Yavaş yavaş bir şeylerin farkına varmanın getirdiği hislerle kaşları gevşeyip, az öncekinin aksine şaşkınlıkla havalanırken, Seok Jin, Taehyung'un ne olduğunu anladığını fark ederek coşkuyla ayağa kalkmış ve kendisini tıpkı onun gibi mutlulukla ayağa kalkan eşi Namjoon'un kollarına atarken neşeyle bağırmıştı.
"Namjoonie, bizim minik Taehyung'umuz ilk görüşte aşık olmuş."
Siktir... Taehyung cidden aşık mı olmuştu !?
**********************************************************************************************************************************************************************************************
Karşısındaki ikiliye hala şaşkınca bakan Taehyung, bir kaç kez bir şeyler söylemek istercesine dudaklarını aralamış fakat ne söyleyeceğini bilememenin verdiği tedirginlikle tekrardan sıkıca kapatmıştı. Alt dudağını dişlerinin arasına alıp dalgın bir şekilde ezerken, Namjoon kardeşinin bu halini fark ederek kollarını yavaşça eşinden ayırmış ve Taehyung'un yanına oturarak kardeşinin tek elini avuçları içerisine almıştı. Taehyung ise yapılan bu hareketle dudaklarına eziyet etmeyi bırakmış ardından bakışlarını Namjoon hyunguna çevirmişti ve bakışlarında karşılaştığı şefkatle ona minik bir gülümseme vermişti.
Pek çok insanın sandığının aksine vampirler kaba veya duygusuz varlılar değildi. İnsanlarda daha asil ve daha soğuk bir görünüşlerinin olduğu elbette doğruydu fakat onlar duygusuz canlılar değillerdi, en azında Kim Krallığı'nda varlıklarını sürdürenler. Onların krallıklarında vampirler kadar olmasa bile pek çok insan da varlıklarını sürdürüyordu. Bu sebeple Kral Kim, ne halkının ne de ailesinin duygusallıktan uzak bir yaşam sürmesine izin vermemişti. Gerek ailesi gerek ise halkına her daim duyguların yaşamın bir parçası olduğu ile ilgili konuşmalar yapar, onların bir zayıflık değil aksine bizi güçlü tutacak bağlar kurmamıza yardımcı olacak şeyler olduğundan bahsederdi. Taehyung her ne kadar bazen bunların zayıflık olabileceğini düşünse bile Namjoon hyungu babasının sözlerini benimsemiş ve her daim şefkatli birisi olmuştu. Duygularından asla kaçmamış, kardeşi ve kuzenlerini her daim sevip kollamış ve eşi Seok Jin ile daha ilk karşılaşmalarında bile hızlanan kalbini reddetmek ya da ondan kaçmak yerine cesur bir şekilde Seok Jin'in karşısına çıkarak onunla yüzleşmişti. Tabii sonrası biraz komik bir hikayeydi çünkü Seok Jin hyungu kesinlikle çok farklı birisiydi ve verdiği komik tepkiyi hatırladıkça onun tepisi hala hepsinin gülmesini sağlıyordu. Seok Jin'in bile.
Gene de her ne kadar komik bir şekilde olursa olsun ikisi de birbirlerinden asla kaçmamış ve çok uzun bir süre geçmeden de mutlu bir evliliğe adım atmışlardı. Taehyung onları her gördüğünde imrenmeden edemiyordu açıkçası. O kadar tatlı ve samimi bir ilişkileri vardı ki, aralarındaki statü farkını bile asla umursamamışlardı. Ne Seok Jin, bir prens olduğu için Namjoon ile aralarına saçma sapan bir seviye ve soğukluk girmesine izin vermiş, ne de Namjoon, Seok Jin' kasabalarında yaşayan yaşlı bir fırıncının oğlu olmasını umursayarak onu farklı bir yerden geliyormuş gibi hissettirmişti. İkisi için de ne oldukları önemli değildi. Onlar için önemli olan tek şey aynı aşka sahip iki insan olmalarıydı. Ne eksik ne de fazla, birbirlerini sevdikten sonra hiçbir şey onlar için önemli değildi. Taehyung biliyordu ki aşkı bu kadar güzel bilen bu iki kişi, duyguları konusunda ona yardım edebilecek en mükemmel kişilerdi. Özellikle de kendisi duygularından kaçmayı huy edinmiş birisiyken, aşk gibi kutsal bir duygunun sırf böyle bir sebepten ötürü ellerinden kayıp gitmesine izin veremezdi. Bu yüzden abisine odaklanmış ve sadece onun vereceği tavsiyelere kulak vermişti. Namjoon ise kardeşinin ona tamamen odaklanmasını fırsat bilerek konuşmaya başlamıştı:
"Bak Taehyung, şu an her şeyin sana garip geldiğinin farkındayım. Üstelik seni tanıyorum da, belki de ilk görüşte aşk gibi şeylerin sadece bir zırvalıktan ibaret olduğunu düşünüyorsun, hatta belki de bizim abarttığımızı ve hissettiğin şeylerin tamamen anlık olduğunu düşünüyorsun ama öyle değil. Bunu biliyorum çünkü ben de senin gibiydim. Sana kıyasla ben duygularımdan kaçmayı seven birisi değilim lakin bu benim de bazı şeylerden korkabileceğim gerçeğini değiştirmiyor. Ben de Seok Jin'e ilk görüşte aşık oldum diyebilirim. Bunu ilk başta çok garip karşıladım, hatta biraz da endişelendim çünkü biliyorsun ki ailenin ilk evlenen çocuğu benim ve bunu paylaşabileceğim yakın yaşta birisine sahip değildim. Babama anlatamazdım çünkü o bizim babamız da olsa bir kral ve ben onun vaktini çalmak konusunda endişeliydim, bu sebeple ortalıkta bir süre dalgın ve kafası karışık bir şekilde dolaştım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Querencia // T.K
FanfictionVampir Kral Taehyung ve onun güzeller güzeli ruh eşinin hikayesi Soft fic
