Sahra ile mesajlaşırken zaman az da olsa ilerlemişti. Doğa ile Helin hiç aralıksız şarkı söyleyip eğleniyorlardı. Bense sap sap takılıyordum. Tabi Doğa ile Helinin bir an sahneden inmesiyle Keremin sahneye çıkıp şarkı söylemesinden bahsetmiyorum bile. Resmen ona bakan kızlara gülümseyerek şarkısına devam ederken ara sıra da göz ucuyla beni kesiyordu.
Daha sonra şarkısı biterken yeleleri kabaran Keremin daha yanına yaklaşılmadı o da ayrı bir mesele.
Artık çok fazla sıkıldığımı anlayıp dışarı çıkma isteğimle birlikte çıkış kapısına doğru ilerledim.
Salon-bar adı her ne ise oradan çıktığıma minnet duyarken nereye doğru gitsem diye düşünürken az ilerideki sahil dikkatimi çekti. Adımlarımı hızlandırıp oraya doğru giderken topuklu ayakkabı giymediğime binlerce şükrettim.
Yavaş yavaş deniz kokusu burnuma gelirken sahile çoktan gelmiştim.
Gözüme ilk ilişen kayalığa oturup, dalga sesi kulağı okşayan denizi izlemeye başladım.
Bir an da rüzgarın durduğunu hissettim, yanıma doğru kafamı çevirdiğimde, yanıma oturmuş denizi izleyen Kerem vardı.
Ne ara buraya gelmişti?
Ya da neden benim yanıma gelmişti?
Şaşkın gözlerle ona bakarken, anlamış olacak ki bana bakıp
" Doğa sana bakmamı söyledi " dedi suratında bir kas bile oynamadan.
" Tamam baktın, gidebilirsin " dediğimde suratını ekşitti
" Gerçekten kötü bir espriydi " derken hala suratı espriden hoşlanmamış şekili yansıtıyordu.
Onu o şekilde görünce kahkalarımı tutamayıp gülmeye başladım. Sanırım bundan cesaret almış olacak ki o da gülmeye başladı.
Birden kahkahalar yerini dalga sesine bırakırken Kerem üzerindeki ceketi çıkarıp üzerime örttü.
Anlamaz bakışlarla ona bakarken, o ise hiç tepki vermeden etrafı izliyordu. Ne yalan söyleyeyim iyi olmuştu ceketini vermesi yoksa birazdan donmuş bir kız olarak salona geri dönmek istemezdim.
Birden hiç beklemediğim bir an da elini bana uzatıp " Kerem Güven" dedi.
Zaten içeride de ayak üstü tanıştığımız için pek fazla ona dikkat etme fırsatım olmamıştı. Bende kibarca elimi uzatıp " İdil Zeki" dedim.
" Doğayla aynı yaşta mısınız? " dedi yeniden.
" Hayır ben iki yaş küçüğüm " dedim.
" Liseye gidiyorsun o halde? " dedi şaşırmış bir şekilde.
" Evet " derken kızarmıştım. Ne vardı bunda herkes liseye gitmedi mi? Ama utanmıştım işte çünkü muhtemelen o Doğa ile yaşıttı.
" İlginç. Ben seni üniversiteye gidiyorsun sanmıştım " dediğinde hafif dudağı kıvrıldı.
" Nereden bu kanıya vardın? " derken şüpheci gözlerimi üzerine dikmiş ona bakıyordum.
" Bizim okulda ki kızlardan daha olgun duruyorsun " dedi gözlerini üzerimde gezdirirken
" Sizin kızlar?" dedim anlamaz tavırlarla.
" Bizim üniversitede ki kızlar işte " dediğinde onunda üniversiteye gittiğini anlamamak için aptal olmak gerek.
" Anladım " dedim konuyu geçiştirmek ister gibi.
Birden saate bakıp
" çok az kalmış " dediğinde anlamayan gözlerle ona bakarken
" Neye? " dedim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PAPATYA
Roman d'amourBir gün yolda giderken aniden karşınıza hiç tanımadığınız birisi çıkıp size papatya verip gitse ne yapardınız? Peki o kişi sizin tabularınızı yıkıp hayatınıza girecek olan erkekse?
