Bende çantamı ve ayakkabımı çıkarınca hemen mutfağa girdim. O da içeride oyalansın diye televizyonu açtım. Dolaptan iki bardak çıkarıp kahve yapmak için su ısıtıcısını açtım.
Ne de olsa sonuçta o da bir misafirdi. Suyun ısınmasıyla bardağa kahveleride koyup onları alarak içeriye doğru girdim.
Bir elimdeki bardağı ona uzatarak onun karşısında ki koltuğa oturdum. Şaşırmış gibiydi, ne var canım ben kahve yapamaz mıyım?
" Teşekkürler " derken kahvesinden bir yudum alıyordu.
Bir şey demeden koltuktan kalkıp çantama doğru yöneldim. İçinden telefomu alıp yeniden koltuğa döndüm.
İnternette gördüğüm videoların birini açtım. Çok komik bir yerin gelmesiyle kendimi tutamayıp kikirdemeye başladım. O video bitmeden bir video daha, bir video daha. Mutluluğum dorukları bulduğunda başımı kaldırıp çaktırmadan Kereme baktım. Fakat o başından beri beni izliyordu. Tabi ya sesinin çıkmayışından anlamalıydım!
Bir an da o mutlu olan yüzüm asılırken ona yeniden dikkatli bakıp
" Ne bakıyorsun!? " dediğimde onun da yüzünde anlayamadığım bir gülüş vardı.
" Böyle bir tabloyu bir daha göremeyeceğimi bildiğim için her anını izledim " dediğinde yüzünde galip olmuş bir gülümseyiş vardı.
" Iyi baksaydın o zaman, bir daha görmen zor " deyip burnumu kıvırdım.
Nasıl oluyorda bu kadar yüzsüz olabiliyordu anlam veremiyordum. Bana o kadar laf söylese sonra bağırıp çağırsa bırak evine gelmeyi yanından bile geçmezdim. Erkek değil mi işte hepsi aynı. Yüzsüz!
" Ben o çocuk konusunda söylediklerimde oldukça ciddiydim " derken bir an da konuyu değiştirmişti. Suratı birden gerilmiş, kahve yudumlama işini hızlandırmıştı.
" Hangi çocuk? " anlamaz tavırlarla yürürsem onu daha da çıldırtabilirdim.
" Seninle konuşan işte, dövdüğüm " dediğinde kahve fincanından bir an olsun gözünü çevirmedi. Ortada ters giden birşeyler vardı. Kerem o çocuğu tanıyordu. Çünkü konu ne zaman ona gelse yüzü geriliyor, hareketleri değişiyordu.
" Beni şaşırtıyorsun " dediğimde gözünü sonunda bardaktan ayırarak bana bakmıştı.
" Neden? " dediğinde anlamaz gözlerle hala bana bakıyordu.
" Suratın değişti, yaptığını över gibisin. Dövmek senin için övünülecek bir şey olsa gerek. " konuyu deşebildiğim kadar deşmeye kararlıydım.
" Hayır değil ama öyle insanlar hak ediyor "
" Öyle insanlar? " dedim meraklı gözlerle ona bakarken.
" Boşver. Ama o çocuktan uzak dur tamam mı? " dediğinde sesi bu bir rica lütfen der gibiydi.
" Düşünmeliyim " dedim kahve bardağını mutfağa götürürken
Zaten kısa bir süre sonra da kapı çaldı.
Doğanın içeri girmesiyle suratını eski gülen pozisyonuna alan Kerem dikkatimdem kaçmamıştı.
Doğa da Keremin yanına oturup
" Ne yapıyorsunuz? " dediğinde salondaki atmosferi almış olacağını düşünerek cevap verme kısmına ben atıldım
" Kerem balonlardan çok hoşlanıyormuş onları uçurmayı falan. Onları anlatıyordu bana da " derken elimi ağzıma götürüp kahkalarla gülmeye başladım.
Kerem ne olduğunu anlamamış gibi önce Doğaya sonra bana bakıp o da gülmeye başladı. Sonra sen görürsün der gibi bana baktıktan sonra Doğaya bakıp
" Ya evet ne de çok severim balonları " derken nolur anla beni kardeşim mağdurum der gibi mazlum mazlum bakınca bir kahkaha daha patlattım.
" Oo baya eğlenmişsiniz anlaşılan bunu sık sık yapın " deyince gülümsemem kızgın ifadeyi alırken Doğaya bakıyordum. Mesajı almış gibi
" Hadi bakalım Keremcim bizde kalkalım artık " deyip kapıya doğru koşar adımlarla ilerlerken Keremde arkasından geliyordu.
Tam kapıdan çıkacaklarken Kerem bana dönüp
" Kahve için teşekkürler " derken birden aklıma buluştuğumuz gün benim ona dediğim gibi demişti. Gözlerimi kısıp ona sinsice bakarken o da anladığımı anlamış olacak ki kahkalarla merdivenlerden koşarak Doğaya yetişmeye çalıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PAPATYA
RomanceBir gün yolda giderken aniden karşınıza hiç tanımadığınız birisi çıkıp size papatya verip gitse ne yapardınız? Peki o kişi sizin tabularınızı yıkıp hayatınıza girecek olan erkekse?
