selam yüz yıl sonra yb yazdım ve gerçekten çok kısa farkındayım ama bunu yazmasam hiç yazamayacaktım ve bir yerden başlamam gerekiyordu bu yüzden bölümün kısalığından dolayı özür diliyorum
iyi okumalarr
Gözünüzü birini elde etmenin hırsı bürüdüğünde o kişiyle yaşayacağınız ilişkinin güzel olup olmayacağını düşünmezsiniz, en azından ben düşünmem.
Bir çocuktan hoşlanırım ve o çocuk bana yüz vermediğinde gözümde büyür. Her gün onu düşünür kendimi acınası bir halde bulurdum, daha doğrusu bulmuştum.
Taehyung'un bana geçtiğimiz dört ay boyunca yaptığı bu duygusal işkence onunla gerçekten bir ilişkiye girsem nasıl olacağım sorusunu bana gerçekçi bir şekilde sorgulatmamıştı. Onu tanıyordum evet ama bir ilişkide nasıl olduğunu göz önünde bulundurmamıştım çünkü ben herkesin benim için değişeceğini ve fedakarlık yapacağını düşünecek kadar egoist biriydim. Eğer bir erkek benimle ilgileniyorsa tüm karakterini beni mutlu etmek için değiştirecek gibi hissettiğimden onun karakterini tam olarak göz ardı edip sadece büyük bir beklentiye giriyordum.
Taehyung ile de böyle olmuştu. Benimle birlikte olmak için çaba harcadığını biliyordum ama günün sonunda o oydu ve ben de bendim. İstemediğim olduğunda çekip gideceğimi söylersem çekip gitmemem için nazımı çekmeyecekti ve ben de alttan almayacak, yürüyüp gidecektim.
Bıkkınca oflayıp kendimi yatağımdan aşağı doğru sarkıtırken kendimi büyük bir ikilemde tutuyordum. Hafifçe vücudumu kaldırdım ve saçlarımı düzelttim. Üstümdeki straplez koyu kot elbiseyi yukarı doğru çekiştirdim. Bir partiye gidecektim çünkü Taehyung'un beni öylece umursamadığı için pişman olmasını istiyordum fakat bunun mantıksız olduğunu bildiğimden kararsızdım.
Yine de boşverdim. Ailemden kimseye dışarı çıkacağımı söylemedim çünkü Jisoo'yla uğraşmak istemiyordum.
Dışarıya çıktığımda vücuduma çarpan soğuk hava dalgasıyla kollarımı birbirine dolamış, deri ceketimi iyice üstüme sararak sokakta ilerlemeye başlamıştım. Chae beni alt sokaktan alacaktı ve buna sinir oluyordum çünkü her zaman bizim sokağa girmenin zor olduğunu söyleyip beni yürüttükten sonra annesinden azar işitiyordu çünkü sokağımıza girmek zor değildi ve Bayan Park her seferinde sokağa girdiği için boşa yürümüş oluyordum.
Ben aşağı sokağa girerken arkadaşımın annesinin tanıdık arabası tekrardan göz önüne geldiğinde gözlerimi devirdim. Bayan Park tekrardan bizim sokağa girmiş ve Chae beni boşuna yürütmüştü.
"Selam.".
Arabanın kapısını açıp içeri girerken Bayan Park bana gülümseyerek "Merhaba Jennie." diyordu. Chae beni pek umursamadı. Ayağıyla yere ritim tutarken ne onu gerdiğini bilmiyordum ve sessizce "Konum sende var mı?" demesine kafamı salladım. Aklım hala Taehyung'taydı, bu yaptığım mantıklı mı diye düşünüyordum çünkü içimde bir ses nedense çok saçma bir hareket yaptığımı söylüyordu. Daha önce ciddi denilebilecek bir ilişkim olmadığından mı bilinmez, geriliyordum.
Sessiz geçen bir yol sonucu tanımadığım birinin evinde durduğumda Chaeyoung her an patlamaya hazır bir bomba gibi kıpırdanıp duruyordu. Saçlarını hafifçe dalgalandırmış, siyah dar bir elbise giymişti. Sinirinin bozuk olduğunun farkındaydım ama sormak için acele etmiyordum, annesi ayrılınca zaten bana anlatacağından emin gibiydim.
Bayan Park bizi indirip kalabalık evin önünden geçip giderken "Ne oldu?" diye sordum direkt. Chae hızlı adımlarla içeriye doğru ilerlerken keyifsizdi. "Aptal Jungkook sanırım beni aldatıyor." dedi ve ileriye doğru bakındı. O sırada yüksek sesle aptal bir R&B şarkısı çalan eve giriyorduk ve o kafasıyla birilerine selam verip duruyordu.
