selaaaam yorum yaparsanız sevinirim iyi okumalar
Pazartesi günü son ders zili çaldığında gün boyu Taehyung'u görmemiş olmam biraz da işime gelmişti.
Bana karşı tavırları neden bu denli sinirlerimi bozuyordu bilmiyordum ama onun iki yüzlü, güvenilmez ve dengesiz bir orospu çocuğu olduğuna emin olmuş bu yüzden onunla muhattabı en aza indirmeye karar vermiştim.
"Alışverişe gelmek istemiyorum!".
Dünya tersine dönmüşçesine ablamla aramda yaşanan konuşma dışarıdan bizi tanıyıp da duyan herhangi bir insanın kafasını çokça karıştırabilecek türdendi. Ben eve gitmek için ağlanırken, Jisoo bir şeyler alacağını söylüyor ve onunla gelmemi istiyordu.
"Senden minicik bir şey istiyorum.".
Namjoon, Nayeon ve Taehyung'un önünde beklediği arabaya bakmadım. Onunla göz göze gelmemek ya da aynı ortamda bulunmak istemiyordum bu yüzden gitmemek isteme nedenlerimden biri de buydu.
"Kendin neden gitmiyorsun?"
Cevabını söylemeden önce gözlerini devirmiş, derin bir nefes vererek "Çünkü cezalıyım." demişti. "Annemle kavga ettim, cezam daha da uzasın istemiyorum. Bir kere bana yardım etsen olmaz mı?".
Üfledim. Taehyung'la birlikte bir daha asla bir yere gitmeyeceğime dair yeminler etmiş olsam da ablam gerçekten benden yıllardır sayılı şeyler istediği için "Peki," dedim istemeyerek "Onlar da gelecek mi?".
Tekrardan bakmadan elimle Nayeon, Namjoon ve Taehyung'un olduğu tarafı işaret ettiğimde ablam kafasını sallamış, "Teşekkür ederim." diyerek birden sırıtmaya başlayarak neredeyse seke seke arkadaşlarının yanına doğru ilerledi.
Beyaz kol çantamı, ki onu yeni aldığım için çok mutluydum, biraz daha omzuma doğru itip yere baka baka yanlarına ilerledim.
Arabada arka koltukta ortada oturan Nayeon'un yanına oturduğumda tam ön koltuğumda oturan Taehyung'u görmezden gelme konusunda başarılıydım. Şöför koltuğundaki Namjoon beni görünce "Selam," demişti mutlu bir şekilde "Senin de gelmene sevindim.".
Yol boyunca konuşmadım. Zaten geldiğimiz alışveriş merkezi arabayla okula beş dakika kadar uzaklıktaydı ve ben nedense kendimi çok garip hissediyordum.
İçeriye girdiğimizde ablam kendine birkaç sweatshirt alacağını söylemiş ve annemlere atmak için benimle bir fotoğraf çekilmişti. Ona her bir şey alacağımızda zevksizliğinden gözlerimi kanatıp ona bağırmama neden olduğundan dolayı yanına gitmemeye karar vermiştim.
"Ben kahve içeceğim." dedim alışveriş merkezinin girişinde "İşiniz bittiğinde beni ararsınız.".
Ablam kafasını salladığında Nayeon da bana el sallıyordu ki Namjoon "Ben de seninle geleyim." diyerek onu beklememi sağladı. Ayaklarım duraksadığında ablamlarla ilerlemeye başlayan Taehyung da duraksadı. Namjoon'a doğru baktığımdan onu da görüyordum ve bir bize bir ablamlara bakmış, sonunda ise "Bekleyin," demişti "Ben de sizinle geleceğim.".
Benden uç bucak kaçan Taehyung bir süredir neden böyle peşimde dolaşıyordu bilmiyordum. Sanki ne istesem tersini yapmak için yemin etmiş gibi davranıyordu. Bir şey demedim. Ona bakmıyor, o yokmuş gibi davranıyor, aynı önceden onun bana yaptığı gibi onu görmemezlikten gelerek sorunlarımı arka cebime koyup varlığını unutuyordum.
"Nerede kahve içmek istersin?".
Ben yürürken yanıma yetişen Namjoon bana bu soruyu ilettiğinde omuzlarımı silktim. "Farketmez." dedim etrafıma bakınırken "Ben buzlu kahve istiyorum. Aslında şu terastaki yerde içebiliriz.".
