İki günlük uludağ seyahatimizin sonuna gelmiştik, bavullarımı toplayarak otelden çıkmak için Doğaların yanına gittim. Tabi bu sırada Kıvançla karşılaşmak için can atma kısmını saymıyorum bile.
Şu iki gün bana çok iyi gelmişti. İlk olarak kayak denememden sonra kıvançın da yardımıyla yarım yamalak kaymayı öğrenmiştim. En son havlu odasında Kıvanç la karşılaştıktan sonra bir kaç kez odama geldi. Tabi ben her birinde ayrı bahanelerle odadan kovdum. Pansiyondan nasıl olduysa numaramı bulmuş ve sürekli mesajlarla beni sıkmayı başarmıştı.
Oldukça yakışıklı olduğu için her kız peşinden koşar sanıyorda o taktik bende pek işlemiyor.
Hiç yüz vermediğim gibi o bir yolunu bulup bizim arabayla dönme fikrine Doğayı ikna etti.
Sözde arabası arızalanmış, bakımdaymış geri dönmesi lazımmış ve en önemlisi bir arabaya ihtiyaç varmış.
Doğa benim saf arkadaşım böyle yalanlar bilmediği için hemen kanar. Doğa benimde bavullarımı alarak bagaja yerleştirdi. Helinle ben arabaya geçerken Kıvanç ve Doğa da dışarıda sohbet ediyordu.
Artık sıkılıp camı açtım ve kıvançın sigara içtiğini Doğanın da ona birşeyler anlattığını gördüm.
Nedense Kıvançın her hareketi hatta sigara içişini bile Kereme benzetiyorum. Belki de hiç alakası bile yok benim kuruntularım.
Ben cama yaslanmış onları izlerken yavaş yavaş toparlanıp arabaya doğru yürümeye başladılar. Helin önde oturduğu için ben arkadaydım ve bilin bakalım Kıvanç nereye oturacak? Tabiki de benim yanım!
Biraz daha kenara kayarak aramızda ki farkı epey açtım. Bir kaç dakika sonra arabanın kapısının açılmasıyla Doğa ve Kıvanç koltuğa oturdu.
Kıvanç tüm dikkatini vermiş bana bakıyordu. Biri bana bakınca ne kadar rahatsız olduğumu her seferinde hatırlatan insanlar var maalesef.
Arabanın çalışmasıyla 4 saatlik yolculuk yeniden başlamıştı. Ki bu sefer 4 kişi dönüyorduk.
Gece 23.00 da yola çıktığımız için yolda uyuyup Kıvançla muhatap olmama gibi planlarım vardı. Fakat uyku bi türlü tutmadığı için şimdilik planlarım suya düşmüş gibiydi. Başımı cama yaslayıp dışarıyı seyrederken elime telefonu aldım yaklaşık 1 saattir dışarıyı izliyormuşum. Yavaş yavaş yerimden doğrulurken her yerimin nedense tutulduğunu hissettim. Ben tam yerimde hareket ederken birden kucağıma kıvançın kafası düştü tam bağıracakken numara yapmadığını gerçekten uyuduğunu farkettim. Ki kafası da bilinçli üzerime düşmedi. Şaşkınca dizlerime düşen yüzüne bakarken ister istemez inceleme gereği duydum. Elmacıkları oldukça belirgin ve kirpikleride bir erkeğe nazaran oldukça uzundu. Saçları zaten sarıydı yavaşça elim saçına giderken uyanacak korkusuyla geri çeker gibi yaptım fakat uyanmayınca yavaşça elimi yeniden saçına doğru götürdüm. Sanki bir pamuğu elliyormuşcasına yumuşacıktı. Çokta belli olmasa da minik minik çilleri vardı. Değişik bir yüzü vardı. Ama kusursuz olduğu kesindi. Elimi yavaş yavaş saçında gezdirirken, burnumu dolduran şampuan kokusu bana sadece onu hatırlatacak kadar olan güzel bir kokuydu. Elimi yavaşça saçından çekerken birden uyanır gibi oldu gözlerini açmadan yatma pozisyonunu değiştirdi. Bu duruma neden hala müdahale etmediğim konusunda hiç bir fikrim yoktu.
Telefonu yeniden elime aldığımda hiç bir etkileşim yoktu. Fakat tamı tamına eve varmak için 2 saatimiz kalmıştı. Doğa ve Helin tuvalet molası vermek için arabadan indikleri esnada bende annemi aradım. Kıvanç beyimiz uyanmasın diye fısıltıyla konuşuyordum. Annemle konuşmam bitince telefonu kapattım. Tam o esnada gözüm Kıvança kaydı. Arabada tektik ve o uyanmasın diye yerimden bile kıpırdamadım. Bacaklarımın koptuğunu şimdiden hissedebiliyordum. Tam ben kendi kendime mırıldanırken Kıvanç da bir şeyler mırıldandı. Gözlerimi ona diktim fakat gözleri kapalıydı rüya görüyordur deyip umursamasam da bir kez daha mırıldandı. Bu sefer kafamı biraz daha eğip ne söylediğini dinlemek için hamle yaptığımda Kıvançın sıcak nefesini suratımda hissediyordum. Bu biraz gerilmeme sebep olsa da dinlemeye devam ettim. Fakat ne söylediği anlaşılmıyordu.
Tam o sırada da zaten kapı acıldı. Yanlış anlaşılmamak için hemen başımı çekip cama yasladım. Yolculuk devam ederken Kıvanç hala uyuyordu.
Sonunda 4 saatlik yolculuk bitmiş eve doğru gelmiştik. Tam o esnada Kıvançı Doğanın dürtmesiyle dizlerimden kalktı. 4 saattir hareket etmeyen ayaklarım kangren olmuş gibi hissedilmiyordu. Ben kendi kendime mızmızlanırken Kıvanç bön bön bana bakıyordu. Daha sonra
" Dizlerinde mi uyumuşum " elini saçına daldırıp birden masum çocuk ifadesini aldı.
" Uyumak ne kelime çürüttün! " derken dizlerimi ovalıyordum.
Elini yavaşça elimin üzerine koyarak masaj yapar gibi hareket ettirdi
" Özür dilerim "
" Sorun yok ya zaten istem dışı olduğuna eminim "
" Tabi canım yoksa senin o narin bacaklarını çürütmek ister miyim? " suratı muzip gülümsemeyi alırken yavaşça kapıyı açarak aşağıya indim.
Doğa ona nerede oturduğunu sorunca ben kendim giderim teşekkürler deyip arabadan indi.
Giderken gözü bi ara bana takılınca gözünü kırpıp bizim sokağın sonuna doğru giderken birden gözden kayboldu. Hiç te umurum da olmadığı için ilgilenmedim. Doğayla vedalaştıktan sonra Helinle de vedalaştım. Daha sonra anahtarı çıkararak eve girdim. Ilık bir duş aldıktan sonra valizleri boşalttım. Daha sonra da kahve yaparak odama geçtim. Kapı sesini duyunca kapıya doğru koştum. Gelen annemdi. Sıkıca sarılarak selamlaşırken gözüm annemin solgun ve bitkin yüzüne takıldı.
" Anne sen iyi misin? Hasta görünüyorsun " telaşla ona bakarken o çok sakin bir şekilde
" İyiyim güzelim sen beni merak etme, tatilin nasıl geçti anlat bakayım "
Herşeye rağmen mutluymuş gibi yapan annemin gerçekten solgun olduğunu anladım. Kesin bir şey vardı ve benden saklıyordu. Yine de moralini bozmamak için olanları anlatım. Tabi Kıvançın olduğu kısımlarını atlayarak.
Daha sonra anneme de kahve yaptım. Birlikte salonda kahve eşliğinde film izledik. Tabi ben de anneme sarılarak uyurken filmin yarısına bile gelemeden uyumuştum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PAPATYA
RomansaBir gün yolda giderken aniden karşınıza hiç tanımadığınız birisi çıkıp size papatya verip gitse ne yapardınız? Peki o kişi sizin tabularınızı yıkıp hayatınıza girecek olan erkekse?
