33. Bölüm

57 5 0
                                        

Ay kızlar bu gün hiç gevezelik yapasım yok direkt bölüme geçiyorum..
.
.
.
.

Hastaneden çıkışımın bu gün 2. Haftasıydı. İlk günki kadar sıfır hissiyat değildi bacaklarım. Artık hissediyordum. Ve az da olsa destek alarak ayakta durabiliyordum. Bunda karan ve gittiğimiz fizyoterapistin emeği büyüktü. Bu iki hafta içerisinde karan beni bir an bile yalnız bırakmamıştı. Ciddi anlamda bir an bile. Tuvalete giderken,banyoda,yemek yerken,uyurken ve hatta diş fırçalarken bile. İki haftadır resmen evli hayatı yaşıyorduk. Karan bir abla tutmuştu ev işlerinde yardımcı olması için. İki hafta boyunca rutinimiz şu şekildeydi;
Sabah kalkıp birlikte duşa giriyorduk. Ardından karan saçlarımı kurutup istediğim saç modelini yapmaya çalışıyordu. Hatta çocuk çaresizlikten arada saç örme videoları bile izliyordu. Banane öğrensin. Nasıl olsa gelecekte ki kız çocuğumuza yatırım hep bunlar. Her ne kadar elim kolum tutuyor bırak ben yapayım şu saçı desem de beni dinlemeden her gün istikrarlı bir şekilde saçlarımı yapmaya çalışıyordu. Saç faslı bittikten sonra kahvaltıya iniyor ve bir saate yakın film/dizi izleyerek kahvaltı yapıyorduk. Ardından o gün fizyoterapist ya da doktor randevumuz varsa ona gidiyor,yoksa da bahçede oturup puzzle ya da benzeri kutu oyunları oynuyorduk. Akşam da yatağa birlikte girip birlikte uyuyorduk. Bu iki hafta boyunca aramızda cinsel hiçbir şey geçmemişti. Hatta karan bu konuda benden daha istikrarlıydı. Arada yanaşıp öpmeye koklamaya çalıştığımda kaçıyordu hatta. Bu halleri komiğime gittiği için ben de daha fazla uğraşıyordum onunla. Ayrıca başka gelişmeler de vardı. Karanın online toplantılarının olduğu zamanlarda ben de kendi başıma yürüme egzersizleri yapıyordum. Ve fizyoterapistimi de sıkı sıkı tembihlemiştim bu konuda. Ona kalsa ben yaklaşık bir ay içinde yürüyebilecektim ama hislerim bir aydan daha kısa bir süre içinde bunu yapabileceğimi söylüyordu. O yüzden sürekli çalışıyor ve karana sürpriz yapmaya hazırlanıyordum. Ve bu sürprizi bir evlilik teklifiyle taçlandıracaktım. Evet şaşırtıcı olabilirdi ama biz karanla çok zor şeyler atlatmıştık. Ve bu süreçte sadece her sabah onun yanında uyanmak istiyordum. Yaşanan olaydan sonra ben fazla paranoyak olmuştum. Tek olduğum nadir anlarda bile herhangi bir seste irkiliyordum. Karansa bu duruma karşı ciddi önlemler almak istediğini söylediğinde iznim olup olmayacağını sormuştu. Daha önce de söylediğim gibi ben canımı sokakta bulmadım diyerek hemen kabul ettim. Ne olursa olsun hayat yaşamaya değer ve ben bu hayata bir kere geliyorum. Bu farkındalığım o olaydan sonra iyice artmıştı. Bana saldıran adam ölmemişti lakin hala komadaydı. Karan bunu nasıl yaptı bilmiyorum ama olay polise taşınmadan çözülmüştü. Açıkçası ölmüş olsa bile bunu çok umursamazdım. Çünkü ben onu öldürmeseydim o beni öldürecekti. Ve açıkçası biri neden bana böyle bir şey yapmaya kalkışır bilemiyordum. Beni düşüncelerimden ayıran şey karanın boynumdan öpmesi oldu. İlk başta korkup irkilsem de ardından karanın kokusunu almam beni rahatlattı. Elimdeki kitabı kenara bırakıp karşı şezlongumda oturan karana baktım.

-sezonu ilk sen açtın sevgilim.

-e birazcık öyle oldu canım sen açsaydın açma diyen mi oldu?

Hayır ne var mayısda havuza giriyorsam? Daha doğrusu güneşleniyorsam diyelim. Çünkü yüzemiyorum..

-ayrıca sakın nispet yapar gibi önümde havuza girmeye falan kalkma yaygarayı kopartırım bil yani.

Söylediğime güldükten sonra ayağa kalktı ve omzundaki havluyu şezlonga serdi.

-Bir günlüğüne antalyaya gitmem gerekiyor bana katılmak ister misin?

-neden gidiyorsun?

-bir toplantım var ve senin de yanımda olmanı istiyorum.

-karan ben bu hald-

Karamel +18Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin