22.Bölüm

396 18 4
                                        

Selamm. Nasılsınız?

Umarım hepiniz iyisinizdir.

İyi okumalar...❤



"İfade edemediğim bir eksiklik hissi var içimde, sanki her şey başka türlü olabilirdi."

-Oğuz Atay


22.BÖLÜM



Korkuyla arkama baktığımda Emir Barlas'ı görmemle rahatladığımı hissettim. "Korkuttuysam özür dilerim." diyerek yanıma yaklaştığında gülümsedim. "Sorun değil." dedim. "Oturabilir miyim?" dediğinde başımı aşağı yukarı salladım. "Tabii." dedim. Yanıma oturduğunda aramıza biraz mesafe koymuştu. Cebinden çıkardığı sigara paketinden bir tane çıkartıp dudaklarının arasına bıraktı ve ucunu ateşledi. Onu izlediğimi fark edip hızla bakışlarımı ondan ayırdım. 

Parmaklarımın arasındaki sigaradan derin bir nefes içime çektim. "Ahu halsizmiş gördün mü onu?" dediğimde sigarasından çektiği nefesi dışarı üfledi. "Evet gördüm, bünyesi sağlam değil. En ufak mevsim değişikliğinde hasta olur." dediğinde anladım dercesine başımı salladım. 

"Şey, sana hangi isminle seslenmem gerekiyor." dedim çekinerek. Bakışları gözlerimle kesiştiğinde sebepsiz yere yutkunma ihtiyacı hissettim. "İstediğin gibi seslenebilirsin." dedi ve gülümsedi. "Emir de güzel ama Barlas'ın da ayrı bir havası var." dedim düşünceli bir tavırla. "Anlamı ne?" diye sordum. "Barlas, savaşçı ve kahraman demek." dediğinde ona bu ismin daha çok yakıştığını fark ettim. Her zaman dik omuzları ve heybetli duruşuyla bir savaşçıyı andırıyordu. "Peki, öyle misin?" dediğimde erkeksi gülüşü kulaklarıma doldu. O gülünce bende tebessüm ettim.

"Bilmem, daha önce kimse böyle bir soru sormamıştı o yüzden hiç düşünmedim." dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım. "Kusura bakma, bazen aklıma geleni pat diye söyleyiveriyorum." dedim mahcupça. Sigaramı söndürerek izmariti kenara koydum. "Sorun yok." dediğinde gözlerimiz yine birbirine çakıştı. İlk gözlerini kaçıran bendim çünkü utanmıştım. Birinin gözlerine bu kadar uzun bakmak bana göre değildi.

"Ben eve gireceğim." diyerek cebime sigara paketini ve çakmağı koyup ayaklandım. "Bende geliyorum." diyerek o da ayaklandı. Yan yana yürürken köpek uluma sesiyle tam arkama döneceğim sırada ayağımı burktum ve kulağıma ayak bileğimden çıkan kemik sesi doldu. Dudaklarımdan acı bir çığlık koptuğunda Barlas kolumdan tuttu. "İyi misin?!" dedi endişe içinde. Acı içinde göz yaşlarım kendini bıraktı. "Acıyor." diyerek yerimde kıvrandım. 

Ayağımın üstüne basamıyordum ve inanılmaz bir acıya ev sahipliği yapıyordum. "Bu hâlde yürüyemezsin. Rahatsız olmazsan kucağıma alacağım?" dediğinde gözlerime baktı. Benden onay bekler gibi bakan bakışlar karşısında başımı olumlu anlamda sallamakla yetindim. İki haftadır onlarla aynı evi paylaşmıştım ve hepsine artık güveniyordum, buna çok fazla vakit geçirmediğimiz hâlde Barlas'ta dahildi.

Bir kolunu belime sardığında irkildim. Hızla diğer kolunu bacaklarımın altından geçirerek beni kucağına aldı. Göz yaşlarımı silerek ona baktım, hiç zorlanmamıştı beni kucağına alırken. "Acıyor mu?" diye sorduğunda iç çektim. "İncittim galiba, kırık ya da çatlak değil. O yüzden çok fazla acımıyor." dediğimde ayağıma baktı ve gülmeye başladı. Kaşlarımı çatıp ona baktım. "Neden gülüyorsun?" dediğimde dudaklarını birbirine bastırıp yürümeye devam etti. 

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 27 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Sonsuz KaranlıkBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin