BİR AY SONRA
Myung Soo, sonunda Kim Krallığı'nın topraklarına ayak bastığı anda derin bir nefes almış, takip edilip edilmediğinden son bir kez emin olmak istercesine etrafını kolaçan ettikten sonra ise rahat bir tutum ile aldığı nefesi geri vermişti. Dayanamamıştı. Biricik kardeşinin bu topraklarda yaşadığını duyması, üstelik yeğeninin de sağlıklı bir şekilde doğmuş olması ve sonunda onları bulabilmiş olma ihtimallerini düşündükten sonra dayanabilmesine imkan da yoktu zaten.
Kralın eşi demişlerdi. Kralın eşi, Hyun Jae'nin çocuğu, kendisinin ise yeğeni olabilirdi ve sadece bu ihtimal bile onun sabırsızlıkla yola koyulup, kendisini Kim Krallığı'nın topraklarında bulmasına neden olmuştu. Myung Soo yalnızca kardeşini ve yeğenini bulmak, onlara bugüne dek güzelce baktığı için Kwang'a teşekkür etmek ve bu güzel ailenin içine dahil olarak onları koruyabilmek istiyordu.
O ve Hyun Jae her zaman birlikte olmuşlardı ve Myung Soo eğer, çıktığı aptalca bir seferden döndükten sonra kız kardeşini bir daha göremeyeceğini bilseydi, bırakın sefere çıkmayı saraydan dışarıya adımını dahi atmaz, her zaman kız kardeşinin yanında durarak babasının bu acımasız tutumuna karşılık kardeşini asla yalnız bırakmazdı. İçinde her gün büyüyen ve gittikçe artan vicdanının sesi, pişmanlıklarının üzerine her seferinde bir yenisini daha eklerken, onları bulmuş olabileceklerine dahil olan bu ufakta olsa anlamlı olan ip ucuna sıkıca tutunmak, her ne kadar bu olay gerçekse babasının yapacaklarına karşı içinde var olan çekincesine rağmen kardeşine kavuşmak istiyordu.
Gene de çok büyük endişeler barındırdığı söylenemezdi çünkü Kim Krallığı'nın önemini biliyordu. Kim Krallığı, Jeon Krallığı için en önemli müttefiklerden birisiydi. Üstelik yeni kralın, kendi yüzyılları içerisinde yaşayan en güçlü vampir olduğunu bilmek ise içinde bulunan endişe kıvılcımlarının körüklenmesine engel oluyor, tam aksine, bu kıvılcımların büyüyüp yangın olmasını engellemek adına o ufak ateşin üzerine serin sular serpiştiriyordu.
Tüm bunları düşünerek gülümseyen Myung Soo, sarayın iyice yakınlarına vardığını fark etmesiyle etrafını bir kez daha kolaçan ederken bakışlarının buluştuğu beden ile duraksamış, tıpkı kendisi gibi duraksayan ve gözleri şok içerisinde büyüyen kadın ile ise kendine engel olamayarak sesine yansıyan özlem dolu tınının boşlukta yayılmasına izin vermişti:
"Hyun... Jae..."
*************************************************************
Jeongguk mutlulukla eşinin göğsüne sokulurken, artık onlar için günlük rutin haline gelmiş olan çay saatlerinin tadını çıkartıyor, bir kaç hafta önce Jimin ve Yoongi hyungunun yakınlaşması adına gerçekleştirdikleri kahvaltıdan sonra ise gerçekten yakınlaşmaya başlayan hyunglarını gözlerinde bulunan sevgi dolu parıltılar eşliğinde izliyordu.
Taehyung ise eşinin bu sevgi dolu haline gülümsüyor, arada dönen sohbete ise çok fazla odaklanmadan sadece minik eşini izliyordu. Hayatının herhangi bir evresinde bu kadar mutlu olabileceğini asla tahmin bile edemezken, ona tüm bu güzellikleri getiren eşine minnet dolu bakışlarını yolluyordu.
Onun bu saraya gelmesi herkesin hayatına bir renk getirmişti. Jeongguk resmen, şimdiye kadar fazla duygusallığın başlarına dert açabileceğini düşünen katı kalbini avuçları içerisine almış, ona güzelce bakarak büyülü öpücüklerini sunmuştu ve tüm bunların sonucunda ise sadece Taehyung'u değil, onun çevresinde bulunup, ona fazlasıyla değer veren kişilerin de mutlu olmasını sağlamıştı.
Örneğin her zaman sadece sorumlulukları ile meşgul olan Taehyung için endişelenen Namjoon ve Jin için Jeongguk'la tanışmak gerçekten mutluluk vericiydi. Onun sayesinde daha sık hep beraber vakit geçiriyor, daha fazla eğleniyorlardı. Yoongi için ise işler bir nevi Taehyung gibi ilerliyordu. Jeongguk sayesinde o da hayatının aşkıyla tanışmış, biricik kuzeninin huzurlu bir hayata kavuşmasına şahit olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Querencia // T.K
FanfictionVampir Kral Taehyung ve onun güzeller güzeli ruh eşinin hikayesi Soft fic
