Dünyanın en büyük drama sevicisi olarak hayatımın gittiği yerin beni bile yoracağını düşünmezdim.
Ben insanlarla haklı çıkacağım kavgalara girmeyi, erkeklerden ilgi görmeyi ve insanlar tarafından kıskanılıp karmaşık durumlar içerisinde olmaktan hiç sıkıntı duymayan, ergenliğim getirdiği tüm toksik ilişkilerden bıkmamış Kim Jennie, şu an içinde bulunduğum durum yüzünden çığlık atmak istiyordum.
Hayır. Size Namjoon ve Taehyung'un kavga etmesinden ya da Nayeon'un söylediklerinden bahsetmiyorum. Sadece ablamın Lisa'yı öpmüş olmasından bahsediyorum. O an bu, tam olarak ihanete uğramış gibi hissetmeme neden olmuştu.
Lisa ve ablamın arasında hiçbir diyalog geçtiğini bile hatırlamıyordum. Birbirleriyle denk bile gelmezlerdi, en azından ben görmemiştim.
Nasıl öpüşebilecek duruma gelmişlerdi? Ayrıca ben bile Lisa'nın kızlardan hoşlandığını bilmezken ablam bunu öğrenip bir hamle yapacak kadar nasıl Lisa'yla samimileşmişti?
Tüm bunlar yaşanırken ben nerdeydim?
"Ne?".
Sakin bir sesle sorduğum soru acaba yanlış mı anladım düşüncesini beynimde dolandırırken öylece, saf bir şekilde karşımdaki kıza bakıyordum. Bana karşı mahçup gibi görünüyordu ve öne geçmeye çalışan kalabalık bizi itekliyordu.
Lisa bana bir şey söylemek için ağzını açsa da bunu yapamadı. Tiz bir kız çığlığı odayı doldururken cam kırılma sesini andıran bir ses refleks olarak kafaları oraya döndürdü.
Otelin kırılan cam dolabı, saçı başı birbirine girmiş bir şekilde Taehyung'u sağa doğru atan Nayeon, etraftaki kalabalık, dudağı kanayan Namjoon ve öpüşen ablam ve Lisa.
Öpüşen ablam ve Lisa.
Nayeon "Kesin şunu!" diye bağırırken ikisinin arasına geçmişti. "Dağılsanıza!" diye neredeyse çığlık attığı kalabalık hiç oralı olmuyordu. Öylece beynimden hiçbir şey geçmiyorken onlara bakıyordum ki Taehyung'la göz göze geldik. Hızlı adımlarla bana doğru gelmeye başladığında bu kadar şey üst üste geldiği için fazlasıyla gergindim.
"Biraz konuşabilir miyiz?" derken gözlerim kaşından akan kana kaydı. Bir ona, bir Lisa'ya bakıp dururken ağzımdan öylece "Tamam." kelimesi döküldü ve peşinden kendimi sürüklenirken buldum.
Taehyung beni hafifçe bileğimden tutmuş, yavaşça götürürken aklımda sadece ablam ve Lisa vardı. Kafamda oturtmaya çalışıyordum. Neler yaptıklarını düşünüp duruyordum ama kafamda hiçbir şeyi oturtamıyordum. Sadece nasıl diye düşünüp dururken kendimi buluyordum.
Taehyung beni, bize olan meraklı bakışlar eşliğinde bahçeye çıkartıp sert bir şekilde kapıyı kapattığında ona boş bakışlarımla bakmaya devam ettim.
"Bugün," dediğinde sözünü kestim. "Ablam hiç seninle Lisa hakkında konuşmuş muydu?".
Söylediğim şeyi beklemiyormuş gibi suratına şaşkın bir ifade hakim oldu. "Hayır," dedi anlam veremiyormuş gibi "Neden sordun ki?".
Hala şaşkındım. Ne olduğunu merak ediyordum ama Taehyung'un kimseye bir şey anlatmadığından emin olmadan ablama gidip hesap soramazdım.
"Neden Namjoon'la kavga ettin?".
"Senden hoşlandığını ve sana bunu söyleyeceğini söyledi." dedi bana bakarken küçük bir çocuk gibi "Ben de bunun hayatımda duyduğum en saçma şey olduğunu söyleyip senin onu abisiymiş gibi gördüğünü söyledim. Sonra bana bir şeyler dedi ve ben de ona hakaret etmeye başladım.".
