13.BÖLÜM

8.1K 739 366
                                        


Medya temsilidir 

 Sonunda büyük gün gelmişti. Tüm hazırlıklar tamamlanmış, tüm misafirler yerlerini almıştı. Evlilik merasimi, Kim Krallığı'nın sembolü olan büyük denizin hemen kıyısında gerçekleşecekti. Etraf bir sürü çiçekle süslenmiş, seremoninin gerçekleşeceği nikah kürsüleri ise hemen kıyının dibinde yer alıyor ve kürsüyü denizden yalnızca çiçekler ayırıyordu. Masalar özenle hazırlanmış, hepsine beyaz örtüler serilmişti. Masaların üstlerini üç kollu şamdanlar süslüyor, sandalyelerde ise masa örtüleri ile aynı kumaştan yapılma kurdeleler esen hafif rüzgar ile birlikte süzülüyordu. Kutlama alanı oldukça büyük bir alanı kapsıyor, denize yakın bölgelerdeki kayalıkların üzerilerine kurulmuş evlerden bile seremoninin gerçekleşeceği alan görünüyordu. Tüm halk ise yerlerini almış sabırsızlık içerisinde evlilik merasiminin başlamasını bekliyordu.

 Jeongguk, hazırlanabilmesi adına ona verilmiş odada derin nefesler alarak etrafındaki görevlilerin makyajındaki son rötuşları bitirmesini bekliyordu. Üzerinde düğün için özel dikilmiş beyaz kraliyet hanboku vardı ve ilk defa bu denli değerli bir kıyafet taşımanın sorumluluğu altında eziliyor gibi hissediyordu. Oldukça heyecanlıydı ve konuşacak gücü bile kendisinde bulamıyor üstelik hareket etmeye dahi korkuyordu. Sanki bir santim hareket etse özenle yapılmış saçları bozulacak ya da kıyafetine herhangi bir zarar gelecekmiş gibi hissediyordu. Heyecandan bayılmasına engel olan tek şey ise her daim kendisini destek olan Jimin hyungunun yanında olması ve kendisini sakinleştirmek adına sürekli bir şeyler anlatmasıydı. Her ne kadar hiç bir işe yaramasa da...

 Jimin ise heyecandan her an kusabilecekmiş gibi duran ve zaten yeterince beyaz tenli değilmiş gibi , bir ölü ile yarışabilecek kadar beyaz hale gelmiş olan kardeşinin bu haline bakarak paniklememek adına kendisini zor tutuyor ve işe yaramadığının farkında dahi olsa en azından Jeongguk'un yalnız olmadığını bilmesi adına gevezelik etmeye devam ediyordu. Açıkçası Jimin, Jeongguk'u daha önce hiç bu şekilde görmediğine oldukça emindi ve genç çocuğun dakikalar geçtikçe daha da fazla atan benzi kendisini hiç de rahatlatmıyordu. Bu düşünceler içerisinde ne yapacağını bilmeden bir süre daha konuşmuş ve hala hiçbir işe yaramaması ile Jeongguk'un annesini çağırmaya karar vermişti.

 Jeongguk'a hemen geleceğinin haberini verdikten sonra genç çocuğun kendisini onaylamasını beklemeden odadan çıkmıştı ki zaten Jeongguk'un kendisini duyduğundan bile emin değildi. Etrafa bakıp sonunda Hyun-Jae'yi görmesi ile derin bir nefes alırken, hızlıca güzel kadının yanına gitmiş ve durumu ona açıklamıştı. Hyun-Jae ise oğlunun içinde bulunduğu bu duruma karşın verdiği tepkilere gülmeden edemezken, Jimin'in alnına sevgi dolu bir öpücük bırakmış ve hızla oğlunun yanına gitmişti. Jimin bu işi de halletmesi ile rahatlarken bir yandan da kendi heyecanını bastırmaya çalışıyordu. 

 Tam bu sırada ise bulunduğu koridorda yankılanan kahkaha sesleri ile irkilerek başını sesin geldiği yöne çevirmiş ve Prens Taehyung'un odasından kahkahalar atarak çıkan Prens Yoongi'yi fark etmişti. 

 Yoongi ise yüzüne kapıyı kapatan Seok Jin'in davranışı ile daha da fazla gülmeye başlamıştı. Taehyung tüm gün o kadar heyecanlıydı ki asla yerine duramamış, sürekli bulundukları oda içerisinde volta atarak kendi kendine heyecanla bir şeyler anlatmıştı. Hoseok'da sevgili kuzeninin bu heyecanına eşlik etmeye başlayınca nişanlısı Yugyeom onu zorla oturtmuş ve sakinleştirmeye çalışmıştı. Namjoon ve Seok Jin ise bütün gün Taehyung'un peşinde dolaşmış ve 'Dayanamıyorum ben Jeongguk'un yanına gideceğim' diyen Taehyung'a sahip çıkmaya çalışmışlardı. Seok Jin ise en son dayanamayarak Taehyung'u azarlamış ve buna karşın Yoongi'de daha fazla dayanamayarak gülmeye başlamıştı. Tabii Seok Jin de onu odadan kovmuştu.

Querencia // T.KHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin