SEVİYOR, SEVMİYOR

73 5 1
                                        

Bileğim sızladığı için en güzeli uyumaktı şu an için ama saat ve bulunduğum ortam buna müsade etmiyordu.

Kıvançta durumu anlamış olacak ki yol boyunca sesini bile çıkarmadı. Tam bizim evin önüne gelince arabayı durdurdu. İnmek için kapıya elimi doğrulttuğum an diğer kolumdan tutarak beni kendisine doğru çekti. Ne olduğunu anlamadan kendimi kollarında ve yüz yüze buldum. Sesimi çıkarmak için bir kaç hamle yaptım fakat ses tellerim şu an bana meydan okur gibi çıkmıyordu.

Elini yavaşça tuttuğu kolumdan çekerek saçlarıma götürdü. Yavaşça boğazını temizledi ve bana biraz daha yaklaştı.

" Söylemeye çekindiğin bir şey mi var? "

Nasıl oluyor bilmiyorum ama herşeyi doğru tahmin ediyor tıpkı Kerem gibi. Sezileri mi kuvvetli yoksa ben mi çabuk ele veriyorum orası muamma.

" Ha.. Hayır onu da nereden çıkardın? "

Bir süre yüzüme baktıktan sonra dudakları hafifçe kıvrıldı.

" Telaş yapmandan "

Öküzün trene neden öyle baktığını pek bilmem ama şu an benim de ondan bir farkım olmadığı ap açık ortada. Hadi İdil buna da cevap versene ben hep böyleyimdir korkunca heyecanşanınca telaş yaparım desene. Diyemezsin çünkü sen tam bir korkaksın!

" Yanlış anlamışsın o zaman yok öyle bir şey beni de bırakırsan eğer inip evime gideceğim "

" Zaten bizim yemek işi yalan oldu ben yedim sen izledin "

" İştahım yoktu. "

Elini saçımdan çekip koltuğuna yaslanmıştı yaslanmasına da beni hala lafa tutuyordu. Ve ben de sanki suçluymuşum gibi cevap vermek zorunluluğunda hissediyordum kendimi.

" Yine de teşekkür ederim her şey için görüşürüz. "

Cevap vermesini beklemeden arabadan indim. Daha fazla kalırsam asla inemeyeceğimi adım gibi biliyordum.

Kapıyı açmak için anahtarı çantamdan çıkarırken o esnada gözüme kapımıza asılmış kağıt parçası ilişti. Aslında önemsiz bir şey apartmandakiler asmıştır diye düşündüğümden kağıdı almadım. Anahtarı bulup kapıyı açtım ve sonunda kendimi eve attım. Bugün çok yorucu ve stresli bir gündü!

Mutfağa doğru ağır adımlarla giderken sızlayan bileğim aptallığımı her seferinde yüzüme vuruyordu.

Tam buzdolabını açacakken dolaba yapıştırılmış kağıdı gördüm. Bir an duraksadım ve dikkatle baktım çünkü bu demin dış kapıda gördüğüm kağıdın aynısıydı.

Okumak için eğildiğimde kısa bir şey yazıyordu

Çünkü sen benimsin!

Bu neydi şimdi? Eğer biri şaka yapıyorsa bu hiç te komik ve çekilir değil.

Dış kapıya doğru gidip diğer kağıda bakmak için kapıyı açtım. Kağıdı elime alıp içeriye girdim.

Kıvançtan uzak dur!

Kıvanç mı?

Ah tabi ya kesin Keremin işidir bu. İyi de evime nasıl girdi bu aşağılık!

Evin her yerine bakmış olabilir diye her yere bakmaya başladım. Tam odamın kapısına doğru geldiğimde kapıya yapıştırılmış kağıdı da aldım.

Sen hala beni seviyorsun çünkü :))

Ahh sinirlerim git gide artarken kapıyı açtım ışığı yakıp etrafı süzdüğüm de bir şey göremedim.

Yatağa oturup Kereme söylenirken birden vazonun üstünde bir kağıt daha gördüm onu da elime aldım.

Çünkü papatyalarımı hala atmamışsın ;)
Lanet olsun! Papatyalar! Ben hala salak gibi onun verdiği papatyaları saklıyordum sahi ne çabuk unuttum.

O anlık verdiği sinirle elimle masayı dağattım vazo bir an da yere düşüp paramparça oldu. Gözümün önünden kırılıp giden cam parçaları.

Ne kadar da bana benziyorlar kırık dökük viran..

Onarılmaz bir yara acıldı sanki kalbimde. Ne ona kızabiliyorum ne de onu anlayabiliyorum. Sanki anlamadığım bir dilde konuşuyor bense o dili hiç duyamamışım, bilmiyorum.
Kalbimin ortasına bir çivi çaktı sanki ne kadar zorlasam da çıkmıyor, çıkaramıyorum.

Allah insanı sevdiğiyle sınarmış sahi Allah beni seninle mi sınıyor?

Erkekleri sevmeyen ben : iki erkek arasında kalıp ikisinin de iyiliğini istiyorum sahi bunu neden istiyorum? Hani erkeklerden bananeydi? Hani hepsinin canı cehennemeydi? Insan severek değişir derlerdi inanmazdım.

Ben seni sevmiyorum desem de içimden bir kız çıkıp karşımda kahkalarca gülüyor sanki. Hadi be ordan hahaha diyor sanki işte o zaman sinirleniyorum. Çünkü çaresizliğimi hissediyorum.

Yavaşça kendimi yatağa doğru attım. Ayaklarımı karnıma çekerek yattım. Benden başka bana sarılanda yoktu zaten. Kendi derdimin dermanını bile yine kendimde arıyorum. Yalnız mıyım aşık mı orasını bende bilmiyorum.

Fazla hayale dalmış olmalıyım ki karşımda elinde papatyayla bana bakan Kerem görüyorum. Anca hayallerimde bu kadar güzelsin zaten.

" Seviyor çıktı "

Şimdi de sesini duymaya başladım. Deliriyor olabilirdim ama yo yo bu kadar erken olmamalıydı.

" Papatya falımda seviyor çıktın. Yani bu demek oluyor ki beni seviyorsun "

Gerçek olsa da şöyle ağzına yüzüne vursam diye düşünürken yanağımda bir dokunuş hissettim. Yoksa artık hissizleşmeye de mi başladım?

Ellerime doğru kayan ellerini de hissettim. Kerem gerçekti! Tam da başucumda. O benim odamdaydı.

" Ne işin var senin burada? "

" Eğer inanmıyorsan sevgime hadi al bu papatyayı da sen bak falına. O bile anladı sevdamı! Söz, söz veriyorum sana sevmiyor çıkarsa gideceğim. "

Şaka gibi herşey işimiz sadece bir papatyaya mı kaldı şimdi? Bu çok saçma!

Yavaşça elinden aldım papatyayı ve gözünün önünde bağıra bağıra saymaya başladım.

Seviyor, Sevmiyor, Seviyor

Her kopardığımda bir yaprağını sanki canı acıyormuş gibi elimden yavaş yavaş kaymaya başladı. Özür dilerim papatya inan benim canım seninkinden fazla yanıyor. Sevmiyor daha da hırslanarak kopardım her yaprağını. Bir yanım gitsin diyor, diğer yanım avaz avaz kalsın diye bağırıyor. Seviyor sonuna geliyorum yapraklarının işte kader şimdi oynayacak son cilvesini. Sevmiyor işte bu da son yaprak. SEVİYOR. Yüzüne bakmaya bile utanırken kendimce bahaneler üretmeye başladım.

Bir yanım çığlık çığlığa kaldığına sevinirken, diğeri yumruk yumruğa duvara vurup ağlıyor.

Peki ben hangisine sevineyim? Ya da fala mı inanayım? Yoksa bahaneler üretmeye devam mı?

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 16, 2015 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

PAPATYAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin