Selam aşkkuşlarımmm❤️ arayı çok açmadan bölümü yazmaya başlayayım dedim(sonra çok üşeniyom sickrsl) şaka maka iyi gidiyoruz hee.. o zaman sizi bölümle baş başa bırakıyorum hemennn. Ben kacovvvc🙈🙈
O müthiş,bol kahkahalı kahvaltımızdan sonra herkes evlerine dağılmıştı. Bizim de tatilimiz bittiği için şuan yukarıda bavul toplamakla meşguldük. İkimizin de izinleri bittiği için artık köyümüze dönme vaktiydi.. açıkcası burayı gerçekten çok sevmiştim. Her ne kadar acı şeyler yaşasamda burası gerçekten iyi gelmişti bana. Of bu tatil niye bitti ya? Gel sen şimdi gir o istanbulun vıyır vıyır trafiğine..
-ay eflal biz okulu bıraksak mı ya?
-ha?
-ya ben burayı çok sevdim gerçekten bir ömür boyu burda yaşayabilirimm.
-vallahi eylül ne yalan söyliyim bende çok sevdim. Ama yapıcak bir şey yok köylü köyüne..
-of ya! Bavul toplamaktan da nefret ediyorum zaten.
-yani eylül on dakikadadır bavulla bakışıyorsun,anlamadım ki telepati yoluyla mı toplayacaksın bu bavulu?
-istemiyooğğmmm
Ayağımdan patiğimi çıkartıp tehditkar bir şekilde salladım.
-aşağıya inip kedileri arabaya götürücem. Dönene kadar o valiz toplanmamış olursa öldürürüm seni.
-tamam tamam sen git.
Kafamı adam ol dercesine sallayıp aşağıya indim. Kedileri alıp gelirken nasıl geldiysek aynı o şekilde tekrar arabaya yerleştirdim. Şükür ki gerçekten de kanki olmuşlardı birbirleriyle. Ardından kum kaplarını ve mamalarını bagaja yerleştirdim. Kendi valizimi aşağıya indirmiştim,onu da bagaja yerleştirirken Eylül de evden çıktı. Elindeki valizi taşımaya çalışırken düşse de sıça sıça gülsem diye düşündüm ama maalesef düşmedi. O da bavulunu getirip bagaja koyunca artık yapacak bir şeyimiz kalmamıştı. Görüşürüz sahil kenarı minimalist minnoş evimiz... eylül cebinden telefon çıkartıp veda fotoğrafı çekmemiz gerektiğini söyledi. Katılıyorum. Bu güzelliği unutmayalım.. evi arkamıza alıp eylülün boynuna sarıldım. Kocaman sırıtışımla birlikte çok tatlı bir fotoğrafımız olmuş oldu. Ardından arbaya binip yola koyulduk. Artık İstanbula dönme vaktiydi. Zaten bir şeyleri sindiremediğim için kaçtığım İstanbula daha çok sindiremediğim şeyle geri dönüyordum resmen. Ya baba ben sana ne diyim? Allah seni davul etsin.. o sırada Eylül de çektiğimiz fotoğrafı instagrama atmakla meşguldü. Beni etiketlemesiyle telefonuma düşen bildirime girip bende storyme attım. Ardından çok saat sürecek istanbul yolculuğumuz başlamış oldu.
.
.
.
.
.
Eve girdiğimde yorgunluktan öleceğim sanmıştım. Gece araba sürmek daha kolaydı sanki. Gündüz daha yorucu gelmişti. Ayrıca gerçekten de üşüyordum. Doktor dediğinde çok takmamıştım fakat içten içe donuyordum resmen. İçim ısınmıyordu bir türlü. O yüzden eve gelir gelmez sıcak bir duş alıp üzerime kalın kıyafetler giymiştim. Şimdiyse dizimde bilgisayarım,ayak ucumda pakize,elimde de karamelli kahvemle birlikte oturup bir hafta yokluğumda işlenen konuları çalışıyordum. Zaten okuldan önde gidiyordum konularda bu yüzden çok da zorlanmadığımı fark etmiştim. Bir saat kadar çalıştıktan sonra evde canım sıkılmıştı. Of ben eskiden ne yapıyordum bu evde tek başıma? Aklıma gelmiyordu hiçbir şey. Bu yüzden yapmayı en sevdiğim aktivitelerden biri olan cilt bakımımı yapmaya karar verdim. Zaten hava da kararmıştı. Cilt bakımımı yapar ardından da bir film izlerdim,sonra da uyumadan önce yeni başladığım kitabımı okur ardından da uyurdum. Oh be! Sakin hayat rahatlığı diye bir şey vardı gerçekten. Ne o öyle babaymış karanmış. Peh! Külahıma atlatın. Benim babam zaten yıllar önce ben çocukken ölmüştü. O yüzden çocukluğumdan beri hayatımda olmayan bir insanın ben hayatında yokken yaptığı şeylerin mesuliyetini kendi omuzlarıma yükleyemezdim. Bu sefer bunu kendime yapmayacaktım. Eğer karan için bir sorun teşkil ediyorsa pekala benden uzak durabilirdi. Fakat uzun süre sonra tekrar birine bir şeyler hissetmeye başlamışken kendimi yine prangalara vurmayacaktım. Bu sefer hislerimi hafife almayacaktım. Telefonumu evin ses sistemine bağlayıp bir şarkı açtım. En son burada böğürerek şarkı söylerken başıma gelenler aklıma gelince yüzümde bir sırıtış oluştu. Engellemedim. Zaten kimse yoktu bu evde. Değilmi? Karan bir yerlerden fırlamaz herhalde.. arkadan serdar ortaç abim karabiberimi söylerken aklıma karanın gözleri geldi.. allahım maşşallah,kahverenginin en güzel tonu resmen. Siyaha çalar bi kahve ama.. acı kahve resmen. Eflal ya iki dakikada yine dibine düştün ya adamın. Ne diyim ben sana???? Kalkıp masama yürüdüm ve sandalyeme oturdum. Çıkarttığım tonikle yüzümü silip pamuğu çöpe attım. Ardından yüzüme kil maskesi yapıp o kuruyana kadar da telefonumdan oyun oynadım. Maske kuruduktan sonra yüzümü yıkadım ve nemlendirmek için kağıt maske yapmaya karar verdim. İnternetten sipariş ettiğim maskelerden tavşan baskılı olanı seçtim ve yüzüme uyguladım. O değilde, ben acıktım ya.. telefonumdan uygulamayı açıp dışardan yemek söylemeye karar berdim fakat ne yiyecektim? Anlık gelen "hamburger yee" sesiyle hamburger yemeye karar verip siparişi verdim. Sonra da yemeğim gelene kadar kendime bir kahve yapmak için mutfağa gittim. Önce bardağıma karamel şurubumu koyup ardından kahve makinasını çalıştırdım. Sıcacık karamelli kahvem olduğunda keyifle bir yudum alıp balkona çıktım. Paketimden bir dal sigara çıkarttım ve yaktım. İçime derin bir nefes çekip kahvemden de yudumladım. İşte hayatımda en sevdiğim kombo buydu. Ayrıca ben iki gün boyunca sadece sıvıyla beslendiğim için kilo da vermiştim. 62 kiloyken bir anda 58 e düşmek beni sekteye uğratmıştı. Aslında iyi de oldu aklımdaki hayali kilom hep 58 di fakat bunu sağlıksız bir şekilde verdiğim için yediklerime dikkat etmezsem misliyle geri alacağımı da biliyordum. Bu yüzden spora başlamaya karar verdim. Madem İstanbula döndüm o zaman hayatımı düzene sokacağım efendim. Ne o öyle depresif haller? Ben bu aşamayı 5 yıl önce yine İstanbula geldiğimde geçmiştim zaten. Bu yüzden birdaha böyle bir şey yaşamak istemiyordum. Baba,bu sefer değil.. ben öylece düşüncelerime dalmışken zilin çalmasıyla ayaklanıp kapıya doğru ilerledim. Kapıyı açtım ve karşımdaki adama bakmadan paketi aldım. Kurye donmuş bir şekilde öylece duruyordu. Paketi aldım fakat adamın dikelmeye devam ettiğini görünce bahşiş istediğini anlayıp bir dakika diyerek içeriye ilerledim ve tezgahın üzerinde duran 100 lirayı alıp kuryeye uzattım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Karamel +18
Romance"Kapşonumu geçirdim ve kulaklıklarımı takıp sokak lambalarıyla aydınlanan yolda yürümeye başladım. Arka planda çalan "daddy issiues" şarkısına her zaman olduğu gibi eşlik ederken gözümden bir damla yaş aktı ve yanaklarımdan süzülüp yerle öpüştü. Kaf...
