Selamm. Nasılsınız?
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi okumalar...❤
"Hiç kimse kimseyi kendisine kader etmemelidir."
-Ahmet Hamdi Tanpınar
-20.BÖLÜM-
İlahi Bakış Açısı...
Ermenistan havaalanında gözlerini bir şahin edasıyla açmış etrafına bakınıyordu Cihan. Alçin'in burada olduğunu ve birazdan uçağa bineceğini biliyordu. Adamlarının bir kısmı havaalanının etrafını sarmışlardı. Bir kısmı deniz ve bir kısmı da otogardaydı. Ne olur ne olmaz diye düşünen Cihan, bütün adamlarını Ermenistan'a yığmıştı. Elindeki bütün gücünü ve mevkisini bir kadın için sonuna kadar kullanıyordu.
Aklına Alçin'in masmavi gözleri ve bembeyaz teni geldi Cihan'ın. "Yanıma geldiğinde bu sefer seni öldüreceğim, benden kaçtığın için acılar içinde öleceksin! Beni sensiz bıraktığın her günün acısını çektireceğim sana!" diye mırıldandı Cihan. Sevdiği sandığı kadını bugün yanına alacağını düşünüyordu. "Abi, görevliye sordum. Uçak 15 dakika sonra kalkacakmış." dediğinde acımasız bir gülüş peyda oldu dudaklarında. Başını onaylarcasına salladı.
Alçin'e ulaşmasına 15 dakika kaldığını düşünüyordu fakat Alçin İran sınırından çıkmış Rusya'ya giden uçakta uyuyordu!
Saatine bakıp gülümsedi Cihan. Sigarasını yakıp beklemeye başladı. Kafasını yan tarafına çevirdiğinde aynı Alçin'in saçları gibi kızıl saçları olan genç kadını gördü. O an o kadının Alçin olduğunu sandı ve gülümsedi. Bu gülümseme mutluluktan oluşan bir tepki değildi, altında bir duygu barındırmayan bir gülümsemeydi. En kötüsü de buydu zaten; Cihan'ın duygusuz davranması...
Elindeki sigarasını ondan beklenmeyecek bir yavaşlıkta atıp karşısındaki arkası dönük kadına adımladı. Kadının kolunu sımsıkı kavrayıp kendisine çevirdi ve bunu yaparken kadının kolunu kıracakmış gibi sıkıyordu. Genç kadın ne olduğunu anlamayarak arkasındaki adama döndü.
"Ինչ ես անում !" (Ne yapıyorsun!) dedi genç kadın, canının acısıyla resmen çığlık atarcasına söylemişti bunları. Cihan, gördüğü yüzle afalladı, Alçin sanmıştı onu.
Kadının kolunu bırakıp "Sorry i mistook you for someone else." (Pardon seni başkasıyla karıştırdım.") diyerek hızla oradan uzaklaştı.
"Ne kadar kaldı?!" diyerek sinirle adamlarına döndü. Tam karşısındaki adam cevap verecekken Alçin'in adını anons ettiler. Uçağın kalkmasına beş dakika kalmıştı ve Alçin hâlâ ortada yoktu. Bu durum Cihan'ın delirmesi için yeterli bir sebepti. Cihan hızla görevlinin yanına gitti.
"What time was the previous flight?" (Bir önceki uçuş saat kaçtaydı?) Görevli Cihan'ı tanıyordu ve neden burada olduğunu biliyordu o yüzden hızla sisteme bakarak onu yanıtladı. "The previous flight was at eleven at night, sir." ( Bir önceki uçuş gece on birdeydi, efendim.) dedi adam gerginlikle. Cihan'dan deli gibi korkuyordu, Cihan'ı tanımıyordu sadece patronları, Cihan'a karşı saygısızlık yapmasınlar diye defalarca kez uyarmıştı. Cihan'ın bakışları ve konuşması, heybetli duruşu yüzünden ondan korkuyorlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sonsuz Karanlık
AcciónBen, özgürlüğü kısıtlanmış bir güvercindim. Ben, şiddet gören bir kadındım. Ben, babası tarafından satılmış küçük bir kızdım. En önemlisi de ben, hayalleri ve umutları olan bir insandım... Fakat artık sonsuz karanlığa mahkum edilmiştim ve buradan...
