23. Bölüm (Kuma)

354 13 0
                                        

Medya temsilidir.

"Neyim varsa, kırdın gönül yurdunda..."
-Nurullah Genç

💫💫💫
Bölüm birkaç gün geciktiği için 2 bölüm atmak istedim. Fakat bundan sonra haftada bir bölüm olarak düzenli atacağım. Ara ara ikişer bölüm hâlinde de atabilirim.
💞


Bölümleri uygun bulduğunuz müzikler ile okumanızı tavsiye ederim, desteklerinizi bekliyorum.
Özcan Deniz; Kal de 🎧

**********

Vücudumu saran kollar beni öyle derin bir uykuya sokmuştu ki, tüm kaslarım gevşemiş huzurla soluyordum. Uyanma vaktimin geldiğini söyleyen zihnimi görmezden geldim ve arkamdaki sıcaklığa daha da sokuldum. Bedenimi saran kollar sıkılaşırken yuvasını bulmuş bir kuş gibi rahattım.

Ne? Pardon bir saniye!
Kollar mı? Durumu yeni yeni anlayan beynim, anlık şokla gözlerimi sonuna kadar aralamamı sağlamıştı.
Bu koku... bu koku Baran'a aitti. Araladığım gözlerimi hızla belime indirdim. Kolları beni sarmış, huzur ile uyuyordu. İyi de ben kapıyı kilitlememiş miydim?

Dün geceyi gözden geçiren zihnim ile elimi alnıma yapıştırdım. Tabi ya, en son Asude akşam yemeği tepsisini almıştı ve ben arkasından kapıyı kilitlememiştim.

Hadi ben kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. Peki Baran? Baran hangi yüzle bu odaya giriyor ve bana böyle sarılabiliyordu? Ayrıca ben gece boyu bunu nasıl hissetmemiştim?

Ardı ardına sıraladığım soruların cevaplarını düşünerek vakit kaybetmemek için kendimi kolları arasından çıkarmaya çalıştım.
Mengene gibi sıktığı kolları bana epey zorluk çıkarıyordu. Bir kaç çırpınıştan sonra homurdanmaya başlamıştı bile.

"Şş, kıpırdama." Uykulu sesiyle mırıldanmaları beni durdurmaya yetmemişti. Onunla konuşmadığım için cevap da veremiyordum.

Birkaç hareket sonrasında artık yüzümü ona dönmüştüm, gözleri hâlâ kapalıydı. Resmen beni umursamıyor ve uyumaya devam etmeye çalışıyordu. Artık fark edilmem gerektiğini düşünerek elim ile göğsünü sarstım.

Huzursuzca aralanan gözleri ve çattığı kaşları ile uykusundan yeni uyandırılmış bir çocuğa benziyordu. Yani en azından bana öyle gelmişti. Ben ise saçları birbirine girmiş bir şekilde karşısında duruyordum. Beni görünce gözleri çehremi tarar bir hâle büründü. Sanki uzun süredir görmemiş gibi baktı, yavaşça yüzümdeki tüm ayrıntılarda geziniyordu. Burnum, kaşlarım, dudaklarım... Hepsi bir bir geçmişti bakışlarından. Ben ise tuttuğun nefesim ile sadece gözlerinde kalmıştım, sadece bakışlarında kalmıştım. En sonunda benden bir kelâm duyamayacağını anlayınca sıkı kollarını gevşetti ve yavaşça bedenimden çekti. İstediğime ulaşmanın rahatlığından mıdır yada başka bir duygudan mı bilmediğim bir şekilde, vücudumu boşluğa düşmüş gibi hissettim. Üşüme hissi de cabasıydı ama bunu hissedemez yada düşünemezdim. Hızla doğruldum yataktan ve alelacele üzerimdeki pijama takımını düzelttim.

Beni esiri altına alan gözleri görmesem de, fazlası ile hissediyordum. Gerilen vücudumu daha fazla germemek için birkaç adım attım ve dolaptan aldığım giysiler ile banyoya geçtim.

Sonunda rahat bir nefes alınca, sırtımı kapattığım kapıya yasladım. Ne çok heyecanlanmıştım öyle, kalbim bedenimi terk etmek ister gibi çarpıyordu. Karşımdaki aynayı buldu gözlerim, yanaklarım bir domates gibi kızarmıştı. İlk defa yaşadığım bu durum ile ufak bir şaşkınlık atlatmış, ardından açtığım musluk ile soğuk suyu yüzüme yüzüme vurmuştum. E anca böyle kendime gelebilirdim. Anca böyle etkisinden çıkabilirdim...

Ruh-u Revan Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin