Onun dalgınlığını fark eden Namjoon ise bakışlarını kardeşi ile aynı yöne çevirmiş ve neredeyse kardeşi ile aynı giyinmiş ve hemen biraz ilerilerinde durarak, onları görmesi ile saygıyla eğilmiş çocuğu fark etmesiyle tekrar Taehyung'a bakmıştı. Taehyung ise üzerindeki bakışları fark ederek bir iç çekmiş ve gözleri hala çocuğun üzerindeyken açıklamıştı:
"Bu o hyung... Bu benim göl kenarında gördüğüm melek çocuk."
******************************************************************************************************************************************************************************
Jeongguk gergindi, hem de o kadar gergindi ki ne yapacağını bile tamamen şaşırmış vaziyetteydi ve bunun tek sebebi ise bakışları üzerinden asla ayrılmayan Prens Taehyung ve bakışları, Prens Taehyung ile kendisi arasında gidip gelen Prens Namjoon'du.
Pekala en başa dönecek olursak eğer Jeongguk için son birkaç gün yeterince sıkıntılı geçiyordu. Özellikle bu sabah ise geçirdiği zamanların en gerici olanıydı. Doğduğu ilk zamanlardan beri annesi ve babası ile birlikte kalabalıktan uzak bir şekilde yaşıyorlardı. Yaşadıkları yer neredeyse kasabanın en ormanlık alanındaydı ve kesinlikle de kasabanın merkezinden uzaktaydı. Bu sebepten ötürü babası işe giderken her zaman sabah çok erken çıkar ve çok geç vakitlerde dönerdi. Annesi ise çok fazla dışarı çıkmaz, aynı şekilde Jeongguk'un da dışarı çıkmasına izin vermezdi. Görüştükleri kişiler kesinlikle sayılıydı ve bunlar sadece babasının kız kardeşi ve büyükannesinden ibaretti. Annesinin akrabaları ise tamamen muammaydı. Onun daha önce hiç ailesinden bahsettiğini duymamıştı, hatta aksine Jeongguk ne zaman ona bu konuda bir soru sorsa annesi bunu sadece geçiştiriyordu. Annesi ile ilgili bir şeylerin garip olduğunu biliyordu çünkü annesi basit bir kasabalı olamayacak kadar eğitimli ve güçlüydü, hatta Jeongguk'a okumadan yazmaya, karışımlar yapmadan kendini korumaya kadar her şeyi de o öğretmişti ve bunlar kesinlikle basit bir halk mektebinden alınabilecek bilgilerden çok daha fazlasıydı. Fakat tüm bunların dışında Jeongguk bir kez olsun sevilmediğini hissetmemişti. Annesi ve babası ona karşı tüm ilgi ve sevgilerini göstermekten çekinmiyor, her daim güzeller güzeli oğullarını koruyorlardı.
Fakat bu bir zaman sonra fazla sıkıcı olmaya başlamıştı çünkü Jeongguk'un arkadaş edinmesine bile izin vermiyorlardı. Ta ki Jimin hyungu ile tanışana kadar. Jimin hyungu ve ailesi sık sık evlerinin bulunduğu bölgeye piknik yapmaya gelirdi ve o ikisi de Jeongguk beş, Jimin ise yedi yaşında iken bu şekilde tanışmışlardı ve ailesi ilk defa Jeongguk'a bu konuda müsamaha gösterip onunla arkadaş olmasına izin vermişlerdi. Yine de ikisi dışarı çıkmak yerine genelde Jeongguk'un evinde buluşup oyunlar oynuyor ya da en fazla ormanlık arazide geziniyorlardı. İlk defa evden biraz olsun uzaklaşması ise yaklaşık bir iki gün önce olmuş ve göl kenarına gitmişti ve Jeongguk böyle bir yerin varlığından haberdar olsaydı esinlikle buraya çok daha önce gelirdi.
Bu olaydan sonra annesini ilk gördüğünde onun ne kadar stresli olduğunu fark etmişti. Başta ona uzaklaştığı için kızacağını düşünse bile durum bundan tamamen farklıydı. Annesi Hyun Jae elinde bir zarf tutuyor ve tedirgin bir şekilde yazılan yazıları tekrar tekrar okurken alt dudağını çiğneyerek resmen eziyet ediyordu. Jeongguk, annesinin ne için bu kadar endişeli olduğunu merak ederek yanına gidip gelen zarfa baktığında ise bunun bir davetiye olduğunu fark etmişti. Bu davetiye, yaşadıkları krallığın en küçük prensinin yirminci yaş günü kutlamalarına tüm halkın ve özellikle de gençlerin katılması için gönderilmişti. Jeongguk ilk defa bulundukları yerden farklı bir yer görecek olmanın heyecanı ile annesine bakarken, annesinin hala tedirgin durduğunu fark etmişti. Bunu fark eden güzel kadın ise hızla silkelenip oğluna güzel bir gülüş sunmuş ve onlar için hazırlık yapacağını söyleyerek yanından ayrılmıştı. Hyun Jae şimdiye kadar oğlunu herkesten sakınıp gizlese bile böyle bir kutlamadan onu kaçıramayacağının farkındalığı ile hazırlıklara başlarken Jeongguk ise sadece heyecanlıydı. Fakat annesi her ne kadar rahat gözükmeye çalışsa bile kutlamalara kadar sürekli etrafta stresli bir şekilde dolaşmış ve istemsizce Jeongguk'un da stres olmasını sağlamıştı.
Şimdi ise zaten yeterince stresliyken bir de iki prensin de bakışlarını üzerinde hissetmesi stres seviyesini daha da arttırmıştı. Özellikle de Prens Taehyung ona o kadar dikkatli bakıyordu ki, Jeongguk ona karşı saygısızlık etmiş olmamak adına gülümseyerek tekrardan hafifçe eğilmişti. Pekala kesinlikle kabul etmeliydi ki Prens Taehyung çok faza yakışıklı ve heybetli duruyordu. Hatta öyle ki, eğer prens olmasa ve onunla çok farklı bir ortamda karşılaşmış olsalar Jeongguk ondan kesinlikle fazlasıyla etkilenirdi ama şu an ki durumları göz önüne alındığı zaman prensin dikkatli bakışları genç çocuğu geriyordu. Daha önce hiç evden bile çıkmayan ve karşılaşmış olma ihtimalleri yok denilebilecek kadar düşük birisi olarak, genç ve güçlü bir prense ne yapmış olabileceğini düşünüyordu.
Jeongguk bunları düşünürken, Taehyung ise kesinlikle farklı bir dünyadaydı. Bu güze çocuğun, karşısında bu kadar masum bir şekilde durması yetmezmiş gibi bir de ona şirin bir gülümseme vermesi kesinlikle Taehyung'u fazlasıyla etkilemişti. Çocuğun o kadar tatlı bir gülümsemesi vardı ki, Taehyung kalbinde açmaya başlamış papatyanın yapraklarını bile teker teker hissedebiliyor ve sadece bu güzel gence sarılmak istiyordu. Onun bu durumunun farkında olan Namjoon ise karşılarında durun güzel çocuğu daha fazla tedirgin etmemek adına hafif bir şekilde boğazını temizlemiş ve sonunda transa girmiş gibi sadece karşısındaki çocuğa bakan kardeşinin dikkatini çekmeyi başarmıştı.
"Taehyung, çok fazla dikkat çekmeye başladık. Bir an önce yerlerimize geçelim ve kutlamalar başlasın hadi."
Taehyung abisini başıyla onaylayıp, gözlerini güzel çocuktan çekerken, Jeongguk ise rahatlamış ve sonunda yanına gelen Jimin hyungu ile birlikte ailelerinin yanlarına giderek kutlamaların tam olarak başlamasını beklemeye başlamıştı. Tüm halk sonunda sessizleşip hizaya girerken ise Kral Kim ortaya çıkmış ve konuşmaya başlamıştı:
"Hepiniz hoş geldiniz sevgili halkım. Bugün bütün krallığımız için çok önemli bir gün. Bugün veliaht prenslerimizden en küçük olanı, oğlum Kim Taehyung'un yirminci yaşına bastığı gün. Eminim ki ileride abisi Prens Namjoon ile birlikte bu ülkede barış dolu bir şekilde hüküm sürmeye devam edeceklerdir. Bugünün en önemli olayı, oğlum Kim Taehyung bütün güçlerini kazanacak ve gerçek bir veliaht ve vampir olma yolunda ilk adımını atacaktır. Bugünün ikinci en önemli olayı ise, kendine bir eş seçme hakkına sahip olmasıdır."
Kral Kim, oğlu Taehyung'a dönerek bakışlarını üzerine sabitlemiş ve herkesin beklediği o soruyu sormuştu:
" Prens Kim Taehyung, kendine bir eş seçerek bu geleneği sürdürecek misin, ya da bu geleneği pas geçerek sadece kutlamalara devam etmemizi mi istersin ?"
Bütün halk ve Kral Kim bakışlarını Taehyung'a çevirirken, Taehyung'un bakışları yalnızca meraklı gözlerle olanları izleyen güzel çocuktaydı. Namjoon ve Seok Jin çifti ise olan her şeyi bilmelerinin getirdiği heyecanla Taehyung'u izlerlerken, ondan gelecek hamleyi beliyorlardı. Tüm saray halkı gittikçe artan merakıyla prenslerinin cevabını beklerken, Jeongguk ise ilk defa şahit olduğu bu olayın kendisini bu kadar heyecanlandırmasına engel olamıyordu, ta ki tekrardan üzerine kilitlenen bakışları hissedene kadar. Prensin bakışlarının uzun süre bir yere sabitlendiğini fark eden halk ise, prensleri ile aynı yöne dönerek bakışlarını Jeongguk'a dikerken, Hyun Jae panikle, içinden geçen şeylerin gerçek olmamasını diliyordu. Taehyung ise olayı daha fazla uzatmamaya karar vererek hızla ortaya çıkmış ve herkesin merakla beklediği soruyu cevaplandırmıştı:
"Evet kralım, bu geleneği sürdüreceğim ve eşimi çoktan seçtim"
Ardından herkesin meraklı bakışları eşliğinde elini kaldırmış ve Jeongguk'un şaşkınlıktan kocaman açılmış gözleri eşliğinde genç çocuğu işaret etmişti.
"Eşimin bu güzel çocuk olmasını istiyorum."
Merhaba güzellerimm. Nasılsınız ? Umarım hepiniz iyisinizdir. Bu bölüm tam istediğim gibi olmadı açıkçası ama umuyorum ki seversiniz. Bu arada umarım bu eş olayı sizi rahatsız etmez. Eski zamanlarda yaşayan ve kraliyet soyundan gelen birisi olduğu için işler biraz farklı oluyor ister istemez. Fakat her şeyin dışından Taehyung kesinlikle Jungkook'a aşık (ki belki bu da çok hızlı oldu diye sorgulayabilirsiniz fakat tamamen geçen bölümdeki efsaneden etkilenerek yazılan bir şey bu fdkjljldf) ve Jungkook'ta her ne kadar tedirgin olsa bile ondan etkilendi yani içi boş bir evlilikleri olmayacak ileride. Ayriyetten sonunda Taekook'lu bölümlere geçiyoruzzzz. Bunların dışında, okuyan kişiler oy verip yorum yaparsa, özellikle gidişat hakkında fikirlerini benimle paylaşırsa çok mutlu olurum~
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Querencia // T.K
FanfictionVampir Kral Taehyung ve onun güzeller güzeli ruh eşinin hikayesi Soft fic
