Bölüm 17

130 4 0
                                        

Selamlar🌸 nasılsınız efendim? Uzatmayıp bölüme geçeceğim. Oylamayı ve yorum yapmayı unutmayın. İyi okumalar💓
.
.
Allahım kim bu beni sabahın köründe aramaya cürret eden densiz ya? İçimden söve saya yataktan kalktım. Telefona ilerlerken de yerdeki bavula ayağımı vurdum. Allahım bu nasıl bir acı. Ayak parmaklarımın üçü kesilmiş gibi hissediyorum şuan. Allahın cezası telefon da çalmaya devam ediyor. Bu eylülün de nasıl bir uykusu varsa uyanmadı hayret. Ayı. Sonunda telefona ulaştığımda ekrandaki yazıyı görünce sövmeye başladım.

Efe arıyor..

Eflal: lan oğlum seni deli mi sikti sabahın köründe niye arıyorsun amk?

Efe:oh pamuklar gibi uyanılmış yine.

Eflal: ne istiyorsun lan sabah sabah?

Efe:ya nerdesin öldün mü kaldın mı diye arayayım dedim gerizekalı.

Eflal:iyi sorarlarsa Muğla kıyılarında ölmüş de.

Telefonu yüzüne kapattım.

Eylül:noluyo ya sabah sabah ne bu gürültü?

Eflal:hayret uyandın ben şok. Kızım burda ortalık birbirine girdi ben üç parmağımı kaybettim kan gövdeyi götürüyor sen hala camış gibi uyuyon ya.

-ne diyon be.

-of bişey yok salak efe aramış yüzüne kapattım.

-e nasıl uyucaz şimdi.

-uyumicaz maalesef kalk kahvaltı edelim.

-ben hazırlamam.

-kızım ben uzuvlarımı mı koyacağım sofraya.

Hala yüzüme boş boş bakıyordu. Bu kıza uyanınca azcık mallık yükleniyordu.

KIZ KALKSANA MARKETE GİDELİM EVDE Bİ BOK YOK diye carlayınca hemen ayaklandı ve hazırlanmaya başladı. Sabah sabah kabus gibi bir gün gerçekten.

Kalkıp kahvaltılık bir şeyler almak için market aramaya başladık. Yakınlarda vardır diye arabaya binmemiş hem de sabah yürüyüşü olsun demiştik ama en yakın market 4 km uzaktaydı. Hay şu aklımızı sikeyim ben zaten. Ne gelirse başıma düşünmekten geliyor. Keşke beynimi çıkartıp kenara koysam arada. Daha mantıklı kararlar vereceğime eminim. Bir yandan yürüyor bir yandan da söyleniyordum kendi kendime. Eylül arkamda kalmış bana yetişmeye çalışırken bir ara yere kapaklandı. Ormanın ortasında bastım kahkahayı yarıla yarıla gülüyorum. Ona gülcem derken bende yerlere yattım. Biz iki gerizekalı bir ormanın patika yolunda yerde yatarak birbirimize gülerken bir ses geldi. Sesin gelmesiyle ikimiz de birden ayağa kalktık ve birbirimizi korumak için el ele tutuştuk. Allahım hakketen sudan nem kapmaya meraklıymışız. Etrafta bir allahın kulu yokmuş. Daha fazla mallık yapmadan markete ulaşmaya karar verip yürümeye devam ettik. Markete gelince iki araba aldık ve ben abur cubur reyonuna ilerlerken Eylül de kahvaltılık reyonuna ilerledi. İkimizde alışverişimizi yaparken ben köşedeki alkol standını görünce usul usul standa yaklaştım ve iki şişe şarap aldım. Sonra düşündüm ve bir şişe de rakı aldım. Ya rakı balık yapmak istersek ama market 4 km uzakta olduğu için üşenip yapamazsak? O yüzden aldım. Bir kaç şişe de bira aldıktan sonra kasaya ilerledim. Eylülün ürünleri kasadan geçiyordu şuan bende hemen onun arkasından dizmeye başladım eşyaları. Ben ödeyecektim. Çünkü ben getirmiştim onu buraya kadar. Bir an bile sorgulamadan gelmişti benimle. Galiba aradığım dostu buldum diye geçirdim içimden. Sonra kasiyer kadın ürün geçmeyi bitirince ödeme kısmına yöneldim. Orda Eylülle yaşadığımız ufak çaplı bir "ben ödeyeceğim"kavgasından sonra galip gelmiş ve eşyaları poşetleme işininde eylüle kitlemiştim. Marketten çıktığımızda elimizde toplam 8 poşetle birlikte 4km yolu nasıl yürüyeceğimizi düşünüyorduk. Tam o sırada yanımızda bir korna sesi duyunca durdum ve arabaya döndüm.

Karamel +18Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin