Su, Ateş'in kuruttuğu yerleri canlandırabiliyordu. Peki ya ateş suya ne yapacaktı? Savaşın sonunda suyu yakıp Ateş mi kazanacaktı yoksa Su kazanacak ve Ateşi tekrar mı yaratacaktı?
Kutuyu açtığımda içinden bir kolye çıktı. Kolyenin ortasında kırmızı, küçük bir cam kalp vardı. Kolyeyi saran biri siyah biri beyaz kalp şeklini almış iki tane kanat vardı. Siyah kanadın üstünde siyah, beyaz kanadın üstünde beyaz taşlar vardı. Kalp şeklindeki kanatların alt sivri ucunda bir su damlası misali kırmızı renginde taş vardı.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
" Özür dilerim. " dedim.
" Niçin? "
" Hediye konusunda ciddiye almamıştım seni. "
" Söylediklerin için pişman değilsin yani? " dedi sorarcasına.
" Değilim. "
" Ben annemin oğlu gibi değilim yani? "
" Biraz abartmış olabilirim. " diye fısıldadım.
" Duyamadım. "
" O konuda biraz abartmış olabilirim dedim! " Bu sefer az önceki hâlime tezat bağırıyordum. Jack gülerek dudaklarını yaladı ve gözlerini devirdi. Bu dudağını yalama olayını şu sıralar çok fazla yapıyordu ve bu benim akıl sağlığım için hiç iyi değildi çünkü dikkatim dağılıyordu.
" Diğer söylediklerinden pişman değilsin yani? "
" Beni Axell Grant Trouble'a götürecek misin? "
" Soru sordum. "
" Beni götürecek misin? "
" Soruma cevap ver. "
" Götürecek misin?! "
" Sorumdan kaçma! "
" Değilim! Pişman falan değilim! Yine olsa yine söylerim! " dedim bağırarak. Jack'in gözlerini sinir bürümüştü. Bileğimden tuttuğu gibi beni kapıya doğru çekiştirdi.
" Ne halt ediyorsun?! Hemen bırak bileğimi! " diye kargaşa çıkarttım.
" Gidiyoruz. " dedi Jack bu zamana kadar gördüğüm en ciddi ifadesiyle. Kapıyı açamayınca sinirle sıktığı yumruğumu makyaj masama geçirdi. Sonrasıysa benim için ağır çekimde ilerlemişti. Yıllarca gözüm gibi baktığım, partide melodisi çalan müzik kutumun montesi kırık kapağı yere düştü ve dışı camla kaplı kapak yere düştü. Kapağın kırılan cam sesi odada yankılandı. Kalbimin kırıkları da benim vücudumda yankı yapmıştı. Jack de duymuş muydu kalbimin kırılma sesini? Anlamış mıydı sadece kapağın camını kırmadığını? Artık müzik kutumda her insan gibi hasarlıydı. Koruyamamıştım...
" E- Ellie özür dilerim. " dedi kekeleyerek. Yanlışlıkla olmuştu değil mi? O da sadece affet diyecekti, annem gibi...
" Ellie özür diledim. Lütfen ses ver, konuş Ellie lütfen. " dedi Jack yalvarırcasına. Annem de yalvarmıştı konuşmam için değil mi? Ayaklarım beni daha fazla taşıyamadı ve dizlerimin üstüne düştüm. Bugün ben düşmüştüm ama o gün annem düşürmüştü. Gözlerimin önüne yıllar önce en derinlere gömdüğüm o ân geldi. Lanet olası bir flashback yaşadım. Sanki o güne tekrar dönmüştüm, canım o gün ki gibi yanıyordu. İki yaşındaydım. Müzik kutumun melodisi hâkimdi odama. Uykumun en tatlı yerlerindeydim, daha yeni yeni dalıyordum. Kapım olabildiğince sert açılınca irkilerek yataktan kalkmıştım. Annem müzik kutumun melodisinden rahatsız olmuştu. Halbuki ne kadar da güzel geliyordu bana. Bağırdı, esti, gürledi, ağır laflar etti. Küçücük kız bile alışmıştı annesinin bu hâline. Eli müzik kutuma gidince koşarak kaptığım gibi müzik kutumu kucağıma aldım. Alsaydı zarar verirdi, biliyordum. En azından şimdi bana zarar verecekti, o sağlam kalacaktı. Sinirle soluyup boğazıma yapıştı. Çok sıkmıyordu ama uzun tırnakları boynuma batıyordu. Bir yaşındaki kız kardeşim Elena emekleyerek kapımın önüne kadar gelmiş, ağlıyordu. Annem dayanamamış beni bırakıp söylenmeye başlamıştı. Bu kadar mı bıkmıştı bizden? Bu kadar mı katlanamıyordu bize? Bir anda müzik kutumu elimden almaya çalıştı. Bırakmadım, parmak boğumlarım beyazlaşmıştı. Kutunun kapağı monteli yerinden çıkmış, annemin elinde kalmıştı. Gözlerimden bir yaş döküldü. Annem benim de ağlamama katlanamayarak beni ittirdi. Kafamı yatağımın yanındaki küçük çekmeceye çarpmamla yere yığılmıştım. Sıcak bir sıvı başımdan halıya damladı. Kırmızı renk kirpiklerime değdi, gözlerimi ıslattı. Sanki küçük kardeşim Elena'nın ağlaması bir şeyler olduğunu anlamış gibi daha da şiddetlenmişti. O gün karanlık beni hapsetmeden önce kan kırmızısının esiri olmuştum. Annem çığlıklar içerisinde korkuyla beni sarsıyordu.