Kaanın Gözünden
Uzun süredir bu odada tıkıkı kalmıştım. Kaçamam için çok şey yapmışlardı ve başarmışlardı. Hala bu odadan çıkamamıştım.
Bana sadece yemek ve su verip gidiyorlardı. Tuvalete bile zorla gidiyordum. Mahkum gibi geziyordum odada. Hiçbir pencere yoktu.
Arkadaşlarımı ve Merti özlemiştim. Acaba beni niye kaçırmışlardı ?
Donra içeri gene günlük giren adam girdi ve yemeği bırak çıktı.
Tabiki yanlarındaki silahla beni olduğum yerde tutuyorlardı, yoksa neden adamı dövüp kaçmayaydım ?
Mal mısınız olm.
Neyse artık gına gelmişti. Bir planım vardı. İlk günler zaten ben bağlı olduğum için beni kendileri zorla besliyordu. O yüzden kaçma olanağım %0 dı.
Ama şuanda odada özgürce takılabiliyordum. Yemek olan tabağı aldım ve yemeği yere döktüm. Sonra bardaktaki suyu döktüm ve masaya vurup kırdım.
Gayet keskin olmuştu. Tabakı bir elime, bardağı ise diğer elime aldım ve kapının arkasına saklandım.
Adam bu sesin ne olduğunu merak edip kapıyı açtı ve içeri girdi. İlk bir odayı süzerken onun kafasına tabakla vurdum.
Tabiki adam yere yığıldı, bende hemen silahını aldım ve kapıdan çıktım. Tabiki adam sadece bir kişi değildi. Diğerleride koşarak geldi ve hepsine sıktım.
Yess be kurtuldum diye zafer dansı yaptım ve oradan kaçtım.
Tam nerede olduğumu bilmiyordum ama yoldaki birinden yardım istedim ve polisi aradı.
Sonunda özgürdüm. Kısa sürede polislerin geleceğini umdum ve polisi arayan kadınla birlikta beklemeye başladık.
Adalın Gözünden
Şuan sinirden telefonu yememek için zor duruyordum. Orospu çocuğu bana Elçinin yaralı fotoğraflarını atmıştı. Kızı zamanında tutsaydım böyle olmazdı.
Gözlerim doldu o haline. Hürkan ve Emre yanıma gelip destek oldular. En azından onlar yanımdaydı.
"Bak kanka, o şuanda sana böyle fotoğraflar atarak senin tek başına ondan intikam almanı sağlayacak. Ama birlik olup plan yaparsak adamı haklayabiliriz." Dedi Hürkan. Haklıydı, kendisi benim sevdiğimle kafamı bozmaya çalışıyordu.
Eğer buna kanmazsam işte o zaman gerçekten Elçini kurtarabilirdim. Sakinleşmek için derin nefes aldım verdim. Sonra gözümü açıp onlara baktım.
"Sakinim. Hadi şu piçi bulalım." Dedim, onlarda bana gülümseyerek baktılar. Siktim olum seni diye düşündüm. İpek ise elini omzuma koydu.
"Bulcaz sevgilini enişte, merak etme sen." Dedi. Moralimi biraz daha yükseltmişti. Teşekkür ettim İpeke.
O sırada İpekin telefonu çaldı, o da açtı.
İpekin Gözünden
Beni bilinmeyen bir numara arıyordu. İlk tedirgin olsamda, başlarım ona amk dedim ve açtım.
"Alo ?"
"Merhaba, biz _____ karakolu polisleriyiz. Kaan Varlı diye birini tanıyormusunuz ?" Heyecandan gözlerim açıldı. Umarım Kaan iyidir diye düşündüm.
"Evet, evet. Kendisi arkadaşım. Kayıptı kendisi, nerede buldunuz mu ?"
"Evet efendim. Kendisi bize bir hamımefendiden ulaştı ve yardım istedi. Bizde şun oradayız."
Çok mutlu olmuştum. Polis bana adresi söyledikten sonra kapattı. Bu olayı diğerlerine söyledim, onlarda çok mutlu oldular. Ve birlikte arabayla adrese gittik.
Mertin Gözünden
Kaanın kurtulduğunu gördüğümde çok mutlu olmuştum. Artık bu adamın dediklerini yapmak zorunda değildim.
Tekrar o adam beni aradı. Tabiki laf sokmak için açtım bende.
"Alo Mert. Sana diyeceklerimi acil yapman lazım." Diye hızlıca konuştu. Tabiki artık umrumda değildi.
Kaan güvendeydi ya naparsa yapsındı.
"Siktir amk." Dedim ve suratına kapattım. Ve önümde kameraları bir daha kullanamasın diye parçaladım.
Sobra odadaki kameraya el hareketi çekip evden ayrıldım. Direk Cem abinin kapısını çaldım. O da beni görünce direk yardım etti.
Onun arabasına bindim ve beni diğerlerinin yanına bırakmak için ilerledik.
Emrenin Gözünden
Sonunda Kaanın yanına varmıştık. Hepimiz birden Kaana sarıldık. Gerçekten bu iyi gelmişti, sarılmamız bitince ne yapmalıyız diye düşündük.
Bir süre işte ona Elçinin kaçırıldığından, zarar gördüğünden falan bahsettik. Şok olmuştu Kaan, aynı zamanda sinirlenmişti. Sinirini anlayabiliyordum, sonuçta en iyi arkadaşıydı Kaanın. Elçine çok değer veriyordu.
Sonra yanımıza bir araba geldi ve durdu. Arabadan Mert ve Cem abi çıkmıştı. Kaanın mutluluktan gözleri dolmuştu.
İkisi birbirlerine koşmuş ve sarılıp, öpüşmüşlerdi. Çok tatlı bir andı. Adal üzgün görünüyordu, Elçini anımsamış olmalıydı. Yanına gittim ve destek oldum ona. Bana gülümsedi ve teşekkür etti. Ona Elçini bulacağımızı söyledim.
"Umarım buluruz Emre. Umarım." Dedi üzgünce.
Bizim aşk kuşları özlemini bitirdikten sonra yanlarımıza geldiler. Ve artık şu adamın işini bitirmeli ve Elçini kurtarmalıydık.
Sonra bir anda polislere bir haber geldi ve arabalarına doğru koştular. Onları durdurup ne olduğunu sorduk. Bir kızın kaçırılma ihbarı gelmiş. Tabiki biz de hemen Elçin olduğunu düşündük ve onlarla gelmeyi rica ettik.
Polis bize ne çok arkadaşınız kaçırılmış amk surat ifadesiyle baktı ama kabul etti. Bizde arabalara atladık ve onları takip etmeye başladık.
Adalın Gözünden
Elçini bulma umuduyla çok heyecanlıydım. Umarım şuan iyidir diye düşünüyordum. O fotoğraflar beynimi kemiriyordu.
Sonunda bir yere gelmiştik. Burası çok tanıdık geliyordu. Hürkana baktığımda yüzü bembeyaz olmuştu. Ona ne olduğunu sordum.
"Hürkan, ne oldu ?"
"Ben bu evi tanıyorum." Dedi üzüntüyle. Ne demek istediğini anlamamıştım.
"Ne demek istiyorsun, nasıl tanıyorsun ?" Bunun sonu umarım iyi biterdi diye düşünüyordum. Off bir günümüzde olaysız geçseydi.
"Burası Ömerin evi."
