9.BÖLÜM

11K 899 552
                                        

 Jeongguk güne oldukça heyecanlı uyanmıştı. Taç giyme töreni sona ermiş ve bir sonraki güne girmişlerdi. Bu da demek oluyordu ki, bugün Prens Taehyung ile resmi olarak ilk kez buluşacakları gün gelmişti. Bunun heyecanı ile oldukça erken bir saatte kalkan Jeongguk, havanın bile henüz yeni aydınlanmaya başlamış olduğunu görmüştü. Bununla bir nebze olsun rahatlarken, Prens Taehyung için bazı hazırlıklar yapabileceğini  düşünmüştü. Pekala, düşününce bu onun için fazlasıyla cesurca bir hareketti fakat Taehyung için bir şeyler yapmak istiyordu. Bu düşünce içini daha da fazla heyecanla doldururken sonunda yatağından kalkmış ve elleri ile yüzünü yıkayarak mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştı.

  Mutfağa geldiği zaman bir süre düşündükten sonra ne yapmak istediğine karar vermişti. Dışarıda olacakları için en uygun olan şey minik atıştırmalıklar yapmaktı. Bu düşünce ile beraber kollarını sıvamış ve oldukça sessiz olmaya çalışarak, tarçınlı kurabiye ile limonlu ve portakallı minik kekler hazırlamak adına malzemeleri çıkartmaya başlamıştı. Öncelikle tarçınlı kurabiye için harcı hazırlamaya başlarken kendisine seslenen şaşkınlık dolu ses ile babasına dönmüştü. 

 "Oğlum.. Bu saatte neden uyanıksın?"

 Babasına utangaç bir gülümseme veren Jeongguk ise bir yandan hala daha harcı karıştırmaya devam ederken babasını yanıtlamıştı:

 "Şey baba.. Dün olan şeyleri biliyorsun ve bugün Prens Taehyung ile buluşacağımı da..."

 Jeongguk utançtan kıpkırmızı kesilirken, babası oğlunun bu haline gülümsemiş ve ona yaklaşarak alnına uzun bir öpücük bırakmıştı.

 "Seni çok iyi anlıyorum güzel oğlum. Bu yaptığın çok güzel bir hareket ve benden asla utanma tamam mı ? Şimdi işe gitmek için çıkmam gerekiyor. Akşam yapacağımız sohbet için sabırsızlanıyorum. "

 Jeongguk babasının anlayışlı tavrı ve öpücüğü ile biraz rahatlarken, elindeki kurabiye harcını tezgaha bırakmış ve babasına sıkıca sarılarak onu kapıya kadar geçirmişti. Arkasından seslenerek ona güzel bir gün diledikten sonra ise mutfağa geri gidip kaldığı işe devam etmişti. Sonunda kurabiyeleri taş fırına yerleştirdikten sonra hızlı bir şekilde kek harcını da hazırlamış ve pişmeye bırakmıştı. 

 Pekala onlar vampir olabilirlerdi ama vampirlerden tamamen uzakta yaşayan ve onları birer efsane sanan insanların düşündüklerinin aksine yalnızca kan ile beslenen varlıklar değillerdi. Pekala bir kısmı doğru sayılabilirdi. Yüzyıllar önce vampirler yalnızca kan ile besleniyordu fakat bu insan yemeklerini yiyemedikleri için değil, yemeyi tercih etmediklerinden kaynaklanan bir durumdu. Fakat Kral Kim, barış dolu bir krallık istediğinden ötürü yüzyıllarca uğraşmış ve sonunda insanlar ile vampirlerin bir arada yaşayabilecekleri bir toplum oluşturmayı başarmıştı. Bunun getirisi ile beraber de insanlar da vampirler de bazı değişiklikler göstermeye başlamış ve zamanla tamamla uyumlu yaşamayı öğrenmeye başlamışlardı.

 Örneğin insan yemekleri yemek gibi. Vampirler, insan topluluğunu kabul ettikleri zaman onların yiyeceklerini yiyip yiyemeyecekleri konusuna merak duymaya başlamışlardı. Bir süre sonra ise yavaş yavaş bazı vampirler insan yemeklerinden tatmaya başlamıştı. Bu durumdan oldukça hoşnut olmaları sonucunda ise bu durum zamanla tamamen normalleşmeye başlamıştı. Fakat tabii ki doğalarını da reddetmemişlerdi. Uyumlu yaşamaya başlamalarının bir diğer örneği ise insanların vampirler için özel hayvanlar yetiştirmeye başlamasıydı.  Kendilerine karşı ılımlı ve uyumlu yaklaşan bu ırkı karşılıksız bırakmak istemeyen insanlar, vampirlerin kan ihtiyacını giderebilmeleri adına özel çiftlikler kurmuş ve buna uygun hayvanlar yetiştirmeye başlamıştı.

Querencia // T.KBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin