Selamm. Nasılsınız?
Umarım hepiniz iyisinizdir.
İyi okumalar.❤️
"Dünyanın en zahmetli işiydi, acıyı tek başına yaşamak."
-Tarık Tufan
19.BÖLÜM
.
.
.
"Ya abi, bir şey söyle şu aptala!" diyen Ahu'yla bakışlarımı ona çevirdim. Ağlayıp sakinleşmemin üstünden yarım saat geçmişti ve bu yarım saatte Barış ve Ahu'nın didişmeleri tam gaz devam ediyordu. Ahu'yla birlikte üstümüzü değiştirdikten sonra Ahu, havaalanında söylediğini yapmış ve Barış'ın üstüne atlamıştı. Şimdi ise Barış Ahu'nun saçlarını dağıtıyordu. Hiçbirimiz onlara karışmıyorduk. Kaan elinde kitabını okuyarak kahve içiyordu, Emir Barlas sanki kavga eden kardeşleri değilmişcesine rahat bir pozisyon alarak gözlerini kapatıp uyumuştu. Bu gürültüde nasıl uyumuştu orası bir soru işaretiydi tabi.
Ebru ise bugün çok sessizdi. Herkesten uzak bir yere oturmuş camdan dışarısını seyrediyordu. Derin bir nefes alarak arkama yaslandım. "Ah, kızım saçımı çekmesene! Kendini kız kavgasında falan mı sandın?" dedi Barış. İlk başta sesi sinirli çıksa da sonradan alay edercesine konuşmuştu. Sanırım Ahu'yu en çok sinir eden de buydu. "Kaç yaşındasınız siz?!" diye kükreyen Emir Barlas'la yerimden sıçradım. Göz ucuyla bana bakıp tekrar kavga eden ikizlere döndü. "Beş yaşında mısınız siz? Kendinize gelin artık!" dedi sinirle. İkisi de yerinde sinince bana kısaca bakıp tekrar gözlerini kapattı.
Ahu yanıma gelerek oturup kollarını birbirine bağladı. Bu hali gerçekten küçük bir kız çocuğunu anımsatıyordu. Gülümseyerek başımı omzuma yasladım. "Öküz!" diyerek fısıldadığında başımı omuzundan kaldırıp ona baktım. Abisine bakarak söylediği kelimeyle gülmemi tutamadım. Hem korkuyor hem de lafını da esirgemiyordu. Ayağımın ucunda duran çantayı alıp içinden günlüğü çıkardım. Ahu kendi halinde abisine ters ters bakarken bende günlüğün kaldığım sayfasını açarak okumaya başladım.
--
25.04.1994
Sevgili Günlük;
Annemle birlikte bebeğime kazak örmeye başladık günlüğüm. O kadar heyecanlıyım ki, bir an önce bebeğimi kucağıma almak istiyorum. Hakan, benden daha fazla heyecanlı. Her gece elini karnıma koyarak bebeğimizle konuşuyor. Bebeğimizin hareketlerini hissediyorum günlüğüm. Bu his... asla tarifi olmayan bir his. Füsun annem her gün olmasa da sıklıkla bize geliyor. Annem ile sıkı bir arkadaş oldular diyebilirim. Bebeğimize her gelişinde bir şeyler alıyor. Bir gün patik, bir gün yelek...
Fikret Ali Bey ile hâlâ görüşmüyoruz. Bu durumun Hakan'ı üzeceğini düşünüyordum ama Hakan sanki pek umursamıyor gibi. Düşündüğü tek şey ben ve bebeğimiz. Sanki dünyada bir tek biz varmış gibi, başka hiçbir şey umurunda değil. Her ne kadar Fikret Ali Bey'i sevmesem de Hakan ile görüşmemesi canımı sıkıyor. Baba ve oğulun arasına giriyor gibi hissediyorum.
Her neyse muhallebi yapacağım, canım çekti.
Hoşça kal günlüğüm.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sonsuz Karanlık
Non-FictionYayınlanma Tarihi = 01.12.2022 Ben, özgürlüğü kısıtlanmış bir güvercindim. Ben, şiddet gören bir kadındım. Ben, babası tarafından satılmış küçük bir kızdım. En önemlisi de ben, hayalleri ve umutları olan bir insandım... Fakat artık sonsuz karanlığ...