altıydı. Yorganın içinden çıktım , çıplaktım ve yerdeki kıyafetlerimi alıp giydim. Tül gömleğimi üstüme geçirdim ama düğmelerimi iliklemedim. Dün gece yaşananları hatırladım ve gülümsememe engel olamadım. İnanılmaz bir geceydi.

Jeongine baktım. Çok derin uyuyordu ve uyurken çok masum gözüküyordu. Gerçi uyanıkken de öyle gözüküyordu. Onu uyandırmamak için parmak uçlarımda yürüyerek odadan çıktım. Mutfağa geldim ve olabildiğince sessiz olarak kahvaltı hazırlamaya çalıştım.

Jeongin'in dilinden

Uykudan uyanıp kendime geldikten sonra ayağa kalktım. Çıplak olduğumu fark etmemle beraber aklıma dün gece olanlar geldi ve yüzüm kızardı, sırıttım. Hyunjinle beraber uyumuştuk ama hyunjin yatakta yoktu. Yoksa erkenden kalkıp gitti mi diye düşünüp üzüldüm. Onu şimdiden çok özlediğimi fark ettim. Hyunjinin çıkarıp fırlattığı kıyafetlerimi odanın birbirine çok uzak iki bölgesinde bulmuştum. Giydim ve odadan çıktım.

Odadan çıkmamla beraber burnuma hoş bir koku geldi. Koku mutfaktan geliyordu. Mutfağa gittiğimde karşılaştığım görüntü ömrüm boyunca unutmak istemeyeceğim cinstendi. Hyunjin mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Yaptığı işe o kadar odaklanmıştı ki geldiğimi fark etmemişti bile. Onu izlemeye başladım.

Salaş tül gömleğini üstüne giymişti ama önünü iliklememişti. Vücudu gözüküyordu. Saçı salık ve dağınıktı. Krep yapıyordu ve bir kısmını üstüne dökmüştü. O kadar tatlı ve güzel gözüküyordu ki.

Son krepi de tavadan aldı ve üstüne çikolata sürerek kalp yapmaya çalıştı. Tabi ki beceremiyordu ve beceremedikçe de daha çok sinirleniyordu. Gülmemek için zor duruyordum, o kadar sevimli ve masumdu ki. Dün gece seviştiğim adam bu muydu gerçekten.

Onu izlemeyi bırakıp yanına gittim, beni gördü ve "Aa uyandın mı? Günaydın." dedi.

"Yardım etmemi ister misin?" diye sordum. "Hayır ben yapabiliyorum." dedi ama yaptığı şey kalpten başka her şeye benzemişti. O bununla uğraşırken bende sofraya yardım ettim ve yemek için oturduk.

"Hyunjin kahvaltı için çok teşekkür ederim çok romantiksin, ayrıca her şey inanılmaz lezzetli"

"Erken uyanınca senin için bir şeyler yapmak istedim ama pek beceremedim sanırım" dedi ve güldü.

"Seni yatakta göremeyince gitmiş olmandan korktum."

"Sana haber vermeden asla gitmem biliyorsun." dedi.

Dükkanı ne zaman açmam gerektiğini sordu ama ben dükkanla ilgilenmek değil hyunjinle zaman geçirmek istiyordum sadece.

"Aslında bugün dükkanı açmayı hiç istemiyorum, seninle vakit geçirmek istiyorum hyunjin, benimle kalır mısın bugünde?"

"Tabi ki kalırım sevgilim" dedi. Çok mutlu olmuştum.

Birlikte ne yapmak istediğimi sordu. Biraz düşündüm. Film izleyip kitap okuyabilirdik ve resim yapabilirdik. Gün uzundu sonuçta.

"Bahçede kitap okumak istiyorum." dedim. Sofrayı ve dünkü bulaşıkları mutfağa yığıp kendimizi dışarı attık, hava kapalı ve hafif yağmurluydu. Çok romantik bir havaydı.

Hyunjin'in dilinden

Dışarı çıktım çimlere oturdum. Jeongin kucağında yaklaşık on tane kitapla geliyordu ve gelirken bazılarını yere düşürüp güldü. Kalktım ve getirmesine yardım ettim. Bu kitaplardan birini seçmemi istedi.

Hepsini tek tek beraber inceledik ve okuyacağımız kitaba karar verdik. William Shakespeare'in kitabı olan Romeo ve Juliet'i okuyacaktık. Bazen o bana bazen de ben ona okuyarak kitabı beraber bitirmeye karar verdik.

Önce o okumaya başladı, bende uzanıp kafamı onun kucağına koydum ve dinlemeye başladım. Kitap birbirine düşman iki ailenin birbirine aşık olan çocuklarını anlatıyordu. Aşıklar jeonginle bize benziyorlardı. Romeo benim gibi mutsuz ve tek mutluluğunu aşkta bulan karakterdi. Juliet ise Jeongin gibi Romeo'nun aşkı ile yaşam sebebini bulmuştu. Aynı bizim gibi beraber olmaması gereken iki insan aşık olmuştu.

Jeongin yorulduğunda onu kucağıma yatırıp devamını ben okumaya başladım ve arada sohbet ederek akşama kadar okuduk. Yarısından daha fazlasını bitirmiştik. Sonunda kitabı kapadık ve yemek yemek için içeri girdik, yemeğimizi yedikten sonra beraber tuvale resim yaptık.

Hayalimizdeki evi çizdik ve yağlı boyayla boyadık. Hayalimizdeki ev deniz kenarındaydı ve sessiz bir yerdeydi. İki tane kedimiz vardı o evde. Hayal etmek harikaydı. Jeongin de evin içine ikimizi çizdi. Çok hoş olmuştu ve kuruması için bekledik.

Beklerken film izlemeye koyulduk , filmi izlerken jeongin başını omzuma yasladı ve film bitmeden uyuya kalmıştı bile.

Üstünü örttüm ve anlına bir öpücük kondurup bende yatmaya gittim...

Devil's Love - HyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin