Ölüm Kapıda

264 28 8
                                        

Müdürü dinlerken ölmekten beter hale gelmiştim.

Aceleyle odadan çıktım. Her adımımda daha da hızlanıyordum.

Bahçeye geldiğimde belli ki arkadaşlarım kötü haberi benden önce almışlar.
Victoria hemen yanıma gelip beni avutmak için bir şeyler zırvalamaya başladı.

Biliyorum bu yaptığı iyi bir şeydi ama ben bu kadar üzgün ve sinirliyken bunu pek umursamadım.

Onu nazikçe kenara ittim ve yürümeye devam ettim. Eski hızımı geri kazanmaya çalıştım. Çünkü yavaşlar veya durursam bacaklarımın beni taşıyamayacağından emindim.

Caddeye geldiğinde mecburen durdum. Taba rengi sandaletlerim ayağımı acıtmaya başlamıştı. Sonuçta onlar koşmak için tasarlanmamışlardı.

Sandaletlerimi hemen çıkarıp çıplak ayak koşmaya başladım.

Hastaneye gelince sandaletlerimi giydim ve içeri girdim.
Hastanenin o iğrenç kokusu burnuma gelmeye başladı.

Hemen bir hemşireyi durdurarak 'Bugün hastanenize gelen Maria ve Sam Star nerede acaba?' diye sordum.
Bu soruyu sorarken gözlerim yine doldu.

Hemşirenin yüzünden belli belirsiz bir ifade geçti. Kibarca 'Sizi doktorunuza götüreyim o gerikli açıklamayı yapar dedi.'

Ne bu şimdi. Ne açıklaması?

Doktorun kapısına geldiğimizde 'Biraz bekleyin lütfen.' dedi hemşire. Hemşireye teşekkür ettikden sonra telefona yapıştım.

Hemen ablamı aradım. Ablamın hiç bir şeyden haberi olmadığına adım gibi eminimdim. Numarayı tuşladım. Kapalı. Zaten ablam lazım olduğunda ortadan kaybolur.

Ben ablama ulaşmaya çalışırken doktor olduğunu tahmin ettiğim bir adam yanıma geldi.

'Annemle babamın durumu nasıl doktor bey?' diye sordum. Hıçkırıklarım arasında söykediklerim ne kadar anlaşıldı bilmiyorum.

Doktor bezgin bir şekilde 'Lütfen oturun biraz konuşalım.' dedi.

'Anneniz ve babanız sabaha karşı east shine yolunda bir kaza yapmışlar.' Yani eve dönerken. Kafa sallayıp dinlemeye devam ettim.

'Geldiklerininde durumları çok ağırdı. Çok kan kaybetmişlerdi. Elimizden geleni yaptık ama malesef onları kurtaramadık.'

Kurtaramadık kelimesinden sonrasınını hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığımda bir hastane odasındaydım.

Sanırım bayılmışım. Odadan bir hışım çıktım. Az ilerde polislerle konuşan ablamı ve eşini gördüm.

Suzy konuşmasını bitirip yanıma geldi. Güzel çehresinden hüznü okuyabiliyordum. Bana sımsıkı sarıldı. Bu harekrtiyle tekrar ağlamaya başladım.

'Rosie onları son bir kez görmek ister misin?' dedi. Usulca kafa salladım. Morga yapdığımız kısa ziyaretten sonra iyice kötü oldum.

'Abla ben dışarı çıkıyorum. Hava almam gerekiyor.' dedim ve ablamın cevabını beklemeden hastaneden çıktım.

PADAMRAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin