Selammm. Nasılsınız?
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi okumalar...❤
Belki de gökyüzü insanlardan uzak olduğu için bu kadar güzel...
-Küçük Prens
-5.BÖLÜM-
Yüzümü yalayıp geçen rüzgarla gülümsedim. Bahçede oturmuş çilekli pastamı yiyordum. Saat öğlen 12.26'ydı. Uyandığımdan bu yana Cihan'ı hiç görmemiştim, mutlu olmamın sebebi belki de bu yüzdendi. İçimden bir his bugün her şey güzel olacak diye avaz avaz bağırıyordu.
Sigara paketinden bir dal çıkarıp ucunu ateşledim. Derin bir nefes çekip dışarı üfledim. Hava biraz esiyordu fakat umursamadım. Korumaların gözleri üstümde, her an kaçabilirim diye tetikte bekliyorlardı. İçinde bulunduğum duruma gülsem mi, yoksa ağlasam mı? Bilemedim.
Evin bahçeye açılan kapısında Cihan'ı gördüm. Oldukça şık görünen takım elbisesiyle yanıma yaklaştı ve konuşmaya başladı.
"Hava esiyor, gir içeri!" dedi buz gibi sesiyle.
"Hayır, biraz hava almak istiyorum." dedim omzumu silkerken.
Derin bir nefes alıp yanımdaki boş yere oturdu. Paketten bir dal sigara çıkardı ve sigarayı dudaklarına götürüp ucunu ateşledi.
"Bu akşam odandan dışarı çıkma!"
"Neden?" dedim kaşlarım merakla havaya kalktı.
"Akşam ortak olmak istediğim insanlar gelecek. Eğer anlaşırsak imzalar atılacak, ortak olacağız."
Kafamı onaylarcasına salladım. Bu benim için büyük bir fırsattı. Sigaramı küllüğe bastırıp söndürdüm. Ayağı kalktım, sigara paketimi elime alıp Cihan'ın yanından uzaklaşmaya başladım. İçeri girdiğimde evdeki çalışanlar koşuşturma halindelerdi. Hiçbirini umursamadan asansöre binip katıma bastım.
Asansörden çıkıp odama girdim. Yaralarımın sızlamasını umursamadan, kitaplığın önünde durdum. Gözlerimi kapatıp, elimi kitapların üzerinde gezdirdim ve bir kitap seçtim. Gözlerimi açtığımda İvan İlyiç'in Ölümü kitabını seçtiğimi gördüm. Yatağımın içine girip kitabı okumaya başladım.
...
"Ya ölüm? O nerede"
Kendini yoklayıp eski ölüm korkusunu aradı... Bulamadı.
Ölüm nerede? Ne ölümü? Korku diye bir şey yoktu. Ölüm yoktu ki korku olsun!
Işık vardı ölüm yerine.
-Böyle oluyor demek! -diye mırıldandı birden.- Ah ne mutluluk!
Onun için her şey yalnızca bir an sürdü ve bu anın anlamı bir daha hiç değişmedi. Orada bulunanlara göreyse iki saat daha sürdü can çekişmesi. Göğsünden bir hırıltı yükseliyor, cılız, tükenmiş bedeni seğrir gibi aralıklarla titriyordu. Derken göğsü daha az hırıldamaya başladı... hırıltılar iyice azaldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sonsuz Karanlık
AçãoBen, özgürlüğü kısıtlanmış bir güvercindim. Ben, şiddet gören bir kadındım. Ben, babası tarafından satılmış küçük bir kızdım. En önemlisi de ben, hayalleri ve umutları olan bir insandım... Fakat artık sonsuz karanlığa mahkum edilmiştim ve buradan...
