6.Bölüm (Kına)

367 16 11
                                        

Medya; Kına elbisesi ve Yöresel kaftan

***************

İlahi Bakış Açısı

İki büyük aile çocuklarının düğünleri için paçaları sıvamış ve hep beraber hazırlıklara başlamışlardı.
Bütün kararları beraber almış ve hep birbirlerinin fikirlerine önem vermişlerdi.
Herkesin kızgınlığını kazanan sadece iki kişi vardı , bunlar Sinan ve Berivandı. Buna rağmen herkes birbirine karşı sert olmamaya çalışıyor , olay çıkmasın diye sakince işlerini görüyorlardı.

Maral'ın kalbi ise hüzün içindeydi ,kimseye belli etmiyor olsa da içten içe üzülüyordu. Zaman zaman hazırlıklarla ilgileniyor kafasını dağıtmaya çalışıyor ve herşeyin düzelmesi için dua ediyordu.
Şimdi ise odasında sessizce oturmuş ,akşamki kınayı düşünüyordu.
Barandan ses yoktu, nişanın üstünden bir gün geçmişti. Fakat Baran bir kere bile Maral'ı aramamış, bir mesaj dahi atmamıştı.
Başını sağa sola salladı Maral, zaten kafası darmaduman idi, birde bunları düşünmek istemedi.

Kına için büyük bir konak tutulmuştu, avlusu kocaman ve çok ihtişamlı idi.
Tüm hazırlıklar da erkenden tamamlanmış ve son kez kontrol ediliyordu.
Acar konağında sadece Maral'ın yengesi ve annesi kalmıştı , onun dışındaki herkes erkenden kınanın yapılacağı konağa gitmişlerdi.

***************

Kahraman bakış açısı ( Maral )

Kınaya birkaç saat kalmıştı , konakta ki herkes evden ayrılmıştı. Sadece yengem,annem ve ben kalmıştık.
Saatlerin ilerlemesi ile kuaför de gelmiş ve hazırlanmaya başlamıştık.

Hem gergin hem mutsuzdum, tüm duyguları aynı anda yaşıyor gibiydim. Birazda heyecanım vardı tabi.

Kına için iki kıyafet tercih etmiştim , biri bindallıya benzer bir kına elbisesiydi diğeri ise gri renkte ve çok hoş ,yöresel bir kaftandı.
İlk olarak kına elbisemi giydim, kınanın ilerleyen saatlerinde ise yöresel kaftanımı giyecektim.
Elbisemi giydikten sonra kuaför hızlıca makyajımı ve saçımı yaptı.

Annem ve yengem çoktan hazırdı, avluda beni bekliyorlardı.
Kına saati neredeyse gelmiş ve Baran da bizi almak için yola çıkmıştı.
Kına mekanı bize çok uzak olmadığı için muhtemelen ben avluya inene kadar gelirdi.
Gerçi o gelmese de olurdu , zaten hiçbir şey umrunda değilmiş gibi davranıyordu ve çoğu kez de beni tersliyordu ama şimdi bunları düşünmenin ne yeri nede zamanı değildi.

Aynadan son kez kendime baktım ve yavaşca odamdan çıktım.
Merdivenleri inerken bir ıslık sesi duydum , tabiki sesin sahibi yengemdi. Bu hareketine kayıtsız kalamamış gülmeye başlamıştım.
Eteklerimi tutmaktan kafamı bile kaldıramıyordum ama merdivenleri bitirmeme birkaç adım kalmıştı.

" Gülümm bu ne güzellik , vallahi ben gölgede kaldım"

"Ay yengem olur mu öyle şey "

Son merdiveni de inince eteklerimi bıraktım ve yengeme bakmak için kafamı kaldırdım.

Gelmişti , tam karşımda kapının yanında ifadesice beni izliyordu. Gözlerini görmek istedim , ne hissediyor bilmek istedim ama bir kez bile bakmadı gözlerime.
Zalim adam işte ,bir tebessüm bile yoktu yüzünde

"Kızım çok güzel olmuşsun ."

Annemin sözleri ile gözlerimi Barandan çekmiştim.
Annem ise gözleri dolmuş bir şekilde beni izliyordu.

"Ama anne sen böyle ağlarsan ben nasıl mutlu olacağım , hep aklım sende kalacak"

"Özür dilerim kızım , mecbur kaldım . Yoksa seni böyle evlendirmek istermiydim? "

Ruh-u Revan Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin