17.Bölüm

536 37 4
                                    

Selamm. Nasılsınız??

Umarım hepiniz iyisinizdir.

İyi okumalar...❤️

Hayaller gerçekleşiyor mu? Yoksa aslında gerçekleşiyor gibi görünüp, kayıp mı ediliyorlar?

-Zico

-17.BÖLÜM-

.

.

.

Gözlerimi ovuşturarak kendime gelmeye çalıştım. Uykusuzluk tüm bedenimi esir alırken zor da olsa yattığım yataktan doğruldum. Dün gece gördüğüm kâbuslar yüzünden sürekli uykum bölünmüştü. Sabah 09.00'da uykuya dalmıştım ve şu an saat 13.27'ydi. Uykusuzluğa alışkın olsam da bu durum canımı sıkmıyor değildi.

Yataktan kalkarak ağrıyan vücudumu esnettim. Hızla tuvalete giderek işlerimi hallettim. Tekrar odaya girerek yattığım yatağı toparladım. Kapının tıklatıldığını duyduğumda "Gelebilirsin." diyerek sesimi hafif yükselttim. Ahu, araladığı kapıdan kafasını uzatarak bana baktı. "Günaydın, Alçin." diyerek gülümsedi. Aynı şekilde bende gülümseyerek "Günaydın." dedim.

Üstündeki pijama takımıyla içeri girdiğinde yüzünün hafif şişliğiyle onun da yeni uyandığını anladım. "Ebru ve Kaan abim kahvaltı hazırlıyor. Bende sana bir bakmak istedim." diyerek yanıma yaklaştı. "Bu gece gidiyoruz, biliyorsun değil mi?" dedi sıkıntıyla. Başımı onaylarcasına salladım. "Evet, biliyorum." dedim gerginlikle.

Gerginliğimi hissetmiş gibi yaklaşarak elimi tuttu ve gülümsedi. "Merak etme, her şey yolunda gidecek." diyerek beni rahatlatmaya çalıştı. Derin bir nefes alarak "Umarım." diyebildim sadece.

Umarım bu gece her şey yolunda giderdi.
Umarım kimse benim yüzümden zarar görmez...

"Hadi aşağı inelim." diyerek kolumdan yavaşça çekiştirdi beni. Ona ayak uydurarak birlikte aşağı indik. Mutfaktan gelen güzel korkularla gülümsedim. Ahu'yla mutfağa girdiğimizde Ebru ve Kaan birlikte gülüşüyorlardı. "Ooo çifte kumrular, günaydın!" diye şakıdı. Ahu'nun enerjisinden biraz bende istiyorum.

İkiside bize dönerek yüzündeki gülümsemeleriyle "Günaydın!" dediler. Onlara gülümseyerek baktım. "Alçin, topuz yakışmış." dedi Ebru gülümseyerek. Elim bir an için saçlarıma gitti. Camdaki yansımadan saçlarıma baktığımda dün gece yaptığım topuz dağılmıştı fakat güzel duruyordu. "Teşekkür ederim." dedim gülümseyerek.

"Bende yardım edeyim mi?" dedim ikisine de. Kaan peynir tabağını ve reçeli göstererek "Sen bunları masaya koy, Ahu sende domates ve salatalık çıkart." dedi. Tezgahın üstündekileri alarak masaya taşıdım. Ahu'nun çıkarttığı domates ve salatalığı Kaan doğrarken Ebru yumurtaları çırpıyordu. Masada çay bardaklarının olmadığını fark edince dolapları açarak çay bardaklarını buldum. Tezgahın üzerinde duran temiz tepsiyi alarak çay bardaklarını koydum. Çekmeceden de çay kaşığı alarak masaya dizdim. Kaan doğradıklarını masaya koyduğunda göz göze geldik. Gülümseyerek göz kırptı.

İçeri giren Barış uyku mahmuru haliyle "Ne güzel bir sofra bu böyle. Rüya görüyorum galiba." diyerek masaya aşkla bakıyordu. Onun bu haline ben de dahil herkes gülmüştü. "Sanarsın aç bırakıyoruz seni Barış." dedi Ahu gülerek. Barış onu duymamazlıktan gelerek masaya oturdu. Kapının tıklatılmasıyla Kaan'a baktım. Sorun yok dercesine gözünü kapatıp açtı. Kapıya bakmaya gittiğinde hepimiz masaya oturmuş bekliyorduk.

Sonsuz KaranlıkHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin