Seeelamlarrrr❤️ medyaya eklediğim şarkı beni çok duygulandıran bir şarkı mutlaka okurken dinlemelisinizz..konuşmamızı bölüm sonuna bırakıp uzatmadan bölüme geçiyorum iyi okumalarr❤️
Biz neresindeydik tam olarak bu hayatın? Aşağısında mı yukarısında mı? Zirvesinde mi yoksa en dibinde mi? Açıkçası, hepsi...
Hayat inişler ve çıkışlardan ibarettir. Terfi alırsınız yükselirsiniz,işleri elinize yüzünüze bulaştırırsınız ve kovulursunuz, bu sefer de alçalırsınız. Tabii bu işin maddi kısmı. Peki ya maneviyat? Duygularınızı kontrol edebilir misiniz? Zihninizin sizi binlerce kez uyarmasına rağmen kalbinize nasıl sus dersiniz ki? Ben diyemedim belki de bu yüzden daha da dibi görmeliyim...
11 Ocak 2020:
Odaya giren güneş ışınlarının gözümü delmek istercesine vurmasıyla gözlerimi sıkarak uyandım. Bütün gece bu koltukta belim gerçekten tutulmuştu. Elimi yerdeki çantama uzatıp telefonumu aldım ve saate baktım. Saat neredeyse 10'a geliyordu. Koltuklardan kalktım ve üstüme başıma çeki düzen verip ellerimle saçlarımı düzelttim. Ardından koltuktaki montumu alıp üzerime geçirdim. Birleştirdiğim koltukları eski yerlerine yerleştirip babama son bir kez baktım ve odadan çıktım. Hastanenin tuvaletine girip elimi yüzümü güzelce yıkadıktan sonra peçeteyle kuruladım ve tuvaletetten ayrıldım. Hastane kokusu gerçekten midemi bulandırıyordu. Bir hemşire aradım ve sonunda ilaç odasında bir hemşir gördüm. Adama babamın tahminen ne zaman uyanacağını sordum ve babamın yaklaşık olarak 11 gibi uyanacağını öğrendim. Bunu öğrenmemle daha vaktim olduğunu anlayıp aç olan karnımı doyurmak için kafeteryada kahvaltı yapmaya karar verdim. Asansöre binip 2. Kata bastım ve asansörden inmeyi bekledim. Kata geldiğimde indim ve kafeteryaya girdim. Bir sosisli poğaça,bir küçük üçgen peynir,bir bardak da çay alıp tepsimle beraber boş olan bir masaya geçtim. Telefonumu elime alıp emiri aradım ve telefonu kulağımla omzum arasında sıkıştırıp peynirimi açmaya odaklandım. Bir kaç kez çaldıktan sonra telefon açıldı ve emirin sesini duymamla içime huzur doldu.
-Günaydın sevgilim nerdesin?
-hastahanedeyim canım. Birazdan babamı uyandıracaklar. O uyanana kadar bende kahvaltı ediyim dedim, kafeteryadayım.
- eflal dün eve gitmedin mi?
İşte şimdi sıçmıştım.
- hayır gitmedim içim rahat etmedi.
- bana eve gideceğini söyledin ve bu yalandı yani?
-hayır sadece yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. Seninde gitmeyeceğini biliyordum.
- anladım eflal. Sonra konuşuruz. Görüşürüz.
-peki görüşürüz.
Bu tavrının sadece ona yalan söylemememden kaynaklı olmadığını biliyordum ama bir anlam veremedim. Kafama takmamaya çalışarak kahvaltı etmeye devam ettim ve yemeklerim bitince çöplerini toparlayıp kafeteryadan çıktım. Saat 10.30 olmuştu ve babam yarım saat içinde uyanacaktı. Dünden beri sigara içememenin verdiği bir sinirlilik hali vardı üzerimde. Asansöre binip lobiye bastım. Kata gelince indim ve çantamdan paketimi çıkarmaya başladım. O sırada hastaneden de çıkmış kapıdaki banklardan birine çoktan oturmuştum. Paketimi bulmuştum fakat çakmak yoktu. Çantamı iyice aradım. Yoktu. Aklıma gelenle elimi alnıma vurdum. Çakmak dün gece cebimdeydi ve ben olur olmadık her yerde oturup kalkmıştım. Tahminen bir yerde düşmüştü. Etrafıma bakındım ve yanında çakmak taşıma potansiyeli olan insanlar aramaya başladım. Fakat saat erken olduğu için kimse yoktu hastanede. Kafamı çevirdiğimde bir adamın buraya doğru geldiğini gördüm. Adamı biraz incelediğimde boyunun gerçekten uzun olduğunu görüyordum. Boyu yaklaşık 1.92 falandı. Üzerinde siyah kaşe bir kaban vardı. Kabanın içinde boğazlı siyah yün bir kazak ve altında siyah kumaş bol bir pantolon vardı. Ayakkabılarına baktığımda onların da siyah olduğunu görmemle kaşlarım hafif çatıldı. Bu adamın siyahla derdi ne?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Karamel +18
Romans"Kapşonumu geçirdim ve kulaklıklarımı takıp sokak lambalarıyla aydınlanan yolda yürümeye başladım. Arka planda çalan "daddy issiues" şarkısına her zaman olduğu gibi eşlik ederken gözümden bir damla yaş aktı ve yanaklarımdan süzülüp yerle öpüştü. Kaf...
