Alfa türünün tükenme noktasına geldiği, üremenin durduğu kırsal topraklara şehirde yetiştirilmiş asker alfaların gönderilmesine karar verilir. Min Yoongi de bu grubun içindedir ve görevi öğretmenliğin yanı sıra tıpkı köye gönderilen diğer alfalar gi...
hihihi tatlış mı tatlış bir bölümle geldik!! Bu bölüme biraz taekook da serpiştirdik özlemişsinizdir dimi🫶
iyi okumalar, bol yorum bekliyorum 💗
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
☃️
Park Jimin, alfaların köye ayak basmasının üzerinden geçen altı ayda ona bir ömür boyu yetecek kadar deneyim edinmişti. Altı ay önce olduğu insandan farklı olduğunu hissediyordu. Geceleri başını yastığa koyduğunda insanların ona kötü hissettirdiği anları tekrar tekrar zihninde canlandırıp gözyaşı dökmek veya kötü anıların zihnine akın etmesine izin vermek yerine iyi olana odaklanıyor kendini heba etmiyordu mesela.
Jieun'u ne zamandır düşünmemişti? Halbuki Yoongi gelmeden ve ona iyi bir öğretmen olmadan önce her gece kabuslarının baş kahramanıydı o omega. Eski arkadaşı. Bir zamanlar onu sevmiş, kalbini kırmasına rağmen onu sevmeye devam etmişti. Şimdi ise bu yalnızca kırk yılda bir hatrına düşen önemsiz bir silüetten farksızdı. Kalbinde açtığı yaraları onarmıştı artık.
Neden bunca zaman kendini heba etmişti ki? Jieun ve zorba takımının cümlelerine bu kadar kafayı takıp kendini dış dünyaya kapatmıştı. Kuşkusuz bu aile ilişkilerini daha da güçlendirmiş, onlarla daha fazla vakit geçirmesini sağlamıştı fakat arkadaşlık ilişkilerine gelindiğinde özgüvensiz tutum sergilemesine de neden olmuştu.
Ne zaman dışarı çıkacak olsa kendini kalabalıklar ardına gizleme isteği duymuş, kendinden utanmış ve diğerleriyle karşılaşmaktan ürkmüştü. Belki de en kötü versiyonuna dönüşmüştü.
Ya da belki bu aldığı en iyi hayat dersiydi. Emin değildi. Tek bildiği artık onu kötü hissettirenlerin can yakan esaretinden kurtulmuş olduğuydu. Artık insanlarla kolayca arkadaşlık kurabilecek kadar açılmıştı. Kuşkusuz bunda Taehyung'un da parmağı vardı. Ona çok kıymetli şeyler öğreten diğer insan oydu. Onun gibi güçlü görünmeye kafayı takmıştı bir zamanlar.
Üzerinden milyon yıl geçmiş gibiydi. Böyle mi hissettirirdi? Hamile olmak? Sanki gençliğinin toy dönemini geride bırakmış da hayat denen bu kargaşada artık çaylaklıktan ustalığa yükselmişti. Karnındaki yavruyla birlikte o da büyüyüp filizleniyordu. Her anlamda. Oysa ki yalnızca aylar önce farklı bir insandı.
Geçirdiği zor günlerin altından kalkmayı Yoongi'nin aşkı sayesinde bilmişti. Alfası artık güvende ve sağlıklıydı. İyiydi iyi olmasına fakat Jimin işin sonunun nereye varacağını da merak etmiyor değildi. Köye tam anlamıyla fırtına öncesi sessizlik hakimdi, köye giriş çıkışlar yeni nakledilen toplamda 50 asker tarafından yedi yirmi dört gözetleniyor, kıdemlilerden habersiz kuş uçmasına izin verilmiyordu. Kısacası köyde hapistiler, hiç kimse ikinci bir emre kadar bulunduğu yeri terk edemiyordu.
Jimin merkeze her indiğinde havadisleri yakalamak için biraz oyalanıyor ve dedikodulara kulak kabartıyordu çünkü Yoongi onunla bu konu hakkında pek konuşmuyordu.