17

10.4K 902 310
                                        

Jongin, her ne kadar şaşırmış görünse de beni eve götürmeyi kabul etti. Bense içimden gelen çığlık atma isteğini bastırdıkça bastırdım. Ve bu oldukça zordu. Tanrım o neydi öyle, Jongin'in çıplak gövdesi hala gözlerimin önündeydi ve senelerce oradan ayrılamayacağına emindim. Ona her baktığımda sadece nasıl da harika bir görünüşe sahip olduğunu düşünüyordum. Ve gittikçe ışığa çekilen pervaneler gibi herbir hücremle ona çekiliyordum.

Araba büyük bir sessizlikle gecenin karanlığında ilerliyordu. İkimiz de konuşmuyorduk, duyulan tek ses navigasyonun yönlendirmeleriydi. Kafamı cama dayamış Jongin'e bakmamak için büyük bir uğraş veriyordum. Nasıl da uzun bir geceydi, sabahını dahi hatırlamaktan çok uzaktaydım. Her şey yıllar önce olmuş gibi geliyordu, sanki daha bu sabah beni görmezden gelen kişiyle bu gece barda yanımda olan kişi aynı    değilmiş gibiydi. Jongin her anımı öylesine dolduruyordu ki ondan başka bir şeyi düşünemeyecek hale gelmiştim artık.

"Jongin." dedim en sonunda susmaktan sıkılarak, sonuçta benlik bir şey değildi. "Dengesiz misin?"

Ve bunu ciddi anlamda sormuştum çünkü ben, şirkette kim kiminle nerede ne haltlar karışıtıyor saniyesinde anlayan ben, Jongin'in amacını anlayamıyordum. Bazen fena halde düşünceli bir insan oluyordu, bazense kurduğu cümleler ile, binlerce bıçağın kalbime saplanmasıyla eşdeğer bir acı hissetmeme neden oluyordu. Her ne kadar umursamamaya çalışsam da bu böyleydi.

Jongin gözlerini yoldan ayırmadan 'hmm'lamakla yetindi, saçları hafif nemliydi, üstüne "keep calm and shut up' yazan beyaz bir tshirt geçirmişti ve her nedense üstüme alınmak istemiştim. Altında siyah bir pijama altı vardı. Bu onu bu kadar sade gördüğüm ilk andı ve bu halde bile muhteşem görünüyordu. Yüzünde belirsiz bir gülümseme oluştu, arabayı yol bomboş olmasına rağmen kırmızı ışıkta durdurup yüzünü bana çevirdi.

"Evet öyleyim." dedi kabullenerek, "Fakat hedef tahtam benden daha dengesiz."

Ardından tekrar arabayı sürmeye döndü, bense hala sarhoşluğun verdiği etki ile dediğinden hiçbir halt anlamadım. Bu da çemkirmeme engel olan başlıca şey oldu.

Yine de devam ettim, "Bence dengesizsin." dedim, karşımda duranın patronum olduğunu umursamadan. Bunu unutalı saatler olmuştu. "Haddimi bilmemi söyledikten birkaç saat sonra beni asansörün içinde öptün, daha bu sabah beni görmezden gelen sen değilmişsin gibi benimle 'küçük kaçamaklar' yaşamak istediğini söyledin. Kesinlikle dengesizsin."

Jongin derin bir iç çekti ben de o sırada direksiyonu tutan parmaklarını, parmak boğumlarını falan izledim. Bir insan nasıl her şeyiyle harika olabilirdi ya?

"Sehun, en başından beri sana olan tavrımı aynı düzeyde tutmak için büyük bir uğraş verdim. Fakat," ne diyeceğini bilemiyormuş gibi birkaç saniye duraksadı, vay be diye düşündüm, Jongin'in bile ne diyeceğini bilemediği anlar olabiliyordu demek.

"Bak, Kore'ye çok farklı bir amaç için geldim. Ve bu süreçte en son istediğim şey ciddi bir ilişki, fakat yine de sen Sehun beni kendine çekiyorsun, her seferinde. Durmadan sana dokunmak, seni öpmek, seninle sevişmek istiyorum ve bunu ciddi bir ilişkinin kıyısından köşesinden dahi geçmeden yapmak istiyorum."

Ben de bunları istiyorum Jongin, diye bağırmak geldi içimden. Ağzıma kadar gelmiş hadi sevişelim lafını yutmak çok zordu benim için. Ciddi olmalıydım, adam resmen az önce benimle gönül eğlendirmek istediğini açık açık itiraf etmişti.

"Ve bunu senin duygularına değer vermediğim anlamına gelmiyor, üzüleceksin, acı çekeceksin biliyorum. Vicdan azabı duyacaksın, bu yüzden onlardan ayrıl dedim. Belki de böylelikle daha az üzülürsün..."

Secrets // sekaiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin