Alfa türünün tükenme noktasına geldiği, üremenin durduğu kırsal topraklara şehirde yetiştirilmiş asker alfaların gönderilmesine karar verilir. Min Yoongi de bu grubun içindedir ve görevi öğretmenliğin yanı sıra tıpkı köye gönderilen diğer alfalar gi...
selamlar! Upuzun bir bölümle geldim, bol bol soft göreceğiz yine alın bakalımm🤝 oy sınırı 300
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
🫃🏼
"You are my treasure, I'm your soldier."
Aradan üç gün geçmişti. Köye ne gelen vardı ne de giden. Merkeze düşen bilgiye göre heyeti getiren tren yolda ufak bir kaza atlatınca heyet daha korunaklı bir yere nakledilmişti, söylenene göre yalnızca bir arızaydı ama devlet yine de pusuya düşme tehlikesine karşın önlemini almıştı. Heyetin ne zaman vuracağı bu yüzden merak konusuydu. Yoongi, her an burada olabilirler, dedikçe süre uzuyordu sanki.
Bana kalırsa bu işte bir bir yeniği vardı. Yoongi'nin başına bu talihsiz olay geleli neredeyse iki hafta olacaktı. Nasıl hâlâ kimin başının altından çıktığı bulunmazdı, anlamış değildim. Ne zaman hayıflanarak bunu düşünsem ablam çenemi kapatmamı söylüyordu. Çok düşünmek yavrumu strese sokarmış, öyle deyince ben de hemen karnıma kollarımı sarıp tüm bu şeyleri düşünmemeye çalışırım.
Bugün Yoongi'yi hastaneye götürmek için çok ısrar ettim. İkna olduğunda ilk kez arabanın anahtarlarını kaptığım gibi şöför koltuğuna geçtim. Benden bir şeyler istemekten, genel olarak insanlardan bir şeyler talep etmenden nefret ediyor, buna çok yabancı. Ama onu düzelteceğim. Dört gündür onunla aynı evde yaşıyor olduğumuzdan buna ister istemez alışmaya başladı. Her istediğini o söylemeden yapıyor, etrafında pervane oluyorum. Onun mutlu ve sağlıklı olması için her şey yaparım.
Namjoon ile konuşurlarken gözüm daldı. Ayaklarımı bir o yana bir bu yana sallandırıp duruyordum, aklımda sürekli bir soru işareti vardı. Namjoon'un arada bir yüzüme attığı kaçamak bakışların ne ifade ettiğini de çok iyi biliyordum. Söylesene artık.
Yoongi'ye küçük sırrımı söylemediğim için bir kötü hissediyorum ama bir türlü doğru an gelmek bilmiyordu. Sadece damarlarına zerk edilen o pis zehirden tamamen kurtulsun ve benim için endişelenmesin istedim fakat bu git gide bir işkenceye dönüşüyor.
"Perşembe günü tedavinin son aşamasını da uyguladıktan sonra özgürsün. Yalnız omzundaki sargıların bir süre daha kalması gerek, zorlamıyorsun ve ilaçlarını da aksatmıyorsun da ayrıca. Tüm söylediklerim uyarsan tamamen iyileşmen bir ayı bulmaz."
"Tamam tamam,"diye söylendi huysuzca.
"Güzel."
"Askerliğe ne zaman döneceğim? Bir ay çok uzun bir süre."
"Kafa iznin var işte, neden şükretmiyorsun," diye sordu Namjoon. Bu süreçte asker- komutan ilişkisini aşmışlardı, iyi arkadaşlar olduğu gözümden kaçmıyordu, artık ona komutanım demiyordu, Yoongi ona böyle söylemiş olmalıydı.