Medya temsilidir.
"Bileydim layık olmadığını,
Yürür müydüm yollarında..."
-Nurullah Genç
💫💫💫
Yorum ve beğenilerinizi bekliyorum.
💞
**********
Baran...
Ben... Ben seni seviyorum.
Kendime ihanet ediyorum.
Seni seviyorum,
Sarf ettiğim sözleri bir bir eziyorum.
Seni seviyorum,
Tüm hoyratlığına karşı susuyorum.
Seni seviyorum,
Beni istemediğini söylerken yüreğimin kulaklarını tıkıyorum.
Ben... Ben sana aşık oluyorum.
Kendimi yok sayıyor, yok oluyorum.
Tüm duvarlarım yıkılmıştı.
İçime çektiğim derin soluk ile ellerimi gözlerime sürdüm. İç çekişlerimi durdurmaya çalışırken, bir yandan da gözlerimi siliyordum. Sonunda durulan yaşlar ile ayaklandım. Kendime bu saygısızlığı yapamazdım.
Dolabı açtım ve çantam ile trençkotumu aldım. Herşeye susardım, her şeye katlanırdım ama buna asla... Buna asla dayanamazdım. Beni yok sayışını kabul edemezdim. Trençkotumu giydim ve çantama yerleştirdiğim telefonum ile son kez aynaya baktım.
Mahvolmuştum...
Saçlarımı arkaya doğru attım ama yüzümün hâli beni ele veriyordu. Fakat artık kimseyi umursamıyordum. Kim görürse görsün umurumda değildi. Baran'ın yasakları, kuralları duyduğum sözler ile yok olup gitmişti.
Elimden gelse boşanırdım. Yemin olsun ki, elimdeki bir talak hakkıyla bu evliliği bitirirdim. Bunu yapacak cesarete de sahiptim ama maalesef bu bencilliği yapamayacak kadar düşünceli idim. Gerçi bu düşünceli hâllerimin de bir faydasını görmemiştim ama ne olursa olsun doğru olanı yapmak istiyordum. Sadece bir süre buradan uzak kalmalıydım. Belki bir kaç hafta, belki de birkaç ay bir başıma düşünmeli idim. Sonrasında ise ne yapacağımı bilmiyordum. Nereye gideceğime bile karar vermemiştim ama illa ki bir çıkar yol bulurdum.
Odaya son kez baktım, sadece bir saat önce Baran'ın kollarında uyuduğum yatağa baktım. Gözümün önüne gelen tüm yaşananlar canımı yakmaktan başka bir şeye yaramıyordu. Kendimi daha fazla üzmemek için odadan dışarı çıktım. Kapıyı örtme zahmetinde bulunmadım, çünkü artık orası benim için boşluktan ibaretti. Avluda biri varmı yok mu, umursamadan attığım adımlarım ile merdivenlere ulaştım. Baran'ın beni görmesi ihtimali bile umurumda değildi.
Avluya indiğimde seri adımlar ile kapıya doğru ilerliyordum ki, arkamdan duyduğum ses olduğum yerde durmamı sağlamıştı.
"Maral, kızım nereye gidiyorsun?"
Ümmühan annenin sesi ile arkamı döndüm. Çehremi tarayan gözleri, şaşkınlık ile aralanmıştı.
"Kızım ne bu hâlin? Ne için bu kadar üzüldün, ağladın? Anlat bana."
"Ümmühan anne, lütfen engel olma bana. Gideceğim."
Uzattığı elleri ile yanaklarımı sararken tedirgince seslendi bana.
"Yavrum korkutma beni."
Şefkati karşısında annemi hatırlıyordum, özlemle sızlatmıştı yüreğim. Ellerimi ellerinin üzerine koydum ve yanaklarımdan çekerek öptüm.
"Size çok teşekkür ederim, bana anne oldunuz. Sevginizi, şefkatinizi hep hissettim. Ama artık yapamıyorum. Her şeye rağmen bu evde kalırken bugün duyduklarım karşısında pes ediyorum. Baran, Kenan Ağa ile kuma almak konusunda konuşuyordu. Ben yapamam Ümmühan anne, daha fazla kırılamam."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruh-u Revan
Teen FictionUrfa'da güneşin sıcağında yanan tek şey suya muhtaç toprağı değildi, yüreklerde sıcaktan nasibini almış olabildiğine yanmıştı . *************** Yapılan bir hata sonucu Maral hayatını tamamen değiştirecek olan berdele mecbur bırakılmış, ona karşı hiç...
