Medya, şahsi çalışmadır. Temsili yapılmıştır.
"Tarih boyunca erkeğin kadını koruduğu söyleniyordu. Sahi erkek kadını kime karşı koruyordu?"
-Nazım Hikmet Ran
**********
Gerilen vücudumu zapt etmeye çalışırken, tedirgince ısırdım dudağımı. Ellerim ise çoktan terlemeye başlamıştı. Ben kan değerleri düşük bir insandım, böyle gerginliklere gelemiyordum. Ne yani şimdi düşüp bayılsam, iyi mi olurdu?
Başımı sağa sola sallayarak tüm düşüncelerimi zihnimden uzaklaştırdım. Sonrasında ise mecburen anlatmaya başladım.
"Baran, Berivan mecbur kalmış. Zaten çok kötü bir durumdaydı, ağlamaktan helak olmuştu. En çokta seni üzdüğü için pişmandı ama cidden çok mecbur kalmış."
Kötü olduğunu söylerken, Baran'ın gözlerinde ufak bir merhamet kırıntısı farketmiştim. Ama bu sadece birkaç salise sürmüştü. El mecbur, konuşmaya devam ettim.
"Baran... Berivan tehdit edilmiş."
Duydukları ile çatılan kaşları, zaten gergin olan beni iyice germişti. Aklının karıştığı apaçık belliydi, böyle bir durumu beklemiyordu.
"Ne demek tehdit edilmiş? Kim yapmış bunu?"
Vücudu öyle gerilmişti, boynunun kızardığını apaçık görüyordum ama bunları görürken nasıl söyleyecektim ona?
Şuan istediğim tek şey buradan uzaklaşmaktı. Fakat böyle birşey mümkün bile değildi.
Resmen ateşe, körükle gidiyordum. Sabrı taşmak üzere olan Baran'ı, biraz daha bekletirsem zararlı çıkan ben olacaktım. Mecburen söyledim o ismi, dudaklarımı kıpırdattığım o ilk an çoktan pişman olmuştum bile.
"Behram"
Yumruk yaptığı elleri, sıkmaktan sapsarı olmuştu. Behram'ın adını duyduğu ilk saniye tepesi atmıştı.
Eğer şuan karşısında olsa, çoktan öldürürdü onu.
"LAN! Ben onu uyarmadım mı ? Ağzını burnunu kırdığımda, söz vermedi mi o şerefsiz? "
"Baran, dur. Sakin ol, lütfen."
"Ne sakini Maral, kardeşimi tehdit etmiş. En başından gebertmeliydim onu, sırf anasına acıdım diye yapmadım. Ama şimdi, onu kimse alamaz elimden."
Sözleri biter bitmez dolaba yönelmiş ve kıyafetleri arasından, varlığını yeni fark ettiğim bir kasayı açmaya başlamıştı. Girdiği birkaç sayı ile şifre çözüldü ve kasa açıldı. Ben ise anlamaz gözler ile onu izliyordum.
"Baran, ne yapıyorsun?"
Cevapsız kalan sorum ile kasadan görünen birkaç dosyanın ardından bir silah gözüme çarptı. Metalik rengi ile bir adım geriye ilerlemiştim. Babamın odasında birkaç saniye görünce bile korktuğum o silah şimdi odamdan çıkıyordu.
Üstelik Baran dediğini yapacaktı. Uğruna evlendiğim o kan davası, tekrar gün yüzüne çıkacaktı. Daralan nefesime hâkim olamıyordum, eğer Behram ölürse yine bir kan davası başlayacaktı. Dul kalan kadınlar, babasız kalan evlatlar, evladını yitiren analar geldi gözlerimin önüne.
Bu uğurda bir kişinin daha ölmesini, ne ben ne de bu şehir kaldıramazdı. Bu toprakların kan emecek bir santimi bile kalmamıştı. Çoğu ailenin geçmişini çöp eden, bu lanet kan davası tekrar gün yüzüne çıkamazdı. Ben buna müsaade edemezdim.
Baran, silahı hızla beline iliştirdi ve kapıya doğru adımladı. Ne beni ne de sözlerimi, görmüyor ve duymuyordu.
Hızla kapının önüne attım kendimi ve sırtımı iyice yasladım, ardımdaki ahşap yapıya. Ellerim ise kapı pervazlarına tutunmuştu bile.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruh-u Revan
Genç KurguUrfa'da güneşin sıcağında yanan tek şey suya muhtaç toprağı değildi, yüreklerde sıcaktan nasibini almış olabildiğine yanmıştı . *************** Yapılan bir hata sonucu Maral hayatını tamamen değiştirecek olan berdele mecbur bırakılmış, ona karşı hiç...
