Bölüm 8 -yanılmak

448 7 1
                                        

Aslında ne kadar garipti yıllardır hissetmediğin bir duygu için bu kadar heyecanlanmak. Bana da garip geliyordu. Bir baba nasıl olurdu? Ben 9 yaşıma gelmeden bu duyguyu unutmuştum. Ve artık 18 yaşındaydım ben. Son 9 yılda kaybedilen duygular bir kaç saatde geri kazanılabilirmiydi? Ona tekrar alışabilirmiydim? Aslında bu gücü kendimde göremiyordum. Anlattığı senaryo çok saçmaydı. Hiçbir tefeci kendi yapamadığı bir işi sıradan bir iş adamına yaptırma riskini göze alamazdı. Ya da hiçbir kadın yıllarca bir adamın rol yaptığını anlamayacak kadar salak değildi. Ona zerre inanmıyordum ama belki de anlatamayacağı şeyler yaşamıştı. Ne olursa olsun hiç bir baba küçücük kızını bırakıp gidemezdi. Gitse bile bir kere bile arayıp sormazmıydı? Sormamıştı.

Bunları düşünürken kafeye girdim. Onu buldum karşısına oturdum. Aslında pek bir şey konuşmadık. Sessizce denizi izlemek huzur verdi ikimize de. Onun yanında kendimi mutlu hissetmiyordum bunu fark ettim. O sadece bir yabancıydı gözümde. Sanki babam değilmiş gibiydi.Aramızdaki uzaklık ve birbirimizi tanımamazlık beni ondan itiyordu.

Zaten bunca yıl bir babam yoktu. Annem bana yetmişti. Ve farketmiştim ki bundan sonraki hayatımda da bir baba istemiyordum. Bunu ona nasıl söyleyeceğimi bilmesemde onda beni iten birşeyler vardı. Belkide anlattığı hikayelerdi bu iten şey.

Kalktım eve gittim. Artık ders çalışmam gerekiyordu. Tyt'yi halletmiştim fakat artık ayt çalışmam gerekiyordu. Evden lazım olan test kitaplarımı ve laptobumu aldım. Arabama bindim ve kütüphaneye doğru yol almaya başladım. Kütüphaneye girdiğimde gördüğüm tanıdık yüzle yüzümde bir gülümseme oluştu. O buradaydı. George amca çok yaşlı bir adamdı. Karısının ölümünden sonra türkiyede yalnız kalmış ve bu yüzden de kendini kitaplara  ve kütüphanelere adamıştı. Ne zaman bu kütüphaneye gelsem onunla sohbet ederdim. Sözleri insanı düşündürtür ve kelimelerini özenle seçerdi. Yanına gittim ve oturdum.

-what happened child? (Ne oldu çocuk)

-How did you know something happened? (Bir şey olduğunu nasıl anladın?).

-Come on kid. I know you.(hadi evlat. Tanıyorum seni)

-My father is back. (Babam geri döndü)

-apparently things are messed up.(anlaşılan işler karışmış.)

-I dont believe him. (Ona inanmıyorum)

-why?(neden)

-because he is a liar. (Çünkü o bir yalancı)

-Why do you think that? (Neden böyle düşünüyorsun?)

-Never mind greg. I just need time. (Boşver greg. Sadece zamana ihtiyacım var)

-okey child. But If something bad happens, you shouldn't leave. You can stay there and fight them. ( tamam evlat. Ama eğer kötü bir şey varsa oradan ayrılmamalısın. Orada durup onlarla savaşabilirsin.)

Thank u Mr. Greg. I'll think about it. (Teşekkürler bay greg. Bunu düşüneceğim.)

Onunla ingilizce konuşuruz hep. Çünkü çevredeki insanlar bizi anlamazken daha rahat oluyoruz. Ve o hayatımın her yerinde bana ışık tuttu. Greg amcanın yanından kalkıp üst kata çalışma odalarına gelmiştim. Kütüphanenin web sitesinde bu odaları önceden ayırtabiliyoruz ve işin garip tarafı burası bir halk kütüphanesi. Yani herhangi bir ücret alınmıyor. Ayırttigim odaya girdim. Getirdiğim tüm kitapları masaya yerleştirdim. Kulaklığımı çıkardım ve en sevdiğim şarkıyı açtım.

^Teoman-çoban yıldızı^

Kafamı kaldırıp saate baktım. Çalışmaya başlayalı iki saat olmuştu. Telefonumu elime aldım ve çantamdan sigara paketimi çıkardım. Sigara içmek için kütüphanenin terasına çıkmam gerekiyordu. Eşyalarımı odada bırakıp kapısını kilitledim. Ve bu sefer bir değişiklik yapıp asansör yerine merdivenleri kullanmak istedim. Zaten sadece iki kat vardı çıkacağım. Merdivenleri çıktım ama gerçekten çok yorulmuştum. Çünkü astımım vardı. Terasın kapısını ittirdim ve her Zaman oturduğum banka oturdum. Bu binanın manzarasını çok seviyordum çünkü bütün izmir ayaklarımın altındaydı. İnsanları izlemek,telaşlarına tanık olmak,sokaktaki çocukların oynadığı oyunları izlemek bana yaşadığımı hatırlatıyordu. Kulaklıklarımı taktım. Hala kablolu kulaklık kullanıyordum çünkü bazı şeylerin eskisi güzeldir gibi geliyordu bana. Şarkım çalmaya başladı. Şarkı başlar başlamaz aklıma emir gelmişti. Çünkü bu şarkı onunla arabada giderken dinlediğimiz şarkılardan biriydi. Aramıza neden böyle mesafe koymuştum ki? Yaşanılanlar onun suçu değildi. Ama o da aramızdaki mesafeyi yok etmek için hiçbir çaba sarf etmiyordu. Nedenini anlayamamıştım fakat kendini benden uzak tutuyordu. Bunları düşünürken şarkıya eşlik etmeye başladım.

Karamel +18Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin